Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Ebû Nasr el-Fârâbî kimdir?

“Şaş bölgesindeki Fârâb’dan bir Türk’tür. İslâm dünyasının yetiştirdiği en büyük filozoflardan ve alimlerden biridir. Ona, el-Muallim el-Sânî lakabı verilmiştir.

Başta İbn Sinâ olmak üzere pek çok felsefeci Aristo’yu onun şerhleri (açıklamaları, b.n.) sayesinde anlamıştır.

Bu büyük filozof örünün büyük bir kısmını Irak, Şam ve Mısır’da geçirmiştir. Halep sahibi Seyfüddevle’nin himayesini görmüş, 950 yılında Dımaşk’ta ölmüştür. Eserlerinin çoğunu Şam’da yazmıştır. Arâ’ü Ehl el-Medînet el-Fâzıla adlı eserinin sonunda ‘Ebû Nasr el-Fârâbî bu eserin te’lifine Bağdat’ta başladı. Hicri 330 yılı sonunda malzemelerini Şam’a götürdü. Kitabı H.331 yılında Dımaşk’ta tamamladı. Sonra biri, açıklaması için sonuna fasıllar ilave etmesini istedi. Bunları H.337 yılında Mısır’da tamamlayıp kitabın sonuna altı fasıl halinde ilave etti’ denmektedir.”

(E.İhsanoğlu, R.Şeşen, Araplarla Türkler’in İlk Temasları, İki Tarafın Bakış Açısından Türk-Arap Münasebeti, s.27)

“Türkler’den çıkmış önemli alimlerden biri de el-Farabî’dir. El-Fârâbî, Türk bölgelerinden olan Fârâb’a nisbetle verilmiş bir isimdir. Kendisi H.3. yüzyılın sonlarıyla 4. yüzyılın başlarında (Miladî 9-10.yüzyılda) yaşamış büyük bir İslâm filozofudur. Muallim-i Sânî diye bir pâyeye mazhar olan el-Fârâbi, Arapça ve Türkçe’nin yanı sıra Farsça, Yunanca ve Süryanice’yi çok iyi bilirdi.”

(Saîd Abdülfettah Âşur, Arap Dünyasını Savunmada Türkler’in Rolü, İki Tarafın Bakış Açısından Türk-Arap Münasebetleri, s.367)