Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Ali Aksüt

Durhasan Dede

Tahtacıların Yanyatır Ocağı'nın piri sayılan Durhasan Dede söylenceye göre, Bağdat'tan gelmiş. Babasının adının Feyzi olduğu bilinmektedir.

Mehmet Ali Dede, 1867 yılında bugün Adana'nın Ceyhan ilçesinin Durhasan Dede köyüne bir dergâh yaptırmış. Köyün içinde bir tepenin üzerindeki bu dergâhta Durhasan Dede'nin türbesi bulunmaktadır. Durhasan Dede'li köylüler, alaca nakışlı bir aba giydiklerinden, buranın Tahtacılarına Ala Abalı denilmiş. Kazdağı'na, Narlıdere'ye kasaba tarafına vb. yerlere buradan gitmişler. Ayrıca 18. yy.'da Hacı Emirli ve bazı Tahtacı aşiretlerinin Akhisar, Borlu, Yaykın Demirci, Kula'da yerleşik oldukları görülür.
Sivri Külahlılar Belen ve çevresine yerleşmişlerdir. Bergama, Menemen, Kemalpaşa, Manisa Karaoğlu'nda Cingöz.

Yanyatır Ocağı'nın piri Durhasan Dede, Horasan'a (Meşhed) giderek İmam Rıza'dan secere almış.
Durhasan Dede'nin torunlarından Narlıdere'ye gelen Hızır Dede'dir. Ali Çelebi Bergama yöresinde, Kürklü Hasan Dede, Nif yakınlarındadır.

Çukurova'daki Tahtacılardan Eseli, Gökçeli, Naçarlı Çaylaklar diye anılan aşiret, "Eseli aşireti olup Alametliyiz" demelerine yol açan Kaz ayağını türbe ve mezarlarda yaşatmaktadırlar.

Adana'dan Sultan Mahmud zamanında Tatar postalarını soydukları gerekçesi ile bir süre Rumeli'ye gönderilen sonra Üsküdar'da kalan Eselilere Üsküdarlı adı verilmiştir. Bunlara Çukurova'da Cingöz denilmekte, bazı yörelerde Sivri Külahlı diye anılmaktadırlar. İçlerinden Midilli'ye gidenler vardır.
Nacarlıların bir kısmı Kıbrıs'a Nuriçina kasabasına gitmiştir. Bu olay 1710 yıllarında olmuştur. Ceyhan yakınlarındaki Gökçeli Deresi'nin yakınlarında oturdukları, hayvancılıkla uğraşırken sonradan Tahtacılığa başladıkları bilinmektedir. Evci adı ile de anılırlar.

Ağaçerilerin Suriye'ye sürülmüş olmaları, Durhasan Dede'nin Bağdat'tan geldiği söylencesi Tahtacıların Ağaçerilerin ardılı mı sorusunu akla getirmektedir.

Ala Abalı ya da Alaca Abalı oymağının adı İzmir yöresinde Çobanlı diye anılır. Ala Abalı Tahtacılar, çevre köylüler tarafından Türkmen diye anılırlar.

Adana-Ceyhan Durhasandede Köyü, Ceyhan'ın 20 km. güneyinde Doruk kasabasının 3 km. batısında 50 hanelik bir köydeki Durhasan Dede Türbesi; kare planlı küçük kâgir bir bina olup üzeri kubbe ile örtülüdür. Kapısı üzerindeki Celi Sülüs hatla mermer üzerine dört satır olarak yazılmış kitabesinden H. 1287 / 1870-1871 yılında Yanyatıroğullarından Abidin Efendi tarafından tamir ettirildiğini öğreniyoruz. Durhasan Dede'nin bir adı da "Yanyatır"dır. Bu kolu teşkil eden Tahtacıların piri olup, türbesi bütün Tahtacıların ve yöre kavimlerinin ziyaretgâhıdır.

İzmir'in Narlıdere'de oturan "Yanyatıroğulları" onun soyundan geldiklerini iddia ederler. Türbeyi onartan Abidin Efendi de onun mürşitlerinden olup H. 1294 / 1877'de  aynı köyde ölmüştür.

Adana Müzesi Kütüphanesi'nde Durhasan Dede hakkında H. 1129 / 1717 ve H. 1132 / 1720 tarihli iki hücced olduğuna göre; bu türbenin 18.yy'ın ilk çeyreğinde yapıldığını söyleyebiliriz. Esasen türbenin mimari karakteri de bunu doğrulamaktadır.

Rivayete göre Durhasan Dede şimdiki köyüne yerleşmiş. Köylü sevmiş. Eski adı Evci imiş köyün. Durhasan Dede'ye; "Başımızın üstünde yerin var Hasan Çelebi!" demişler. Misis çevresinde insanları iyiliğe çağırmış, Misis'te ölmüş. Vasiyeti gereği Evci Köyü'ne (Durhasan Dede'ye) getirip gömmüşler. Gömülecek yeri şaşırmış, cenazeyi getirenler. Bu arada bir ses, "durr" diye bağırmış. Bunun üzerine köyün adı Durhasan Dede olmuş.

Kapı sundurması altındaki eşikte görülen Kazayağı, Yanyatır Tahtacılarının damgasıdır diye yazıyor.
Durhasan Köyü'nde cemevi yok. 40 yıl öncesine kadar İzmir Narlıdere'den gelen Hızır Dede (Necati) gelmez olmuş. Sonradan hiçbir dede gelmemiş, cem de yapılmaz olmuş. Köye devlet eliyle bir cami yapılmış. Namaza giden yok. Görevli imam da yok.

Muharrem Orucu genellikle kadınlar tarafından tutuluyor. Kadınlar inançlarını sürdürmekte daha istekli görülüyor. Üç eteği yaşlılar biliyor, şimdilerde giyen yok. Hızır orucu da yine ağırlıklı olarak kadınlar tarafından tutuluyor.

Cem olmadığı için semah yaşamıyor. Köyde halk ozanlığı geleneği bitmiş. Bu gelenekten Durhasanlı Hacı Ali Şen'in bir kitabı var.

Köylüler, "Durhasan Dede'nin bir kardeşi olduğunu onun da Misis kasabasına bağlı Kütüklü (Ziyanlı) mezarlığında yattığını, adını Cabbar Dede olarak andıklarını" söylediler. Nacarlı köylüleri genellikle Cabbar Dede'yi ziyaret ederler. Durhasan Dede Cabbar Dede'nin büyüğü diye biliniyor.
Mezarın üzerinde kemerli bir türbe yanında ise yeni yapılmış bir cami var.

Ceyhan ili Kızıldere köyünde Durhasan Dede'nin kızkardeşi olduğu söylenen "Sarıkız Türbesi" var. Türbe, eskiden bir taş yığını şeklinde iken bugün yeniden yapılanmış. Sarıkız efsanesini Kazdağı'na buradan taşısalar gerek. Durhasan Dede'yi, Konya Ereğli, Adana ve çevre illerden Alevi-Sünni herkes ziyaret ediyor.

Türbe üzerindeki yazıyı Durhasanlı Süleyman Derse şöyle okudu:

"Geldi iklim Horasan'dan Cu erbayı mezit verdi.

Ferhas Ovası'nı eyledi ihya, Ferit himmet etti.

Abidin Efendi neslidir deyü. Durhasan Dede'nin türbesi oldu Ali Cedit H. 1387"

Türbenin sundurmasının ilk giriş merdiveninde 15 cm. uzunluğunda Kazayağı çizilidir. Durhasan Dedeli köylülere, "Kazayağı" sizce neyi simgeliyor diye sordum. "Allah, Muhammet, Ali'yi simgeler. Ayrıca Oğuz Türklerinden beri de simgeler" şeklinde konuştular. Köylü "Tahtacı" deyimini bilmiyor. Çevre de öyle adlandırmıyor. Ancak ocaklarını sorduğunuzda Yanyatırlı Ocağı'ndanız diyorlar. Cem olmayınca, musahiplik de yok olmuş. Cem öncesi, cem sonrası yaşanan değerlerde...

Ceyhan yöresinde dört Alevi köyü kalmış. Ağırlığı Maraş'tan gelen Kızıldere, Türkmen Nacarlı, Doğu illerinden gelen Sarıbahçe ve türbenin bulunduğu Durhasan Dede. Durhasan Dede köyü, efsanelerde Lokman Hekim'in ölüme çare aradığı ve bu çareyi bulduğu Cebel Nur Dağı'nın 4-5 km. doğusunda bulunuyor.
Yanyatır ve Hacıemirli ocaklarına bağlı oymaklara gelince:

Şehepli: Aydın ilinin Reşadiye ilçesinde bulunan Hacı Emirli Ocağı'na bağlıdırlar. İzmir, Bulgurca, Antalya, Osmaniye, Adana ve Içel yöresinde oturmaktadırlar.

Aydınlı: Adana'da yaşarken Aydın yöresine gelmiş geri dönmüş ya da dağılmış bir aşirettir. Hacı Emirli ve Yanyatır ocaklarına bağlıdırlar.

Kabakçı: Hacı Emirli Ocağı'na bağlı olan Kabakçılar, Şeheplilere bağlıdırlar. Denizli, Dere Çiftlik, Yeğenağa ve Islahiye'de otururlar.

Çiçili: Çanakkale yöresinde yaşayan Tahtacı Türkmenleri, bu adla anılırlar.

Kahyalı: Balıkesir Bergama yöresinde yaşayan Türkmen oymağıdır.

Kokluca: Cingözler gibi Sivri Külahlılardandır. Midilli dönüşü Sivri Külahlılara Kokluca denilmiştir.

Sivrokülahlı: Durhasan Dede'nin ardılı Yanyatır Ocağı'na bağlıdırlar. İzmir Urla, Sivrihisar, Kemalpaşa ve Midilli'ye dağılmışlardır. Ağırlıklı Kemalpaşa ilçesindedir.

1 Yazarın bu makalesi, Yol Dergisi'nde (2001) 9: 23-25 yayınladığı ayni adla yayınladığı metnin, yeniden gözden geçirilmiş halidir.

tahtacilar.com