Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Hunlar iklim değişince anayurtlarını terk ettiler

“...Musonlar ve siklonlar bazen yön değiştirerek bozkırların nemlenmesine ve oralarda orman ve tundraların meydana gelmesine sebep olurlar. Miladi 2. 3. yüzyılda gerçekten de böyle bir olay vuku bulmuştur.

Bu olayın vukuuna kadar Hunlar zor bir durumdaydı ama aksakalları şöyle diyorlardı: Bizler çok kanlı savaşlarda perişan olmuş değiliz; at üstünde savaşmakta üstümüze yoktur. Bu yüzden bütün halkların en tehlikelisi biziz.

Ama bozkır kuruyup, koyun sürüleri kırılınca ve atlar bir deri bir kemik kalınca Hunlar’ın hükümranlığı sona erdi.

Ne var ki bozkır kuruyup çöle dönünce galipler de bir şey kazanamadılar. Siyenpiler akarsuların döküldüğü, göllerin henüz kurumadığı dağlara sığınmak istediler.

Ama böyle yerler çok azdı. Yukarılarda Balhaş Gölü verimli değildi. Issık Göl’ün seviyesi düşmüş, Aral ise oksit bataklığına dönüşmüş yani dip kısmında kamışlar boy atmıştı. Bu felaket iki yüz yıl devam etti.

Siklonlar ve musonlar ancak 4. yüzyılın ortalarında yeniden yön değiştirdiler. Bu akımlar daha önce Sibirya ormanlarını sulayan yağmur yüklü bulutları bozkıra taşıdılar.

Kuru ovalar yeşil örtüye bürünürken, daha önce kumla kaplı tepeler ılgın ağaçlarıyla bezendi ve atlar yeniden besili hale geldi. Huanhe, İle (İli) ve Volga nehirleri eteklerine saçılmış olan Hunlar yeniden güçlü milletler arasına katıldı. Böylece etnojenezin önündeki engeller ortadan kalkmış oldu.

Ama kurak geçen yüzlerce yılın izi kolay silinmedi ve Hunlar bir daha Moğolistan’a dönmedi.”

(L.N.Gumilöv, Hazar Çevresinde Bir Yıl, S.115)