|
|
|
|
Hunlar mı Avrupalılar mı
daha barbardı? “Hunlar çağdaşları olan Avrupalılar’dan daha barbar değillerdi. Yani Cermenler, Keltler, Kantabırlar; Arkadi, Fessali, Epir’de (Yanya) yaşayan Helenler’in büyük bir kısmı. Bunlardan sadece Atinalılar,
Korinler ve Romalılar müstesnadır. Acaba niçin ‘Gunlar’ (Avrupa’da yaşayan
Hunlar) kelimesi ‘vahşi’ kelimesiyle eşanlamlı hale geldi? ‘Asker ve Grek’in yazarı,
itimada şayan tarihçi (!) Ammian Marcellinus’un Gunlar’ı anlatırken yaptığı gibi
belli bir garazkarlıkla bunu izah etmek mümkün değildir. Kaldı ki Persler tarafından
müttefik olarak Mezopotamya’ya getirilen ve Hunlar’la savaşan Hionitler’den hiç
bahsetmezken, barbarlar arasına sadece Gunlar’ı seçmek gereksiz bir şeydi. Anlaşıldığı kadarıyla Ammian
Marcellinus’un elinde geçerli sebepleri yoktu. Diğer yandan Çinli
tarihçilerden Sıma Tsiang’, Wang’ Hu ve bazıları Hunlar’dan saygıyal
bahsetmişler; onların kendi gelenekleri, kültürleri bulunduğunu, entelektüel bir
kesime sahip bir toplum olduklarını belirtmişlerdir. Hatta Çinliler ilkel kabul
ettikleri, Çinliler’e ve Hunlar’a ve karşı bağımsızlıklarına düşkün olduğunu
belirttikleri Siyenpiler’e nispetle Hunlar’ı daha yüksek bir yere koymuşlardır. Kim haklı o halde? Çinliler
mi Romalılar mı? Onlar ve diğerleri yanılmış olamazlar ama 20. yüzyılda biz her
şeyi daha iyi biliyoruz! Her iki taraf da haklıdır. Acaba meseleye başka bir
açıdan bakmak gerekmez mi? Deneyelim. Ne de olsa etnojenez konusunda epey
mürekkep yalamış bulunuyoruz. Acaba Hunlar yük ek bir
kültüre sahip mi idiler veya en azından bu kültürü başkalarından mı almışlardı?
Bir kaide olarak, etnojenezin ilk safhasında orjinal bir kültür meydana gelemez. Genç kuşaklar öyle acil
problemlerle karşı karşıya gelirler ki, bütün güçleri savaşlarda, sosyal yapı
teşkilinde ve hayat tarzını rayına oturtma sırasında harcanır gider. Hatta
sanatı dahi genelde komşularından veya atalarından adapte ederler ki, bu da
halkın kültür bölünmelerine yol açar.” (L.N.Gumilöv, Hazar
Çevresinde Bir Yıl, S.110) |