Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Batı Göktürkleri nasıl eğleniyordu?

T’ong Şe-Hu Kağan’ın toyunda neler oldu?

“Kağan üstadı (Çinli rahip Hüen-Çang’ı) demirden yapılmış, üzerine hasır ve yastıklar konmuş bir koltuğa oturttu. Kağan ise tahtında oturuyordu. Bu toya Koçu ve Çin elçileri de çağrılıp kağana takdim edildiler; getirdikleri armağanlar kağana gösterildi. Kağan armağanların her birini ayrı ayrı yakından gördükten sonra memnuniyetini belirtti. Bundan sonra elçilere şarap sunulmasını emretti. Bu sırada çalgı takımı da musiki parçaları çalıyordu. Kağan, devlet erkanı ve elçiler birlikte içiyordu. Kadehler boşalınca dolduruluyordu. Üstada da üzüm şarabı ikram ediliyordu. Çalgı takımı ise gürültülü havaları ile otağın her tarafını dolduruyordu. ‘Bu musiki her ne kadar barbar musikisi ise de, kulağa hoş geliyor, kalbe genişlik ve neşe veriyordu.’ Az sonra başka yemekler getirildi. Haşlanmış veya kızartılmış etler konukların önüne yığılıyordu. Üstada ise hususi surette hazırlanmış yemekler sunulmuştu. Bunlar piriniç pastası, kaymak, süt, kurabiyeler, bal gömeci, türlü üzümler ve başka yiyecekler idiler. Yemek bittikten sonra kağan yeniden şarabı devrettirdi. Kağan yükündükten sonra üstaddan Buda dininin ilkeleri hakkında bilgi vermesini rica etti. O da verdi. Kağan üstadın ‘on fazilet’ ile diğer hususlarda verdiği bilgilerden pek memnun kaldı.” (S.14)

“Şölen esnasında bir çalgı takımının musiki parçaları çalmasına da belki, Türk geleneklerinden biri olarak bakılabilir. 1432 yılında Milano elçisi Edirne’de 2.Murad’ın sarayında kendisi için verilen bir ziyafette yemek yerken az ileride ozanlar, gür sesleri ile kopuzları eşliğinde Türkler’in atalarının kahramanlıklarına dair destanlar okuyordu. Türkler’in eti haşlanmış olarak yemekten hoşlandıkları ve eti en fazla bu tarzda yedikleri de bilinmektedir.

(Faruk Sümer, Eski Türkler’de Şehircilik, S.15)