Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

H’yunğ-nu kavimlerinden Cye-gular* kimdir, nerede yaşar?

 “Y :İ-vu’nun garbında, Yen-çi’nin şimalinde (Karaşahr).

K : H’yunğ-nular’ın garbında Dinğ-linğler’le karışık yaşarlar. Kırmızı saçları vardır. Kara saçları çirkin bulurlar. Yeşil gözleri vardır. Yurtları soğuktur. Darı, buğday ekimi ile uğraşırlar. Güzel atları vardır. Kurttan türeyen kimselerden (bunlar Türkler!) değildirler, bilâkis bunların atası mense-mağarasında bir inekle birlikte yaşardı. Bunun saçı sarı, gözleri yeşil, sakalı kırmızıdır. Gözleri yeşil, saçlar kırmızı erkekler ellerinde dövme yakarlar, kadınlar başlarında.

B . –

M : Han zamanından beri M.Ö. 206 – M.S. 220,

D : Kayıtlar Franke tarafından toplanmıştır. Bunlar Kırgızlar’dır. Bunlara verilen muahhar bir ad Cye-cya-sı’dır. H’in-T’ang-şu bu Cye-cye-sılar hakkında şöyle yazar:

Bunların adı kâh Cye-gu kâh Cü-vu’dur. H’yinğ-nular, kendilerine teslim olmuş olan Çinli generali Li Linğ’i ‘Sağ Hsien Kralı’, Veğ Lü’yü de Dinğ-Linğler’in kralı yapmışlardır. Bu adamların hepsi uzun boylu, kırmızı saçlı, beyaz yüzlü ve yeşil gözbebeklidir. Siyah rengin uğursuz olduğuna inanır ve siyah gözbebeklilere ‘Bunlar Li Linğler’in hafidleridir (evlatları)’ derler.

Aralarında az erkek, çok kadın vardır. Gururlu ve cesaretlidirler. Erkekler ellerine, kadınlar boylarına dövme yaparlar. Hepsi bir arada yaşar ve aralarında  çok ahlâksızlık vardır.  Yeni yıla Mov-şı-ay derler. Ve üç ay bir mevsimi teşkil eder.

Bunlar yılı 12 şeyin tadadile** (ta’dâd, sayma, sayı, birer birer söyleme, sayım, b.n.)

hesap ederler. Mesela yıl ‘yin’ adlı devri işarette bulunursa, o yıla Kaplan Yılı derler. İklimleri pek soğuktur, büyük ırmaklar bile yarı yarıya donar.

Bu adamlar darı, buğday, arpa ve bir nevi yulaf eker ve bir ezme değirmeni ile bunlardan un yaparlar. Darıyı ikinci ayda eker, dokuzuncu ayda toplarlar. Darıyı yemek ve şarap imal etmekte kullanırlar. Sebze ve meyveleri hiç yoktur. Gayet büyük ve kuvvetli atları vardır ve bunlar arasında en iyi savaşanlar en yiğitleri sayılır.

Sonra devleri, sığırları ve koyunları da vardır, fakat en çok sığırları vardır, zengin köylülerde birkaç bin sığır bulunur. Vahşi hayvanlardan, vahşi at, Gu-tular, sarı koyunlar, gazallar ve kara kuyrukları bulunur. Kara kuyruklar alageyiklere benzer fakat kuyrukları daha büyük ve siyahtır. Balık olarak 7-8 kadem büyüklüğünde Mieler kılçıkları olmayan ve ağızları çenelerinin altında bulunan Mo-gınlar vardır.

Kuş olarak onlarda kartal, yabani ördek, karga, saksağan ve yabani kaz vardır. Ağaç olarak çam, kayın ağacı, karaağaç, söğüt ve pu çamı bulunur. Ağaçların bazıları o kadar yüksektir ki onlara yukarıya kadar ok atılamaz. En çok kayın ağacı vardır.

Bunlarda altın, demir ve kalay bulunur. Bunlarda her yağmurdan sonra demir bulunur. Ka-şa denen bu demirden gayet keskin silahlar yapılır. Bu demirden daima Tu-cüeler’e verilir. Silah olarak okları, yayları ve sancakları vardır. Süvariler kendilerine ağaçtan kalkan yapar ve bu kalkanlarla ayak ve bacaklarını muhafaza ederler.

Bir de omuzlarına koydukları yuvarlar kalkanlar yaparlar. Bu yuvarlak kalkanlarla kendilerini kılıç ve oklara karşı muhafaza edebilirler. Hükümdarları kendine A-jı adını kor, onun için A-jı soy adını almışlardır.

Bir bayrak (Tu= Türkçe tuğ) altında toplanırlar ve kırmızı renge hürmet gösterirler. Diğerleri kabileye göre kendilerini adlandırmışlardır. Samur ve kunduzdan elbiseleri severler. A-jı kışın samurdan bir külah giyer. Yazın külahta altın düğmeler bulunur. Külahın ucu sivri ve sonu kıvrılmıştır. Daha aşağı mevkide bulunanların hepsi beyaz keçe külah giyer.

Bıçak ve bileyi taşı taşımaktan hoşlanırlar. Fakirler hep kürk giyer ve başlarında serpuş yoktur. Kadınlar muhtelif yün kumaş, sırmalar yahut Ci-bin’nin ipeğini taşırlar. İpeği An-h’i (Türkistan), şimal sarayından yahut da Ta-şı (Tacik, Arap)lerden mübadele yoluyla almışlardır. A-jı, Cinğ dağında oturur, etrafında duvar olacağı yerde kalastan bir çit vardır.

Kendisi birbirine eklenmiş çuhadan yapılmış ve Mi-di-cı-to denilen bir çadırın içinde yaşar. Kabile reisleri daha küçük çadırlarda oturur. Bütün bağlı kabilelerle asker veren kabileler haraç olarak samur, fare, koyu renkli fare verirler.

Devlet memuru olarak altı derece vardır:

Kınçlar, Başkomutan, subay, baş arşivci, Gezal ve Da-gan.

7 kınçlar, 3 başkomutan, 10 subay bulunur. Bütün subaylar askerlere komuta eder. 15 baş arşivci vardır. Gezal’larla Da-ganlar’ın memurları yoktur.

Bütün kabileler et yer ve at kımızı içerler. Yalnız A-jı’ye çörek verilir.

Mûsikî âleti olarak di flavtaları, dümbelekleri, Şinğ flavtaları, Bi-li ve Gonğları vardır. Oyun olarak deve ve arslan oyunları, at cambazlıkları, ip cambazlıkları vardır.

Tanrılar arasında yalnız sulara ve ağaçlara kurban verirler. Kurbanlar için muayyen zamanları yoktur. Sihirbazlarına Gan adını koyarlar. Düğünlerde koyunlarla atlar, gelin hediyesi olarak verilir, zenginlerde bunların adedi yüzlere, binlere çıkar; biri ölünce yüzlerini karartmazlar, fakat ölünün etrafında üç kere dolaşır, ağlar ve ölüyü yakarlar. Sonra onun kemiklerini toplar ve bir yıl sonra bu kemikleri gömerler. Ancak o zaman tam olarak ağlarlar; kışın, üstleri ağaç kabuğu ile örtülü evlerde otururlar.

Yazı ve dilleri tıpkı H’ui-hu (Uygur)larınki gibidir. Kanunları fevkalade serttir. Haramilerin daima kafalarını keser ve bir oğul harami olunca, onun başını babasının boynuna asarlar, baba da bu kelleyi ölünceye kadar boynundan çıkaramaz.

A-jı’nın Ya’sından (yani sarayından) H’ui-hular’ın Ya’sına kadar deve ile 40 günlük yol vardır.

Bu anlatılanlar çok dikkate lâyık ve manidardır. Burada birkaç kısa izah vermekle iktifa ediyorum: Çinli Gezali Li linğ yirmi yıldan fazla H’yunğ-nular’ın yanında kalmış ve milattan önce 74 yılında ölmüştür. Şan-yü’nün kızı ile evlenmiştir. Veğ Lü milattan önce 86’da ve H’yunğ-nular’ın yanında ölmüştür.

Çin devri işareti ‘Yin’ Çin’in on ikilik devri içinde üçüncü işarettir ve 12 hayvan sisteminde ‘kaplan’ işaretine tekabül etmektedir; bu 12 hayvan sisteminin eski Türk olduğu tespit edilmiştir. Bizim metnimiz , aşağı yukarı 7.asırdan malzemeyi ihtiva ettiğinden, bu keyfiyet de Türkler’de on ikilik sistemin bulunduğuna dair eski bir bürhan** (delil, ispat, b.n.) daha teşkil eder.

Gu-tu adlı hayvan, Co-gınğ-lu da bir gergedan olarak tasvir edilmekte, zehirli olduğu fakat aynı zamanda panzehir vazifesini de gördüğü söylenmektedir. Fakat bu izah kitabın müellifince de emin bir nokta değildir. Aynı Gu-tu kelimesi, aynı zamanda, Fergana’nın şarkında bulunan Khottal memleketi de demektir, bu memleketin kralı ve halkının bir kısmı Tu-cüe, halkın başka kısımları da Sogd idi.

Onun için belki de şöyle tercüme etmek gerekir: Sarı Khottal koyunları. Fakat bu da kat’i değildir. Kelimenin kendisi herhalde Türkçe’dir. İlk iki hece Kutlu kelimesinin yazılmasında kullanılır: Gu-tu-lu. Şa-tolar’ın bir kralının adı da Gu-tu-cı idi. Dagan rütbesi Türkçe Tarkan’a tekabül etmektedir. Bi-li adlı mûsikî âleti H’yunğ-nular için tipiktir. Bunu, Lokalkulturen im alten China (Cilt 1, S.199) adlı kitabımda mufassalan mütâlaa ettim.

Deve ve arslan oyunlarının raks olması muhtemeldir. Arslan raksına bugün bile şimalî Çin’de rastlanmaktadır. Menşede bu oyunlar, Türkistan’ın ‘soğuk su törenleri’ ile ilgilidir. Bu törenler yılın sonunda yapılır...

İp cambazlıkları muhtelif garp memleketlerinde mevcut idi.”

Y : Boyun yayıldığı yahut sâkin olduğu yer hakkındaki kaynaklar

K : Kültür hakkındaki kaynaklar

B : Belki kısa olarak başka kaynaklara işaret, hususi Avrupalı eserler veya daha ehemmiyetsiz olan kaynak rivayetleri ilavesi

M : Bir boyun başlangıcının kaynaklarda ilk ve takribî olarak tespiti

D : Tenkit mahiyetinde düşünceler.

* Kırgızlar

** Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat.

(W.Eberhard, Çin’in Şimal Komşuları, S.68)