Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Hunlar’dan önce Asya’da proto Türkler var mıydı?

“M.Ö. 3000 tarihinde, Altay Dağları’nda Oğuz tipinde veya Azilien ırktan bir kavmin yaşadığını görüyoruz. Bu kavim güneydeki memleketlerle, mesela Aral Gölü sahillerindeki kültürlerle ve hatta Çin ile temaslar temin etmiş bunuyordu. Bu devrin Altay kültürünün başlıca özelliği ise yavaş yavaş karakterini kaybederek Güney Sibirya kültürü tipine girmesiydi.

Adeta Altay ve Güney Sibirya kültürleri müşterek bir karaktere bürünmüşlerdi. Bu çağın en müessir ve ana kültürü gene Altay kültürü idi. Artık Altaylılar’ın, Orhon kıyıları, Moğol bozkırları ve İrtiş boylarına tesir etmek suretiyle gelecekteki Orta Asya kültürünün temellerini hazırlamaya başladıklarını görmekteyiz.

M.Ö. 2000 başlarında da Altay Dağları’ndaki kavimlerin ırk saflıklarını hala muhafaza ettiklerini antropolojik tetkiklerden anlamaktayız. Güney Sibirya’da ise Mongoloid ırklar hala hakim bir durumda idi. Fakat 2. binin başlarında birdenbire bu Mongoloidler’in kovulduğunu ve yerlerine batıdan gelen bir kavmin yerleştiğini görüyoruz.

Bu yeni akının Altaylar’dan gelmiş olması da çok muhtemel idi. Görülüyor ki bu çağın başlıca iki kültür merkezi, Altay Dağları ile Güney Sibirya idi. Bu her iki kültür de artık Oğuz tipinde beyaz bir ırk tarafından temsil edilmekte idi. Bu iki merkezden yavaş yavaş yayılmaya başlayan kültür tesirleri, Batı ve Doğu Sibirya ile Moğolistan’ı ve hatta batıdaki Urallar’ı bile kendi nüfuz sahası içine almaya başlamıştır. Kültür bakımından komşularına nazaran çok ileri olan bu beyaz ırk kimlerdi? Biz bu suale kendimizden oldukça emin olarak şu cevabı vereceğiz: Türkler’in ataları idiler.”

M.Ö. 1000 başlarına ait Altay kültürü hafriyat raporlarının maalesef tam olarak neşredilmemiş olması sebebi ile (Bu yapıtın ilk baskısı 1962 yılında yapılmıştır. Bizim notumuz.) hala müphem bir durumdadır. M.Ö. 1. binin yarılarında ise, Büyük Hun Devleti’ni kuracak olan kabilelerin yavaş yavaş kendilerini göstermeye başladıklarını, gerek Çin kaynaklarından ve gerekse buluntulardan anlamaktayız. Şu halde, M.Ö. 600 senelerine kadar verdiğimiz bu izahlar, Orta Asya Türk tarihinin daha iyi anlaşılabilmesi için bir giriş olarak kabul edilmelidir.”

.....

“M.Ö. 1700 tarihinden itibaren Orta Asya’da göçebe ve muharip bir kavme ait kültürün yavaş yavaş hakim olmaya başladığını görüyoruz. ‘Andronovo insanı’ diye adlandırılan bu ırk, Altaylar’ı ve Tanrı Dağları’nı kaplamıştı. Hun devrine ve hatta Göktürk çağına kadar devam etmişti. Andronovo insanı denen bu ırk bize Türk ırkının bir proto tipini teşkil ediyordu. Bunlar, Amuderya güneyindeki, Pamir’deki dolikosefallerden ve Güney Rusya’daki İskitler’den kesin hatlarla ayrılıyorlardı. Ural Dağları’ndaki Kültürlerle çok sıkı temas temin etmişlerdi. Ural Dağları’ndaki Fin-Ugorlar’la Türkler’in temaslarının da bu çağda başlamış olması çok muhtemeldi.

Orta Asya’daki ırkların yayılışını hülasa edecek olursak, Türkler’in ataları olması çok muhtemel bulunan beyaz ve brakisefal ırk, Altay-Sayan, Tanrı Dağları ve biraz da Kazakistan’a yayılmıştı.”

(Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi, 1991 tarihli 4. baskı,S.7,  Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Yayınları, VII. Dizi-Sa.42c)