|
|
Attila tahta çıkıyor “Attila üzerine en sağlam bilgileri Bizans Tarihi yazarı Priskos verir. Attila, kısa sürede Asya’dan Avrupa’ya uzanan çok geniş toprakları, denetimine alır. İran ve Germen kökenli halkların da aralarında bulunduğu, Hun birliği çağının en büyük siyasal birliği durumundadır. Attila’nın sarayında Hun-Türk dili yanında Gotça ve Latince de konuşulur. Hun-Germen ilişkileri Avrupa halklarının yerleşmelerinde etkili olur. Germenler doğu ve güney yerine batıya yönelirler. Attila, Doğu Roma İmparatorluğu üzerine yürür.Trakya’yı boylu boyunca geçerek Gelibolu Boğazı’na dek ilerler. Bizans İmparatoru, İstanbul’a bu ölçüde yaklaşan Attila ile ağır şartlarda barış yapmak zorunda kalır. Belgrad yöresindeki bir bölüm toprağı Hunlar’a bırakır. Her yıl vergi vermeyi kabul eder. Attila’nın hükümet merkezinde her şey kendine özgüdür. Her şey özel ve özgün bir kültürün damgasını taşır. Hun Başbuğunun otağı ağaçsız ve taşsız bir ovanın ortasında, atların alabildiğine koşabileceği bir düzlükte kurulmuştur. Kullanılan eşyaların tümü ağaçtandır. Tüm otağ yeri ağaç parmaklıklarla çevrilmiştir. Başka ileri gelenlerin evleri bu açıklıklarla burasını çevreler. Bu yapılar arasında yalnız hamam taştandır. Bu lüksü bir Romalı tutsak yaratmıştır. Attila gerçek bir Hun, özgün bir Hun başbuğudur. Tanrı eli ile seçildiğine inanır. Bu kanıyı besleyen başlıca belirti, Tanrı’nın ona çoktandır aranan kutsal kılıcı buldurmasıdır. Bu kılıç Hun başbuğlarınca tanrısal savaş kılıcı olarak çoktandır kutsanır. Uzun süredir yitmiştir. Şimdi bir inek onu meydana çıkarmış, çoban da bulup getirmiş, Attila’ya vermiştir. Böylece Attila kendini Tanrı’nın seçtiği başbuğ olduğuna inandırmıştır. Bu inanç Cengiz Han’ın yaşamında da hiç eksik olmayacaktır. İnsanların eylemlerini hayvanların etkileyip yönelttiğine inanılacaktır. Hunları Maiotya bataklığından (Azak Gölü’nden) buyana bir geyik getirmişti.” (Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları, S.21-22) |