Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Kimi Yerleşim Merkez(ler)indeki-Birim(ler)indeki Tahtacı Nüfusa İlişkin

Tahtacılar üzerine çalışan araştırmacıların bir kısmı tarafından verilen kimi yerleşim merkez(ler)indeki-birim(ler)indeki Tahtacı nüfusa ilişkin verilerin, hane ve(ya) -doğrudan- nüfusa yönelik olduğu görülmektedir. 1920'li yılların sonlarına doğru, dönemin Müze Müdürü Süleyman Fikri (1927)'nin Antalya yöresine özgü ve kimi gözlemlerini de içeren etnografya nitelikli derlemesi, konuyla ilgili ilk verileri içermesi açısından ilgi çekici olmakla birlikte, genellikle bu tip verilere 1940'lı yıllardan itibaren yapılan/yayınlanan çalışmalarda yoğunlukla rastlanılmaktadır. Nitekim bu kısımda, belirtilen özelliği gösteren çalışmalardaki veriler ele alınacaktır.

1927'de Türk Yurdu dergisinde "Anadolu'nun Dinî Etnografyası: Teke Vilâyetinde Tahtacılar" başlığıyla yayınlanan makalesinde Süleyman Fikri (1927:478), "Teke Vilâyetinde"[1][1] Tahtacıların yaşadığı ondört yerleşim birimine dikkat çekerken, bunlar arasında, özel olarak nüfuslarına yer verdiği "200 nüfuslu Ali Kâhya", "400 nüfuslu Mehmet Kâhya", "140 nüfuslu Hızır Kâhya" ve "590 nüfuslu Veli Kâhya" gibi kimi yerleşim birimlerinden söz etmektedir. Süleyman Fikri'nin dile getirdiği ve nüfuslarıyla birlikte verdiği yukarıda belirtilen yerleşim birimlerini, dönemin Bursa Müzesi Müdürü Kum-Atabeyli'nin de -onun adıyla çalışmasından söz etmeden- 1940'ta Türk Tarih, Arkeologya ve Etnografya Dergisi'nde yayınlanan -tıpkı Süleyman Fikri'nin çalışması gibi- etnografik nitelikli derlemesinde (bkz. Kum-Atabeyli 1940:203-294) temel aldığı ve nüfuslarına değinmeyerek yansıttığı görülmektedir. Bu bağlamda, Kum-Atabeyli (1940:203-204)'nin Süleyman Fikri'nin nüfuslarıyla birlikte verdiği ve yukarıda adı geçen Tahtacı yerleşim birimlerinden büyük bir olasılıkla "Ağva köyünde; Kumluca kamununda"ki "Beşikçi Mehmet Kâhya Mahallesi", "Finikenin Kozağacı kamununda Karaca Ören'de"ki "Hızır Kâhya Mahallesi", "Finikenin Kökbük köyünde"ki "Çaylak Gök Veli Kâhya Mahallesi" ve "Finikenin Alaca Dağ mevkiinde"ki "Kaşlı Ali Kâhya Mahallesi" olarak söz ettiği söylenebilir.

XX. yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren Cumhuriyet Halk Partisi'nin Halkevleri'ne yaptırdığı ve Millî Kültür Araştırmaları serisi altında yayınlanan bir dizi araştırma-derlemeden birisi olan; XX. yüzyılın ilk yarısının sonlarına doğru, Süleyman Fikri'nin derlemesinden 21 yıl, -söz konusu derlemeyi gerçekleştiren- öğretmen Yılmaz'ın aşağı yukarı ölümünden 4 yıl sonra "Tahtacılarda Gelenekler" adıyla ve Mustafa Rahmi Balaban'ın Önsözü ile basılan yapıtında Yılmaz (1948:9), İzmir'e altı km. uzaklıkta bulunan Aşağı, Orta, Yukarı mahalle olarak üç mahalleye ayrılan 466 evli 1848 nüfuslu -ki buna göre, ortalama hanehalkı büyüklüğü 3.97'dir- Narlıdere'yi, Tahtacıların Yanyatır/Yanınyatır Ocağı'nın merkezi şeklinde nitelendirirken, her mahallede kimlerin oturduğuna da değinmektedir. Her nedense, konuyla ilgili olarak Yılmaz'a gönderme yapan Türkdoğan (1995:218), Narlıdere'nin "460 haneli 1844 nüfuslu" olduğunu kaydetmektedir. Öte yandan, Narlıdere'deki değişimi konu edinen gözlemleri ve betimlemeleri içeren Küçük (1994a; 1997a)'ün çalışmalarında, Narlıdere'nin günümüzdeki nüfusu üzerine herhangi bir sayısal veriye rastlanılmamaktadır. Yılmaz (1948: 9)'a göre, Aşağı mahallede Bayatlı oymağı; Orta mahallede göçmenler; Yukarı mahalledeyse Gegeller oymağı oturmaktadır. Bu bağlamda Yılmaz, bir ölçüde söz konusu yerleşim merkezinin homojen nüfus yapısına sahip olmadığını ileri sürmektedir.

1950'li yılların başlarından itibaren 1972 yılına kadar -1972 dahil değil- Türk Folklor Araştırmaları dergisinde "Naldöken" Tahtacıları üzerine yayınladığı bir dizi (onbeş) makalenin ilkinde Yetişen, -o tarihlerde İzmir'in Bornova bucağına bağlı ve 6 km. kadar doğuda bulunan- Naldöken Köyü'nün 130 evlik ve 6000 nüfuslu olduğunu belirtmektedir (bkz. Yetişen 1950:263). Büyük bir olasılıkla Yetişen (1950)'in konu üzerine yazdığı ilk makalede yer alan nüfusa yönelik verilerde, bir baskı hatası olmuş olabilir. Çünkü, bu çalışmasında Yetişen'in Naldöken'in "130 ev"den -hanehalkı- ve "6000 nüfus"tan ibaret bir yerleşim yeri olduğunu belirtmesi, hanehalkı büyüklüğünü "46,15"le ifade etmesi demektir. Bu, çok abartılı ve pek görülemiyecek bir durumdur. Olsa olsa, Yetişen söz konusu çalışmasında, Naldöken'in nüfusunun "6000" değil, "600" kişiden oluştuğunu belirtmiş -böyleyse "hanehalkı büyüklüğü" 4,62'dir ki akla yatkın bir sayıdır-, ancak baskı hatasıyla bu durum, "6000"e dönüşmüş, olabilir. Nitekim, Yetişen (1986:5) yıllar sonra konuyla ilgili verileri güncelleştirirken, Naldöken'in nüfusunu "900" olarak vermektedir. Yetişen'den sonra Küçük (1994c; 1997b)'ün Naldöken üzerine kaleme aldığı bir dizi yazısında, Naldöken'in nüfusuyla ilgili sayısal veriler bulunmamaktadır.

Özbayrı, Roux ile ortaklaşa kaleme aldıkları makaleden sonra, 1970'li yılların başlarında "Tahtacılar ve Yörükler" başlığıyla yayınlanan, genelde Ege ve Akdeniz bölgelerindeki Tahtacılarla Yörükler üzerine yaptığı alan çalışmalarıyla gözlemlerini içeren yapıtında, Tahtacılar arasında uzun yıllar yaşadığını belirten Hürrem Karahan'a dayanarak, Çukurova'daki Tahtacı köylerini ve nüfuslarını çoğunlukla hane olarak vermektedir (bkz. Özbayrı 1972:23). Bu bağlamda Özbayrı (1972:23), Hürrem Karahan'ın anlattıklarından hareketle, Çukurova'da -o tarihlerde- Tarsus'un 35-40 km. kuzey batısındaki 40 hanelik Kızılkaya Köyü'nü, Tarsus'un 40 km. kuzeyindeki 70-80 hanelik Kabul Gediği Köyü'nü, 150 hanelik Karapınar'ı, Adana'ya bağlı 100 hanelik Nergizlik'le 30 hanelik Hacıkırı'nı Tahtacı yerleşim yerleri arasında sayarken, 75-100 hane olduğunu belirttiği Çamalan Köyü'nün tamamen, Adana'ya bağlı 2 bin kişilik Pozantı'nınsa üçte birinin Tahtacılardan ibaret olduğunu kaydetmektedir. Burada yeri gelmişken belirtilmelidir ki, İçel folklorundan yaptığı derlemelerle tanınan halkbilimci Dulkadir, Özbayrı (1972)'dan 20 yıl sonra, İçel Kültürü adlı dergide, Mersin'e 53 km. uzaklıkla bulunduğunu belirttiği Kızılkaya Köyü üzerine kaleme aldığı bir dizi derleme yazısında köy ve köydeki Tahtacılar hakkında kimi bilgilere yer verirken, köyün nüfusuyla ilgili herhangi bir veri sunmamaktadır (bkz. ve krş. Dulkadir 1992a-b).

Yetişen, "Naldöken"i konu alan ve Türk Folklor Araştırmaları dergisinde 1950-1971 yılları arasında -1971 dahil- yayınlanan dizi yazısını tamamladıktan yıllar sonra, 1980'li yılların ikinci yarısında, yazdığı ve genelde İzmir yöresindeki Tahtacılarla Tahtacı yerleşim merkezlerini-birimlerini konu alan 46 yıllık derlemelerini topladığı yapıtında, Naldöken'in 140 evlik ve 900 kadar nüfusa sahip olduğunu söylemektedir (bkz. Yetişen 1986:5). Yetişen bunun yanı sıra, İzmir yöresinde diğer Tahtacı yerleşim merkezlerine-birimlerine de değinirken, İzmir'in 10 km. batısında Çeşme yolu üzerindeki Aşağı köy, Orta köy, Yukarı köy diye üç kısma bölündüğünü ve Yukarı köy'ü konu olarak ele aldığını belirttiği Narlıdere Köyü'nün 150 evli, 600-700 nüfuslu; İzmir Turan'dan 5 km. kadar kuzeyde, iki kez ad değiştiren Göğdelen (Alurca)/ Doğançay'ın 70-80 evlik ve 300 kadar nüfuslu; İzmir Ödemiş yolu üzerinde Bayındır'a bağlı, Karpuzlu istasyonundan 3 km. kadar kuzeyde bulunan yine iki kez ad değiştiren Tolaz (Uladı)/Yakapınar'ın 200 evli ve 1000 kadar nüfuslu; Cumaovası'nın bir mahallesi olan Karakuyu'nun 70-80 evlik ve 200-300 nüfuslu; İzmir-Seferihisar yolu üzerinde kurulan Urla'ya 9, Seferihisar'a yine 9 km. uzaklıktaki Bademler Köyü'nün 130 evli ve 700 kadar nüfuslu; İzmir'in güneyindeki Uzundere Köyü'nün de 80 evli ve 300 kadar nüfuslu olduğunu söylemektedir (bkz. Yetişen 1986:9-14). Yetişen (1986:9-14)'in dile getirdiği bu veriler gözönünde tutulursa, hanehalkı büyüklüğü Naldöken'de 6,43; Narlıdere'de 4-4,67; Göğdelen (Alurca)/Doğançay'da 4,29-3,75; Tolaz (Uladı)/Yakapınar'da 5; Karakuyu'da 2,86-4,29, 2,5-3,75; Bademler'de 5,38 ve Uzundere'de de 3,75'tir. Yetişen'in yapıtından 8 yıl sonra yayınlanan "Bademler-Bir Düş Köyü" makalesinde Küçük (1994b), Bademler'in nüfusu üzerine herhangi bir sayısal veri sunmamaktadır. Küçük gibi, Bademler'i konu edinen yayınlanmamış "Bademler" adlı tarihsiz çalışmasında, arkeolog Baran da bu yerleşim biriminin nüfusuyla ilgili sayısal verilere değinmemektedir.

1990'lı yıllara gelindiğindeyse, Hacettepe Üniversitesi'nde Tahtacılar üzerine hazırlanan "Akçaeniş Tahtacılarında Dinin ve Dinî Örgütlenmenin Günlük Yaşama Etkisi" adlı "doktora" tezinde, Antalya ilinin Elmalı ilçesinin Akçay bucağına bağlı Akçaeniş Köyü'ndeki Tahtacıları konu edinen ve nüfusla ilgili Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü (1988:7) verilerini temel alan Engin (1993:99)'e göre, 1985 Genel Nüfus Sayımı'nda köyün nüfusu 1434 kişidir. Ancak, Engin (1993:99, 120) bununla birlikte, köyde 21 hanenin Bektaşî, onun dışındaki tüm nüfusun Tahtacı olduğuna; Tahtacı olan 13 hanenin yarı göçebe bir yaşam tarzı sürdürdüğüne de dikkat çekmektedir.

Engin'in çalışmasının hemen arkasından aynı tarihlerde Firik tarafından kaleme alınan ve Özgür Gündem'de yayınlanan "Tahtacı'da Hıdırellez" adlı makalede, Balıkesir Burhaniye'ye 12 km. uzaklıktaki Tahtacı Köyü'nün toplam 80 hane ve 300 nüfustan (ki buna göre, Tahtacı Köyü'nde hanehalkı büyüklüğü 3,75'tir) ibaret olduğu belirtilmektedir (bkz. Firik 1993).

Genelde Tahtacılar üzerine yaptığı derlemeler ve çalışmalarla tanınan Küçük, Yetişen'in (1986) yapıtından 9 yıl sonra, Tahtacıları konu edinen ilk Türkçe yapıt olma özelliğini taşıyan "Horasan'dan İzmir Kıyılarına Cemaat-ı Tahtacıyan" adlı yapıtında, nüfusu içeren kimi verileri hane bazında vermektedir. Bu bağlamda Küçük (1995:37-42), 1965 (veya?) 1966 yılında İzmir Kemalpaşa'nın Çınar Köyü'ne 30 haneyle yerleşen bir Hacıemirli Obasından söz etmekte; obaya dedelik yapan Şıh Halil'in oğulları Emir ve Mirza Erol'un anlattıklarına dayanarak, otuzlu yıllarda yarı göçebe bir yaşam tarzı sürdüren bu obanın -ya da Şıh Halil'in Obası'nın- elli-altmış hane olarak Alanya, Gülnar, Mut yöresinde bulunduğuna değinmektedir.

Öte yandan, 1995'te Türk sosyolog Türkdoğan tarafından "Alevi-Bektaşi Kimliği. Sosyo-Antropolojik Araştırma" başlığı altında yayınlanan ve üzerinde geniş tartışmalar açılan/açılacak olan, Tahtacılarla ilgili bilgileri de içeren yapıtta, sözü edilen konuya ilişkin kimi verilere rastlanılmaktadır. Bu bağlamda Türkdoğan (1995:53-65) yapıtında, Muğla iline bağlı Ortaca ilçesinde Tahtacı adı verilen Ortaca Alevîlerinin yoğunlukla yaşadığı yerleşim merkezlerinin-birimlerinin 904 nüfuslu Gölbaşı, 679 nüfuslu Kemaliye ve 978 nüfuslu Fevziye olduğuna yer vermektedir. Ancak, Türkdoğan, bunun yanı sıra, Ege bölgesinde Muğla ili dışındaki kimi Tahtacı yerleşim merkezlerini-birimlerini de hane sayısı ve(ya) nüfuslarıyla birlikte ele almaktadır. Türkdoğan (1995:116-217)'a göre, Aydın ilinin Bozdoğan ilçesinin 1800 nüfuslu, 115 haneli Alamut Köyü -ki o, Alamutluların bir kısmının Almanya'da işçi olarak çalıştıklarını da bildirmektedir-; Aydın'a 6 km. uzaklıktaki 200 haneli ve 1100 nüfuslu eski adıyla İmam Tahtacı Köyü, yeni adıyla Yılmazköy; Aydın'a 26 km. Germenciğ'e ise 30 km. uzaklıkta 225 haneli Kızılcapınar; İzmir Karşıyaka ilçesine bağlı 350 haneli ve 2000 nüfuslu eski adıyla Alurca, yeni adıyla Doğançay ile İzmir'e 35 km. uzaklıkta, Seferihisar yolu üzerinde, 1700 nüfuslu 35 haneli Bademler belli başlı Tahtacı yerleşim merkezleri-birimleridir. Bu noktada, büyük bir olasılıkla Yetişen (1950)'de görüldüğü ve daha önce de değinildiği gibi, Türkdoğan'ın verisinde de bir baskı hatası olduğu düşünülebilir. Çünkü, yukarıdaki veriler doğru kabul edilirse, ortalama hanehalkı büyüklüğü 48,57'dir ki, bu da gerçekçi bir rakam değildir. Tahtacılar üzerine yaptığı derlemelerle tanınan Asan (1954) Türk Yurdu'nda yayınlanan "Isparta Tahtacılarına Dair Notlar" adlı makalesinde Muğla Ortaca, Aydın Alamut ve Yılmazköy'ün birer Tahtacı yerleşim birimi olduğunu bildirirken, bu yerleşim birimlerinin nüfusları üzerinde bilgi vermemektedir. Eröz (1990:29-31) de ilk baskısı 1977'de yapılan "Türkiye'de Alevîlik-Bektâşîlik" adlı yapıtında -ki Kültür Bakanlığı tarafından yapılan baskıda yapıtın kapağındaki adı Türkiye'de Alevîlik ve Bektâşîlik, içindeki adıysa Türkiye'de Alevîlik Bektâşîlik'tir ve bu nedenle Kaynakça'da Türkiye'de Alevîlik (ve) Bektâşîlik olarak gösterilmektedir- alan çalışması yaptığı Tahtacı yerleşim birimleri arasında Aydın Kızılcapınar ve Alamut ile İzmir Bademler'i gösterirken, tıpkı Asan gibi, bu yerleşim birimlerinin nüfuslarına değinmemektedir.

Türkdoğan'ın kimi yerleşim merkez(ler)inde-birim(ler)inde hane ve nüfusu birlikte içeren verilerine göre -ki hane kavramıyla istatistiksel anlamda hanehalkı kavramının kastedildiğini kabul ediyoruz- ortalama hane-halkı büyüklüğü Bademler hariç şu şekildedir: Aydın Yılmazköy'de 5,5, Aydın-Bozdoğan Alamut'ta 15,65 ve İzmir-Karşıyaka Doğançay'da 5,71'dir. Türkdoğan (1995:197, 209), sözünü ettiği Tahtacı yerleşim merkezlerinden Bademler'in nüfus yapısının homojen değil, heterojen bir özellik taşıdığını; bunun Bademler'in son yıllarda iç-göçe tanık olmasından kaynaklandığını; "Erzincan, Erzurum, Malatya, Tunceli ve Tokat gibi doğu, güneydoğu ve iç Anadolu bölgelerinden 25-30 kadar hane"nin söz konusu yerleşim merkezine yerleştiğini, bunun dışında Bademler'de Amasya, Ankara -ki ona göre, Ankara'dan göçedenler 50-100 hane kadardır ve Yanyatırlardır- ve Toroslardan da -o Toroslardan gelenleri Bozdoğanlar olarak adlandırmaktadır- göçeden grupların bulunduğunu vurgulamaktadır.

Türkdoğan'ın yapıtının yayınlanmasından bir yıl sonra, Kültür Bakanlığı Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü'nün yılda bir kez çıkardığı süreli yayını olan Türk Halk Kültürü Araştırmaları 1995'te "Kargalı: İmam Caferi-Tahtacı Alevi-Köyü" başlıklı makalesiyle Tahtacılar üzerine yaptığı alan çalışmasının sonuçlarını açıklayan antropolog Çakır (1996), tamamen Tahtacıların yaşadığını belirttiği Burdur'a bağlı Gölhisar ilçesinin Kargalı Köyü'nün nüfusu yer vermektedir. Çakır (1996:15)'a göre, yurtdışında 100 kişinin de çalıştığı Kargalı Köyü, 94 hane ve 100'ü erkek (toplam nüfusun % 47,62'si), 110'u kadın (toplam nüfusun 52,38'i) toplam 210 kişiden ibarettir. Bu verilere göre, Kargalı Köyü'nde ortalama hanehalkı büyüklüğü 2,23'tür. Türkiye genelinde 1975'de köy nüfusunun kendi içinde erkek ve kadına göre oranının % 50, % 50; 1980'de % 49,51, % 50,49; 1985'te de % 49, % 51 olduğu ve oranın kadın lehine değiştiği de göz önünde bulundurulursa (bkz. Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü 1989:XXII-XXIII) Kargalı Köyü'ndeki erkek ile kadın oranlarının bu verilerle uyumluluk taşıdığı söylenebilir. Çakır (1996:13), bunun yanı sıra, Burdur merkezinde Tahtacıların yerleştiğine dikkat çektiği Değirmenler -ya da yerel söyleyişle "Delibaba"- mahallesinde 50-55 hanelik bir nüfustan da söz etmektedir.

www.tahtaci.com