|
|
|
|
Çamlıdere’de Peçenek kültürü 1959 yılında, Çamlıdere Askerlik Şubesi’nde görevliyken, İlçe Ziraat Teknisyeni Raif’i ziyarete gittim. O sırada Ankara’dan bir bey geldi. Oturduk, konuştuk. Etnoğrafya Müzesi’nde görevliymiş. Ankara vilayeti dahilinde üç köy, “Peçenek” adını taşıyor; biri Çamlıdere’ye bağlı. Çamlıdere ilçe olunca, Peçenek Köyü merkezi olduğu için bucak (nahiye) olmuş. Etnoğrafya Müzesi, bu üç Peçenek köyünü incelemek için kadrosunda görevli Tarih Öğretmeni Ertuğrul Beyi görevlendirmiş. Diğer ikisinde gerekli inceleme yapılıp raporunu vermiş; sıra Çamlıdere’nin Peçenek bucağına gelmiş. Fakat Peçenek’e kadar giden otobüs yok. Çamlıdere’ye kadar Ankara otobüsü geliyor, Peçenek’e gitmek için özel araç kiralamak gerekiyor. Gittiği yerde de bir gece kalması gerek, özel araç için yolluk verilmiyor. O sebeple gitmekten vazgeçti. Raif’in altında Jeep var. Görevli köylere gitmek için tahsis edilmiş. Ben, “Hep beraber gidelim. Sen ziraate ait işlere bakarsın, ben de seferberlik hazırlıklarını kontrol ederim, Ertuğrul Bey de görevini yapar” dedim ve öyle yaptık. Bucağa vardığımızda kaynak kişilerin dağ köyünde olduklarını öğrenip komlara çıktık. Köy odasına yerleştik. O akşam odaya çok kalabalık köylü de geldi. Burası yabancılara hiç karışmamış; hepsi eski Peçenekler’in soyundan, çocukları. Yaşayıp hatırladıklarını aktardılar. Peçenek Türkleri, Orta Asya’dan çıkıp konaklayarak zaman içerisinde Karadeniz’in kuzeyinden Trakya’ya geçerler. İstanbul Boğazı’nı, atlarının kuyruklarına tutunup yüzerek Anadolu yakasına geçerler. Bolu, Gerede, Kızılcahamam yöresine ve bir kısmı da Ankara civarında yurt tutar. Birkaç köylü, dedelerinin üç etek entarilerini sandıklarından çıkarıp bize gösterdi. Bazıları dedelerinden duydukları şiirleri, manileri, bilmeceleri söyledi. Bir bilmece aklımda kaldı: Pır pır uçar, ak ak sıçar: Yeldeğirmeni. Ertuğrul Hoca, gerekli bilgileri derledi. “Aslında teyp olsa bunları kayda geçmek için iyi olurdu” dedi. O zamanın imkanları ancak bu kadarına elveriyordu. |