|
|
Hazarlar’ın “dönüşü” “Bu tarihte Müslümanlar eski cihat ruhunu yitirmişlerdir. Halifelik iç karışıklıklar içindedir. Bu yüzden Araplar’ın kuzeyde güçlü bir üs kurmalarına olanak bulunmaz. Nitekim bir süre sonra Mervan, Şam’da halifeliğe oturuyor ama sonra da halifelik Abbasi soyunun eline geçiyor ve Mervan öldürülüyor. Bu arada Hazarlar Araplar’a karşı saldırıya geçtiler. Kafkasya’yı aştılar. 779 yılında Harun Reşit döneminde Irak’a kadar ilerlediler. Hazar tarihinin önemli yanını Bizans bağdaşıklığı ve dinsel siyasası oluşturur. Bizans’la barış, Hazar ülkesine belli bir düzen ve kültürel gelişme getirmiştir. Hazarlar, öbür Türk halkları arasında , çok erken dönemlerde yerleşik yaşama geçmişlerdir. Hazarlar geldiklerinde ileride bir bölümü Rusya’ya kalacak olan bu topraklar işlenmez. Ülkeye hiçbir şey yetmez. Ticari yaşamda büyük bir gelişme kaydetmişlerdir. Hazar Hanlığı’nın ekonomik yapısı daha çok alışverişe dayanmıştır. Dışalım ve satımda büyük başarı kazanmışlardır. İtil, Volga Irmağı kıyısında olması nedeniyle, özellikle alışveriş için uygun bir yerdir. Don boylarında, 835 yılında Bizans ustalarının yardımıyla Sarkel Kalesi’ni yapmışlardır. Kale olarak kurulan bu gibi yerleri de alışverişte kullanmışlardır. Hazar kentlerine ve konaklama yerlerine akın akın gezginler ve satıcılar gelmiştir. Böylece Hazar ülkesi, döneminde dünyanın çok kültürlü ülkelerinden biri olmuştur. Hazarlar, erken dönemde kent yaşamına geçmiş Türk halklarındandır. Bu kentleşmeye karşın Hazarlar’ın esas kitlesi yarı yerleşik göçebelerdir. Yılın bir bölümün sürüleriyle birlikte otlaklarda geçirir, kışın belli yerlerde otururlar.” (Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları, S.63) |