Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Hazarlar kimdir?

“Hazar adı, ilk kez Kuzey Asya’da On Uygur birliği içinde geçiyor. Bu nedenle Güney Avrupa’ya bu Uygurlar’ın bir bölümüyle birlikte geldikleri sanılır.Kimi bilginler Hazarları, Batı Hunları’nın soyundan sayar.

Hazar adı, Batı Gürcü ve Ermeni belgelerinde 2-3.yüzyıllarda geçer. Kesin biçimde 626 yılında ortaya çıkarlar. Bu tarihte Bizanslılar’dan Sasani İran’a saldırıya geçmek için yardımcı güç olarak, kırk bin kişilik atlı birlik ister. Bizans İmparatoru ile Hazar önderleri Tiflis surları altında görüşme yaparlar. Bu olayı anlatan metin, Hazar Tarihi için güzel bir başlangıçtır. Kuşkusuz bu görüşme Hazarlar’ın güç ve ün kazanmalarından sonradır. O sıralar Hazar Denizi çevresi ile Karadeniz yöresindeki geniş alanda yaşarlar. Kimi ülkeler, onların adıyla anılır olmuştur.

Bizans-Hazar işbirliğinin yapıldığı dönem, Bizans’ın gücünün gerilediği yıllardır. İşbirliği iki yan için de yararlı olur. Bizans, askeri bakımdan güçlü bir bağlaşık kazanmıştır. Hazarlar ise Uzakdoğu malları için iyi bir Pazar bulmuştur. Bu bağlaşma, iki yan arasında herhangi bir bunalım nedeniyle pek bir zarar görmez. İki yüz yıl boyunca soğumadan sürer. Sözgelimi, bir keresinde ülkesinden kaçmak zorunda kalan Bizans İmparatoru, Hazar önderlerine sığınır. Hazar Hanı’nın kız kardeşiyle evlenir. Bir keresinde de, Bizans İmparatoru Hazar Hanı’nın kızıyla evlenir ve bu evlenmeden doğan çocuk daha sonra Hazar Leon adıyla Bizans tahtına oturur.

Hazarlar’ın asıl karşıtları Araplar’dı. Hazar ülkesi, Araplar’ın doğal ilerleme yolu üzerinde bulunuyordu. Muhammed’in ölümünden (632) birkaç yıl sonra, daha Halife Ömer döneminde halifelik orduları Kafkaslar7a yönelmişti. Kuzey ovalarında kendilerine pazar arıyorlardı. Her şeyi önlerine katarak kuzeye doğru ilerliyorlardı. Doğal bir engel olan Kafkas Dağları’na varmışlardı. Bu engel aşıldığında Doğu Avrupa topraklarının yolu açık demekti. Arapları Kafkas engelinde düzenli, güçlü bir ordu bekliyordu. Araplar’la Hazarlar arasındaki bu savaşlar yüz yılı aşkın bir süre devam etti.”

(Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları, S.61)