|
|
|
|
İstemi Han’ın otağı göz kamaştırıyordu!“(Bizans elçisi b.n.) Zemark’ın,
tavrını koruma çabasına karşın gözleri kamaşır; kağan her an bir atın
çekebileceği iki tekerlekli, altın bir tahtta oturmaktadır ve çadırı dünyanın
en güzel renkleriyle dokunmuş ipeklerle süslenmiştir. Her yerden zenginlik akmaktadır;
orada burada heykeller, hükümdarın altın yatağı, kavanozlar, ibrikler ve
üstü açık iki tekerlekli altın arabalar; altın kaplamalı ahşap sütunlar,
altın dört tavuskuşu heykeli üzerinde yükselen altın yaldızlı bir yatak
bulunmaktadır. Arabalar gümüş kap kacakla ve yine
gümüş ‘hayvan biblolarıyla’ doludur. Theophylacte Simocatta, Türkler’in
Persliler’den aldıkları altınla koltuklar, kupalar, kürsüler, at süsleri
ve silahlar yaptıklarını anlatır. Çinli hacı Niuan Tsang (Xuan Zang)
av partilerinden birinden söz ederken Tokmak’ın yanında gördüğü kağanı
şu sözlerle anlatır: ‘Saçları açıktadır ve üzerinde yeşil saten bir
pelerin vardır. (...) Saçları örgülü, hepsi de brokar pelerin giymiş
yaklaşık iki yüz subayla çevrilidir. Ordunun geri kalanı uzun mızraklar,
bayraklar ve yaylar taşıyan, ince dokunmuş kaliteli yünlü kumaşlar ve kürkler
giymiş atlı ya da develi süvarilerden oluşmaktadır. Sayıları o kadar
fazladır ki, hükümdarın maiyeti göz alabildiğince uzanmaktadır.” (Roux, Orta Asya Tarih ve Uygarlık,
S.137)
|