Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Hunlar’ın kaç tane atı vardı?

“Hayvan yetiştiriciliği bozkır Türkleri’nin temel uğraşıydı. Türkler’in ilk yurtları Moğolistan tam bir hayvan yetiştirme yeriydi ve gücü de buradaydı. Devletlerin orayı başkent yapma nedeni budur. Moğolistan’ın, işin ucunda bir atlar tarihi olan tarihinin biricik açıklaması da budur. Türkler’in ve Moğollar’ın tüm yeryüzündeki yazgılarını aydınlatan da budur...

Şimdi elimizde bu konuda bir değerlendirme yapmamızı sağlayacak kadar veri var. Moğolistan, 1918’de ülkeye modern ekonominin girmesinden önce, beş milyon at, bir milyondan çok sığır, yedi milyondan çok koyun ve 225 bin deveyi, yani toplam olarak, bir birim, bir at, bir deve, bir sığır ya da beş koyun hesabıyla, 3 milyon 895 bin birim hayvanı besliyordu.

Eskiden, yani savaşçılar, salgın hastalıkları, çekirge istilaları (M.S.46 yılındaki gibi), kuraklıklar küçük ve büyükbaş hayvan sayısında çok büyük azalmalara değil, ancak geçici düşüşlere yol açtığı ya da elverişli koşullar bunların sayısında aşırı artışlara neden olmadığı zaman da durum herhalde bundan farklı değildi. 

Ama 1918’de Moğolistan, savaşçı ya da fetihçi eğilimli değildi ve ülkede göçebe hayvancılığın atçılıktan çok önemi vardı. Etkinliklerin temelinde savaş yer aldığı zaman ise durum değişiyor, o zaman atlar öbür hayvanlardan daha değerli oluyordu.

Hiung-nular’ın sürülerindeki hayvan sayısı, normal zamanda kişi başına 15 ile 25 büyükbaş hayvan arasında değişiyordu. Bu sayı, en yoksul boylarda yokluk yıllarında, kişi başına ikiden aza düşer, refah dönemlerinde ise, en zengin boylarda kişi başına yaklaşık 300’e kadar çıkardı. (M.Ö.127’de yapılmış değerlendirme).

Hiung-nular’ın sayısı 1,5 milyon kadar tahmin edildiğine göre hayvanlarının sayısının da en az iki milyon, en çok da (kuramsal olarak) 45 milyon, yani ortalama bir sayıyla 30 milyon olmuş olması gerekir.

Bunların arasında, at oranının yüzde 12 ile 15 kadar, dolayısıyla 4 milyon baş kadar olması gerekir. Ama, at yüzdesinin 40’a kadar çıkabildiği düşünülürse, demek ki sonuç, ürkütücü olabilmekte, yani 12 milyon başa çıkabilmektedir. (M.S.46 tarihinde yapılmış değerlendirme).

(Karşılaştıralım: SSCB’de 1955’de 13 milyon, 1965’te 8 milyon adet at vardı.)

Özenle belirlenmiş olan bu sayılar, göçebelerin savaşa en az 2 ile 3 at götürdükleri, bunun onlara, her zaman yorgun olmayan bineklere sahip olmak olanağı sağladığı yolundaki bilgileri doğrular niteliktedir.

900.000 at, 300.000 kişilik bir ordu için yeterliden çoktur. 300.000 kişi ise, o dönem için dev bir ordu mevcudu demektir ve kuşkusuz, o dönemde bir eşi de yoktu.

Ne var ki, kimi kaynaklar, çok zaman, çağdaş tarihçilerde bence haksız kuşkular doğurarak, bunun eşi mevcutlu ordulardan söz etmektedirler. Oysa, yeryüzünün tüm piyade kuvvetleri, Uzakdoğu ya da Batı’nın ortaçağ şövalyeleri üzerinde kesin bir üstünlüğe sahip olabilmek için bu kadarı çoktu bile.”

(J.P. Roux, Türkler’in Tarihi, S.90-91)