|
|
|
|
H’yunğ-nu kavimlerinden To-balar* kimdir, nerede yaşar? “Y :
H’yen-bi dağında kâindirler. Yün-cunğ’da otururlar. Memleketin şimali garbisinde
Vu-lo-hov vardır. K :
H’yunğ-nu boyundan bir kısmıdır. H’yen-biler’den türemişlerdir. Bir Çin erkeği
ile bir Hun kadının evlenmesiyle üremişlerdir, fakat H’yunğ-nular’da ana
egemenliği mevcut olduğundan Çinli sayılmazlar. Ecdat mâbedi makamında bir taşı
oyarlardı. Şimal
yurtlarından cenuba göç ederlerdi, taş ev içinde göğe, yere, hakanın soyuna
kurban keserlerdi. Kurbandan sonra kayın ağaçları dikerlerdi. Bunlardan tanrısal
ve kutsal orman meydana gelirdi. B : To-balar
Tanğ zamanında Danğ-h’yanğlar’ın(1) bir soyudur, sonradan Moğollar’ın
soyuna karışmışlardır. M :
Üçüncü yüzyıldan beri. D :
Pelliot’a göre konuştukları dil katî surette Tunguz dili değildir, dolayısıyla
kayutlar To-balar’ı H’yen-biler’den türedikleri fikrindedir. Şiratori bunları
Moğol olarak kabul ediyor. Taştan
ev hakkındaki haber çok ehemmiyetlidir. Malûm olduğu üzere To-balar Yün-ganğ’daki
(Şansi eyaleti) meşhur Budist mağaralarını ve sonra Lunğ-mın (H’o-nan eyaleti)
mağaralarını tesis etmişlerdir. İnşaat bir budist tarafından ilham (içe gönüle
doğma, b.n.) edilmiştir, fakat imparatorların bu mâbedleri çok sık ziyaret etmiş
olmaları göze çarpmaktadır, sonra bu ziyaretlere vakayinamelerde işaret edilmiş
olması, halbuki başka ziyaretlere ait kayıtların bulunmaması da göze
çarpmaktadır. Mağara
mâbedleri tesis etme meylinin, To-balar’da mevcut olup sonradan Budist şekilde
bir tâdile uğramış eski, yerli bir mağara diniyle ilgili olmasını pek mümkün
sayıyorum. En eski To-balar’a ait taş ev aynı zamanda bir mağara kült yeridir
–esasen mükerrer surette zikredilmektedir-. Kutsal
bir ormanın vücud bulması bununla ilgilidir. To-balar’da bir orman kültünün
bulunması muhtemeldir, zira buna işaret eden birtakım başka haberler mevcuttur:
a) Bir To-ba imparatorunun mezarından bir orman hasıl oluyor. Bir To-ba
imparatorunun zürriyetinden doğma birinin gömüldüğü yerde karaağaçlar büyüyor,
zehirlenmiş olan bir To-ba imparatoru tükürüyor, tükürdüğü yerde memleketin
hiçbir yerinde mevcut olmayan karaağaçlar büyüyor.
a)
Bu haberlerden şu netice çıkıyor: To-balar’da bir orman dini vardı, orman
dini de başka Türkler’de meydana çıkarılabilmektedir. Sonra, bundan karaağacın
onlarda ayrıca bir ehemmiyeti haiz olması icap ettiği neticesi de çıkıyor.
Bu da
daha fazla temmellendirilebilir.
....
Başka
bir sualin daha ortaya atılması gerekmektedir. Sunğ zamanından kalma bir H’i-şanğ
fov-tan adlı kitapta bir aşifte tarafından oynanan bir To-ci raksından
bahsedilmektedir. Bu raks esnasında rakseden kız pek uzun, ucu sivri ve bir
boynuza benzeyen kırmızı bir şey taşımaktadır.
Cyav-fanğ-ci’de
bu raks muhtelif başka yabancı rakslarla birlikte zikredilir. Maalesef bu
neviden tasvir pek tam değildir. Ona göre To-cı kelimesi To-ba kelimesinden
bozulmuştur. Demek oluyor ki To-balar’ın bir raksı mevzuubahistir.
Bu raks
hakkında bulabildiğim diğer tasvirler bu raksın iki tâli nevinden
bahsetmektedir, biri, asıl To-ci raksı, öteki de eğri To-cı raksıdır. Bu
dendiğine göre iki kız tarafından raksedilmektedir, kızların başlarında
çıngıraklar çalınmaktadır. Kızlar iki Lotos çiçeğine bürünmüş olarak meydana
çıkarlar. Bu
raksın nasıl yazıldığı sabit olarak mevcut değildir, bu keyfiyet yabancı bir
malzeme mevzuubahis olduğuna daima bir işarettir. Başka bir metin, doğrudan
doğruya, bu raksın garpten gelen yabancı rakslardan biri olduğunu söyler. Ben
rasın bir To-ba raksı olduğunu pekala mümkün addediyorum. Bu fikrin lehinde bir
keyfiyet, Türk kavimlerinde baş ziyneti olarak boynuzları(2) tespit
etmiş olmamızdır.
Belki,
Vu-huanlar’ın külahlarını mukayese için ele almak gerekir, fakat herhalde
Kırgızlarınkini ele almak lazımdır. Maalesef To-balar’ın menşedeki libasları
hakkında hemen hemen hiç bilgiye sahip değiliz. 480 yılı civarında bir gün
imparator sokakta şapkalı ve kısa cepkenli bir kadın görmüş. 495 yılı civarında
dar yakalı ve kısa kollu bir kadın görmüş. Her iki defa da bu hallere kızmış,
yani kadınların resmî, yani Çin libasını giymemiş olmalarına hiddet etmiş. O
halde bu eski yerli giyimi olsa gerektir. ... burada
To-balar’ı her ne kadar Türk kavimleri arasında saydımsa da, bundan emin
olmaktan uzağım... ... Çi-fu
kabilesi ‘Çi-fo da deniyor) bir kere h(yen-biler’in bir kabilesi olarak
zikredilmektedir fakat sonra da To-balar’ın bir kabilesi olarak gözükmektedir.
Bu ad bir dağ adıyla, Çi-fu-şan adıyla ilgilidir.
Çi-fu-şan
= Alaşan, bu Ho-lanlar’ın kendilerini iştikak ettirdikleri dağdır. Çi-lyen
kabilesinin adı H’yung-nular’ın dillerinin bir kelimesiyle ilgilidir: Çi-lyen
kelimesiyle ki manasının Gök olduğu söylenmektedir.
Çi-lolar
kabilesi Gav-çığlar hiç şüphesiz Türktürler. Çi-lular kabilesi evvelce H’yen-biler’in
bir kabilesi olarak tanınmıştır. Çi-lüler kabilesi Juan-juanlar’da bir klan
olarak gözükmektedir. Ci-nular’ın kabilesi 390’da daha To-balar’a düşmandır ve
Ho-h’iler’in bir kabilesidir. Cye-biler
kabilesi, herhalde Cye-piler kabilesiyle aynı olsa gerek, bu sonuncular Gav-çığ’ların
bir klanıdır. Çu-lyenler’in kabilesi, evvelce H’yen-biler’in bir kabilesi olarak
tanınmıştır. Irğ-mienler kabilesi Juan-juanlar’da klan olarak gözükmektedir. Fu-lyanlar’in
kabilesi Tu-yü-hunlar’ın bir klanı olarak gözükmektedir. Fakat Tu-yü-hunlar’ın
üst tabakası bir H’yen-bi sülâlesinden neşet etmekte idi. Ho-h’iler’in kabilesi
daha 390’da To-balar’a düşmandı, demek ki To-balar’ın cemaatine mensup değildi.
Bu ad,
Juan-juanlar’da klan olarak gözükmektedir. Ho-laylar kabilesi eski bir H’yung/nu
kabilesidir. Ho-lanlar kabilesinde tespit edilmiştir ki o H’yen-biler’e mensup
olsa gerektir. Ho-balar klanı Tu-yü-hunlar’da da klan olarak gözükmektedir. Onun
için, onun da eski bir H’yen-bi kabilesi olması mümkündür. Ho-dov-lingler
kabilesi Ho-tu-iinlerin kabilesiyle ilgilidir; bu sonuncular 390 ve 397
senelerinde To-balar’ın düşmanları idiler. Evvelce
zikredilen Ho-h’iler’le ilgilidirler. Hov-mo-cınlar da ancak 399’da To-balar
tarafından mağlup edilmiş bir yabancı kabiledir, fakat bunların nereye mensup
oldukları keyfiyeti kati olarak bilinmiyor. Hü-bular, H’yung-nular’ın bir
kabilesidir fakat H’yen-biler’de de gözükmektedirler. Hu-gu-kov-yinler’in
kabilesi belki Gav-çığ’da Hu-gular kabilesiyle ilgilidir. İ-canlar’ın kabilesi
hem garplı H’yen-biler’de hem de Gav-çığlar’da gözükmektedir. İ-fular garp H’yen-bileri’nin
bir kabilesi sıfatıyla sık sık zikredilmektedir. Bu isim Tu-yü-hunlar’ın
şimalinde bulunan ve İ-fu-vu-di adını taşıyan bir kavmin kavim adı olarak
zikredilmektedir, bu kavmin H’yen-biler’le ilgileri olmuş olması da mümkündür. Bir de
Kora’da bir Gav-li kralının adı olarak gözükmektedir. İ-dov-cüanlar’ın kabilesi
İ-dovlar klanıyla ilgili olarak gösterilebilir; bu son klan Yü-vınlar’a
mensuptur. Yü-vınlar mutad olarak H’yen-bi diye gösterilmektedir fakat o derece
Türkleşmişlerdir ki onları biz burada kültürlerinden ötürü Türkler meyanında
saydık. H’yen-biler’in son adlarında cüan son eki sık sık geçer. Ju-lolar
kabilesi H’yen-biler’den olan Tu-lolar’a mensup bir adamda geçmektedir. Kju-guan
kabilesi de Tu-holar’ın bir kabilesi gibi görünüyor. Bu suretle H’yen-biler’in
bir kabilesi olması mühtemeldir. Ku-diler ancak 399’da itaat altına alınmış bir
kabiledir. Bu Ku-diler’den bazı kimseler 526 yılında şimalî Ordos mıntıkasında
isyan etmişlerdir. Mo-yüler
ekseriya Mu-junğlar’la aynı olarak görülmektedirler; binaenaleyh H’yen-bi
olmaları mümkündür. Mu-junglar en tanınmış H’yen-bi kabilelerinden biridir. Ba-lieler’in
Gav-çığ’da Ba-liler klanıyla ilgili olması da mümkündür. Li ve lie son ekleri
çok kere adlarda birbirinin yerine geçer. Pi-lovlar’ın
kabilesi Tu-yü-hunlar’da klan olarak gözükmektedir, o halde H’yen-biler’in bir
klanı olabilir. Po-tolar hiç şüphesiz mutad olarak Po-do-lan adını taşıyan H’yen-bi
kabilesidir. Bu kabile 401’de mağlup ve ilhak edilmiştir. Sı-li-falar’ın klanı
Juan-juanlar’da gözükmektedir. Su-holar’ın klanı tamamen aynı yazılış tarzıyla
bir Gav-çığ kabilesi olarak gözükmektedir. Du-gular’ın kabilesi daha önceden
zikredilmektedir ve H’yung-nular’ın Tu-go kabilesiyle ilgilendirilebilir,
nitekim her iki kabile aynı devirde sık sık zikredilmektedir.
Du-gu-hanlar
kabilesi, Tu-yü-hun kabilesi gibi, muhakkak Tu-yü-hun kavmiyle alakadardır; bu
son kavmin yüksek tabakası H’yen-biler’den neşet etmektedir. Vey-çılar kabilesi
403 tarihine kadar Ordos sahasında müstakil bir kavimdi, bu kavmin Yüe-ciler
kavmiyle ilgili olması muhtemeldir. Vu-huanlar
kabilesi müstakil bir kavim olarak bizce tanınmıştır. Biz bunları, H’yen-biler
gibi proto-Moğollar arasında saymıştık. Vu-lo-lanlar kabilesi yukarıda
zikredilen Vu-lo-hov kavmiyle ilgili olabilir, bu sonuncuları Tunguz kavimleri
arasında saymıştık. Vu-yinler’in kabilesi Gav-çığ’da klan olarak tekrar
gözükmektedir. Yü-hun
klanının adı herhalde Tu-yü-hun adının kısaltılmış bir şekli olsa gerek. Yü-vın
klanı Yü-vınlar’ın kavminden gelir. Bu son kavim 393 yılında Mu-junglar kavmi
tarafından bel’edilmiştir (yutulmuştur, b.n.). Yüe-lolar
(yahut Yüe-cinler) 413’de mağlup ve ilhak edilen bir kabiledir. Bunlar
kabilelerin bir garp grubuna mensupturlar, fakat asıl ne tarafa mensup oldukları
henüz şüphelidir.” Y :
Boyun yayıldığı yahut sâkin olduğu yer hakkındaki kaynaklar K :
Kültür hakkındaki kaynaklar B :
Belki kısa olarak başka kaynaklara işaret, hususi Avrupalı eserler veya daha
ehemmiyetsiz olan kaynak rivayetleri ilavesi M : Bir
boyun başlangıcının kaynaklarda ilk ve takribî olarak tespiti D :
Tenkit mahiyetinde düşünceler. (1)
Bunlar Tibetli’dir.
(2)Boynuzun
Türkler’de nasıl bir rol oynadığı yeniden tetkik edilmelidir. Çünkü boynuz
kelimesi siyasi taksimatta da çok kullanılmış bir tabirdir. Bunlar,
eski Türk kitabelerinde ve Kaşgarlı Mahmut’ta Tawgaç diye adlandırılan
kimselerdir. Mahmut’a bu kelime iki mânada gözükmektedir. 1) Maçin’in adıdır. 2)
Türkler’den bir bölüktür. Bu tamamen doğrudur. Tawgaçlar’ın şimal Çini’ne hâkim
oldukları zamanlarda önceden muhtemel olarak bir Türk’ün adı olmaktan başka bir
şey olmayan Tawgaç, Çin için ad olmuştur. Orhon anıtlarında bu mânada geçen sık
sık geçmektedir. (dipnot) (W.Eberhard, Çin’in Şimal Komşuları, S.79-85) |