|
|
|
|
Varvaradan sürsüreden, amasyadan
tireden...* “Bu hikayeyi 1986’nın aralık ayında
Ankara’da Ali Açıkel’den ses kaydıyla derledim. Derleme amacım ilk
paragrafta belirttiğim gibi halk kültürü içerisinde önemli bir yeri olan
halk hikayelerinin tespiti ve değerlendirilmesidir... Varvaradan sürsüreden, Amasya’dan
Tire’den geldi geçti buradan. Destursuz bağa girenin ölümü zopadan. Halbır
halbır içinde, halbır saman içinde. Deve dellal iken, pire pehlivan iken, eşşek
hamamcı iken, hamamcının tası yoh, külhancının baltası yoh. Çarşıda
bi tazı geziyo boynunun haltası yoh. Hanımlar hamama gidiyo oğnüğünün
ortası yoh, goltuğunun bohçası yoh. Dedim hanımefendi bir buse ver, dedi oğlum
heç mümkünü yoh. Çene başında dururken bıyığını
bururken Ali oğlu geldi dedi ki; müjde deden geliyo. Ali oğlu Misgin oğlu,
Gusgun oğlu, dedem, ben ava gitdik. Ali oğlu atdı vuramadı, Misgin oğlu atdı
vuramadı, Gusgun oğlu heç yetiremedi, dedem atdı ıhdırdı, ben atdım
yuvarladım. Eferim yiğit dedi, goluna guvvet dedi, her dem böyle at dedi.
Goltuhlarım gabardı. Avımı, tüfeğimin başına dahdım demircibaşına
geldim. Selamünaleyküm demircibaşı dedim. Aleykümselam avcıbaşı dedi... Çarşıya aşşağa gaçdım. Bir gaz
aldım bodu deyin. Ufacıh defecih daşları ağzına atıyo darı deyin, çotgözün
köprüyü yitiyo geri deyin, uzunminareyi beline sohuyo boru deyin. O yalan bu yalan, fili yuttu bi yılan.
Eşşeğe binip de deveyi gucahladı bu da mı yalan. Gelelim hikayemize: Bir varımış bir yoğumuş Allah’ın
gulu dağdan daşdan çoğumuş. Çoh söylemesi günah, az söylemesi sevapmış...” * Kullanılan dil özgün biçimiyle
korundu. (Dr.Hasan Avni Yüksel, Büyük Sözü,
Türk Halk Kültürü 1996, S.166-167) |