|
|
|
|
Çin yaşam tarzı Hunlar’ı çok etkiledi......
“Boy sistemi Hun devletinin sosyal temelini teşkil etti ve Hunlar M.Ö.
1.yüzyılın ortalarında Hang İmparatorluğu’nun hakimiyetine girinceye kadar da bu
kanun yürürlükte kaldı. İdari bünye karmaşık olmanın yanı sıra esnekti de. Hayat
tarzı İskit ve Dinlin unsurlarıyla karıştığı için tekdüze değildi. Tarıma geniş
ölçüde yer verilmişti ve ekmek ve darı lapası sıkıntıları yoktu. Çinle
ilişkileri iyi ve olumluydu. Zira iki halk arasında başlayan sınır tıcareti
sebebiyle Çin’in hudut bölgeleri yağma saldırılarından kurtulmuştu. Ama bu
durum Hunlar’a telafisi imkansız zararlar getirdi. Çin ekmeği, ipeği ve ev
eşyaları bozkıra girince Hunlar’da ziraat ve sanat işleri önemini kaybetti.
Çinliler’den aldıklarına karşılık sığır ve kürk satıyorlardı.Ayrıca Hun gençleri
kabile yaşantısından kurtulmak için Çin’de paralı askerliği tercih etmeye
başladılar.
Neticede Çin hayat tarzı, para hırsı ve başına buyrukluk Hunlar arasında
yayıldı. Böylece Hun kültür birliği parçalandı ve psişik cihetten birbirine zıt
iki kutup oluştu. Bunlar
kendi kültürlerini bir yana bırakarak, yabancı kültürleri benimseyip, taht
çevresinde Çin lehine çalışan gruplar teşkil ettiler ve guduheu yani ‘mutlu
prens’ sınıfını meydana getirdiler. Bu
sonuncular doğuştan değil, yaptıkları hizmetler karşılığında prens unvanı
alıyorlardı. Bir noktada demokrasi temsilcileriydiler. Diğer
grup ise gelenek ve aristokrasi müdafii olduklarından kabilecilik ve kabile
şeflerinin otoritesinden yanaydılar.”
(L.N,Gumilöv, Hazar Çevresinde Bin Yıl, S.105) |