|
|
Batı Hunları kimdir? “Dağılan Hun birliğinin ağırlık merkezi kuzeyden çok batı olur. Altay Dağları ile Ural arasındaki bozkırlar Türkleşir. 350 yılında Hunlar, Hazar Denizi kıyısındaki Alanlar’ın ülkesini alırlar. Ardından Anadolu’nun zenginliği onları çeker. O zamanlar Edessa adlı Urfa’ya kadar sokulurlar.Edessa Piskoposu onlar için, ‘Yecüc Mecüc’ün süvarileridir bunlar, atlarının üstünde fırtına gibi uçarlar, onlara hiçbir kimse karşı koyamaz’ diye yazar. 375’te Balamir adlı önderleri yönetiminde Don ve Dinyeper Irmağı’nı geçerler. Böylece Doğu Avrupa sınırlarını aştıkları zaman, tarihte ikinci kez önem kazanacakları bir alana girmişlerdir. Dönemin büyük tarihçisi Ammianus Marcellinus bu olayı anlatır. Bu tarihçinin Hunlara bakışı da olumlu değildir. Hunları şöyle betimler: ‘Yabancı taşkınlıkta benzerleri yok. Yüzleri kara izleriyle kaplı. Gövdeleri çarpık, beden uzuvları kalın ve küt. Enseleri boğanınki gibi biçimsiz, eğri…Öyle ki, iki ayaklı hayvana benzerler. Sürekli göç durumunda bulunurlar. Evleri arabaların üstündedir. Nerede bir umut yeli eserse oraya yönelirler. Her şeyi içlerinden gelen duygu yellerine uyarak yaparlar…Öfkelive dönektirler. Aynı günde bir sözleşmeyi bozup başka birini yaptıkları, dün düşman saydıklarını bugün dost gördükleri olur. Çiğ et ve ot kökleri yerler. Bu et, at sırtında ve kıçlarının altında iyice ezilmiştir. Oturdukları yerleri, başlarının üstünde damları yoktur. Sırtlarında parça parça olup dökülünceye kadar çıkarmadıkları keten bezleri ve sıçan derileri taşırlar. Yürürken ağır aksaktırlar. Yay ve kement kullanmada eşsizdirler. İçten pazarlıklı, yalancı, vefasız ve kararsızdırlar. Ne tanrılardan korkar, ne de insandan utanırlar.Altına karşı delice düşkünlük gösterirler. Kendilerine hükmedemezler, dönektirler.’ Tarihçi Marcellinus’un laf kalabalığı ile dolu ağzında Hunlar için pek çok kötüleyici sıfat vardır. Onları sayıp dökmekten zevk duyar. Ama gerçek pek onun sayıp döktüğü gibi değildir. Sözgelimi ‘çiğ et yerler. Bu et at sırtında ve kıçlarının altında iyice ezilmiştir’ biçimindeki savında gerçek şudur: Gerçekte atların sırtına ve kıçlarının altına koydukları et, yenmek için değil, atın sırtını yumuşak tutmak içindir. Ayrıca, devlerle yarışan bir yazgıyı gerçekleştirmek için tarih sahnesine çıkmış Hunları, daha kötü bir alın yazısı vuracaktır. Eski dünyanın yüksek kültürleri –doğuda Çin, batıda antik çağ- Hunlara öldürücü darbeler indirecektir.” (Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları, S.19-20) |