Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Hunlar ait hiç mezar bulundu mu?

“Altay’da Büyük Hun devletinin  kültürünü temsil eden başlıca kurganlar şunlardı: Katanda, Pazırık, Şibe.

Hemen hemen aynı devre ait bu kurganlar, Altay bölgesinin en eski prens mezarları idi. Radlov, Katanda bölgesinde iki kurgan tipi tespit etmişti. Bunlardan birincisi büyük tip, diğeri de küçük tip mezarlardı. Büyük kurganlar, küçüklere nazaran daha eski idiler.  Büyük kurganların hepsi de mezar hırsızları tarafından bir defa yoklanmıştı. Fakat hırsızlar, ekseri kurganlarda tabutun gömüldüğü yere kadar inememişlerdi. Bu kurganlardan birinin iç kısmının genişliği 20 metre kadardı.

Bu geniş kurganda altı tane at iskeleti bulundu. Ele geçen eşyalar arasında, eğri bir Türk kılıcı da vardı.

Mezar odası yukarıdan aşağıya doğru daralmakta  ve orta kısımda ise tabutların konduğu yer bulunmakta idi. Tabutun konduğu yerin tavanı ve yan duvarları büyük karaçam kütükleri ile kaplanmıştı. İki ceset, üçer ayaklı iki sedye üzerine bırakılmıştı. İskeletlerin boyları, 1.80 metreye yakındı. Öyle anlaşılıyor ki, bu mezarda insanlarla hayvanların gömüldükleri yerler birbirinden kalın bölmelerle ayrılmıştı. İskeletlerin başı doğuya doğru konmuştu.

Elde edilen başlıca buluntular elle yapılmış ağaç hayvan figürleri ile buzlar arasından çıkarılan elbiseler idi. Altın kakmalı düğmeleri, altın süsleri bulunan bu elbiseler, kırmızı ve yeşil kumaşlardan yapılmıştı. Bazı bilginlerin fikrine göre Katanda elbiseleri İran elbiseleriyle aynı olabilirdi. Bazıları ise bunları bugün dahi Sibirya’da yaşayan elbise tipleri ile mukayese etmişlerdi. ..

Katanda’da bulunan atlar da cins itibariyle Pazırık atlarına benziyordu. Katanda kurganlarının kronolojisi de münakaşalıdır. Katanda kurganı M.Ö. 2-1. asırlara ait olmalıdır.”

“Pazırık buluntuları, müteaddit yerlerde  dağınık olarak serpilmiş birçok mezardan müteşekkildi. Bunlar arasında yalnızca beş kurgan kayda değer mahiyette idi. Pazırık kurganlarının kronolojisi hala münakaşalıdır. Bütün bu münakaşalara rağmen bu kurganların M.Ö. 2-1. asra ait buluntular olmaları çok muhtemeldir. Katanda kurganlarına yakın bir devre aitti.

Pazırık kurganlarında bulunan iskeletlerin büyük bir ekseriyeti beyaz ırka mensuptu. Cesetlerin mumyalanmış olması,ırkların tespitinde çok işe yaramıştır. Ekseriyeti teşkil eden bu beyaz ırk içine, az miktarda Mongoloid unsurların da karışmış olduğunu görüyoruz. Prof. Debets’e göre bu Mongoloid unsurlar, Altay Dağları’nı işgal eden Hunlar olmalıydı. Fakat biz Hunlar’ın tamamen Mongoloid bir ırktan teşekkül ettiklerini bilmiyoruz. Esasen Debets’in nazariyesi, Orta Asya’nın tarihi tekamülüne de aykırıdır. Büyük Hun Devleti’nin ricali arasında muhakkak ki mongoloid olanlar da vardı. Fakat bu tipi bütün Hun büyüklerine teşmil etmek doğru değildir.

Pazırık kurganları, tip itibariyle Şibe ve Berel kurganlarının benzerleri idiler. Etrafları tomruklarla kaplanan mezarların tavnları da kumaş ve keçelerle örtülürlerdi...

Mezar odasının üst kısmı, üzerindeki toprak tabakasına tahammül edebilecek şekilde birkaç kat daha tomruklarla tahkim edilir ve bunun üzerine de ham toprak serilir, ham toprağın üzerine de taşlar yığılırdı. Atlar, insanlara mahsus bu mezar odasının dışına gömülürdü. Bu tip mezarlar Hun kültürünün müşterek bir hususiyeti idi. ... Bilindiği üzere ağaç oymacılığı, Hun çağına ait kültür merkezlerinin müşterek bir hususiyeti idi. At koşumlarına ait çeşitli süsler, küçük masalar, kaplar, hayvan elleri ve birçok ev eşyası hep ağaçların yontulması suretiyle yapılmıştı. Hunlar’da ağaç torna işleri nin de oldukça ileri olduğu anlaşılıyor. Ağaç işçiliğine ait ikinci teknik ise dülger veya marangoz işleri idi. İkinci Pazırık kurganının duvarları biçilmiş tahtalar ve tomruklarla kaplanmıştı. Bu tomruk ve tahtalar ve tahtalarda balta ağızlarını da açık olarak görmekteyiz.”

(Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi, S 61-64)