|
|
|
|
Amerika yollarında yaya kalmak 1939 yaz tatilinde, iki arkadaşım İsmail ve Cemâl’le, İstanbul’a kaçmaya karar verdik. Oradan da bir yolunu bulup, Amerika’ya gideceğiz. Yolunu da bulursak, hevesimiz, artist olmak. Bir yaz sabahı, yola yaya olarak çıktık. Akşam Havsa’ya vardık. Şimdi 26 km. olan Edirne-Havsa arası, o zaman 28 km. makadam yol. Akşam bakkaldan peynir, zeytin; fırından da birer ekmek aldık. Biraz da domatesle karnımızı doyurduk. Yatacak yer aramaya başladık. Bir harman yeri bulduk. Ekin yığınlarının üstüne çıkıp yattık, bir güzel uyku çektik. Sabah erken, harman sahibi, eşi ve çocukları ile geldi. Onların gürültüsü ile uyandık. Ekin demetlerinin üzerinden birer birer kalkıp yere atlayınca, harmancılar şaşırdı. Onlara teşekkür edip oradan ayrıldık. Yine bir şeyler alıp sabah kahvaltısı yaptık, bir çeşme başında. Yol kenarına çıkıp Edirne’den gelecek bir vasıta beklemeye başladık. Gelen otobüsü şöyle bir gözden geçirdik; bizimkilerden gelen var mı, yok mu diye. Emin olunca otobüse binip İstanbul’a vardık. Teyzem Nazmiye Hanım, Sultanahmet semtinde, Çatladıkapı’ya yakın bir evde oturuyordu. Onun misafiri olduk. Sabah evden çıkıp geziyor, sinemaya gidiyor, denize giriyor bir yandan da limana gidip Amerika’ya gidecek bir gemi kolluyorduk. Birkaç gün sonra İsmail’in babası Kadir Amca, babamdan teyzemin adresini almış olarak geldi, İsmail’i kulağından tutup götürdü. Ertesi gün, Cemâl’in ağabeyi Ahmet Ağabey geldi, Cemâl’i götürdü. Beni gelip alan olmadı. Bir aya kadar teyzemin misafiri oldum ve süklüm püklüm Edirne’ye döndüm. Bir dersten ikmâle kalmıştım. İkmâl sınavı geçmiş, yetişemedim ve orta ikinci sınıfı bir yıl daha okumak zorunda kaldım. |