Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Atın kuyruğu niçin kesilir?

“Azeriler’in tertip ettiği yas merasimlerinin Kitab-ı Dede Korkut’ta muayyen izleri vardır. Mesela İç Oğuz Dış Oğuz’a Asi Olup Beyrek Öldürüldüğü Boy’da ağır yaralanıp, öleceğini hisseden Beyrek der ki:

Yiğitlerim, yerinizden uru durun,

Ak-boz atımın kuyruğunu kesin!

... Goçağın divanına çapıp varın. Ak çıkarıp kara giyin!

Sen sağ ol, Beyrek öldü, deyin!

Beyrek’in ölümünü dostları, ailesi böyle karşılar.

‘Beyrek’in babasına, anasına haber oldu, Ak evi eşiğinde şivan koptu. Kaza benzer kızı-gelini ak çırakıp kara giydiler. Ak-boz atının kuyruğunu kestiler....’

Kahraman için en değerli şeylerden biri onun atıdır. Atın kuyruğunu, yelesini kesmek, onun ömrünü kısaltmak, ölüme mahkûm etmek gibi düşünülmektedir. Umumiyetle atın kuyruğunun, yelesinin kesilmesi kesinlikle sahibine mal edilir. Bu inanç at sahibini alçaltmak, rüsvay etmek demektir. İlk devirlerde böyle hareketler intikam almak maksadıyla edilmiştir.

Deli Kür romanında Çahandar ağanın başına böyle bir iş gelir:

‘Bedenini üşütme götürdü. Gözlerine bir hayli ananmadı. Sarhoş gibi iki üç defa atın etrafında dolandı, elini bir de atın yanına çekti. Çot ve dikenli tüyler onun avucunu yaladı. Her şey aydın idi. Atın yelesini, kuyruğunu kırkmıştılar. Ona bir daha sataşmışlar, onu tahrik etmiştiler.’

Bir yaş destanında:

Yığılıban, ağlayıban doldular,

Reht-i vücudum tamam soydular,

Namazımı gılıp gabre goydular,

İnkir, Münkir ile oldum hoş göftar.

Ölüm olayından sonra yapılan işleri anlatmaktadır.”

(Erdoğan Altınkaynak, Azerbaycan Türkleri Kayseri Avşarları ve Araplarda Ağıt Söyleme Gelenekleri İle Bunların Mukayesesi, Türk Dünyası dergisi, Sayı 21, Yıl 2001)