Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Sayfa 2

önceki       sonraki

Ama kadırgalar fora yelken yol alıyor ve Türkler de “Yelkenlerini indir kaptan” diye bağırmaya devam ediyordu. Bir ara kaptan kendini kurtarma çabasıyla, yelkenlerini yarıya indirdiyse de Türkler bağırmayı sürdürdüler: “Yelkenlerini tamamen indir!” Türkler kaptanın yelkenleri indirmeye yanaşmadığını görünce toplarını ve silahlarını ateşledi, kadırgaları ok yağmuruna tuttu; öyle ki, çok insan öldü. Kaptan onca kişinin öldüğünü görünce, yelkenleri tamamen indirmeye karar verdi ve kendini kurtardı.

Kaptan yelkenlerini indirdikten sonra Türkler ateşi kesti ve akıntı, kadırgaları Konstantinopl’a doğru sürükledi. Kadırgalar kaleyi geçtikten ve Türk toplarının menzili dışına çıktıktan sonra kaptan yelkenleri çarçabuk fora etti ve kente salimen ulaştı. Adı Jeruolemo Morexini’ydi; Konstantinopl’a sağ salim vardı, bu iki kadırganın gelişiyle herkes rahat bir nefes aldı, tarih kasımın 10’uydu.

Aralık ayının ikinci günü Trebizond’dan (Trabzon) bir kadırga Karadeniz’in ağzından girdi ve Türk komutanın kalesine yakın bir yerde demir attı. Kadırga demir attıktan sonra, yeniyle inşa edilmiş olan kaleden Türkler 12 fuste ile geldi ve kadırgaya dostça yaklaştı, gemidekiler de onları dostça karşıladı ve fuste kaptanına güzel bir de armağan verdiler. Kaptan armağanı alıp baktıktan sonra  büyük bir öfkeyle denize fırlattı; çünkü daha iyi bir armağana layık olduğunu düşünüyordu, arkasını döndü ve teknesine geçerek, görevli kale komutanının kadırgayı orada alıkoymasını sağlamak üzere yeni yapılmış kaleye döndü. Kadırgadakiler Türklerin öfkelendiğini gördükleri için, basiretli kişiler olarak Türk fuste’nin ardından yavaş yavaş gitmeye karar verdiler; Türkleri taşıyan fuste kaleye varınca Türk kaptan teknesinden indi, daha önce söylediğim gibi, kadırgayı orada alıkoydurmak üzere, görevli kale komutanını görmeye gitti. Ama o noktada kadırgadakiler Konstantinopl’a doğru muzaffer bir havada kürek çekmeye koyuldular. Kaleye yakınlaşınca da oradakileri bir dost olarak selamlamaya, lehlerinde tezahürat yapmaya, borazan çalmaya ve çılgınlar gibi gürültü yapmaya başladılar. Üçüncü kez selam verdikleri sırada artık kaleden epey uzaklaşmışlardı; akıntı da zaten onları Konstantinopl’a doğru sürüklüyordu; kürekçiler keyifle kürek çekiyordu, çünkü büyük bir tehlikeden uzaklaştıkları için çok memnundular; o geçiş sırasında tüm kadırga, savaşacakmışçasına savaş düzeninde kalmıştı. Kadırga  Konstantinopl’a vardığı zaman günlerden dört aralıktı. Kadırganın kaptanı Jacomo Coco idi.

Aralık ayının on üçüncü günü Aya Sofya’da din adamlarının katıldığı muhteşem bir (kiliselerarası) Birlik töreni yapıldı; Papanın yolladığı Saygıdeğer Rusya Kardinalinin yanı sıra Haşmetmeap İmparator Hazretleri, onun tüm soylu kişileri ve bütün Konstantinopl halkı oradaydı. D gün kentet büyük bir yas vardı. Bu birlik ayininin amacı, biz Franklar’ın11 yaptığı gibi bir birlik sağlamak, kilise bünyesindeki bölünmeleri ortadan kaldırmaktı; biz onların kilisesinde, Grekler de bizim Latin kiliselerimizde ayin yapabilmeliydi.

Aralık ayının on üçüncü günü, Konstantinopl’un güvenliğini sağlamak için ticari büyük kadırgaları kentte alıkoymak girişiminde bulunuldu ve bu girişim Aya Sofya’da (ki tören sırasında) yapıldı. İmparator oradaydı ve Rusya Kardinali oradaydı ve Mytilene (Midilli) Piskoposu ve imparatorun tüm soyluları ve ulusun bütün tacirleri ve kent halkının büyük bölümü oradaydı ve hepsi bir ağızdan, tek ses halinde şunu söylediler: “Eğer Venediklilerin bu kadırgaları kenti terk ederse, halen limanda bulunan bu gemiler gider gitmez Türkler bizi hemen zapteder.”

Bu konudaki  tartışmalar sürerken imparator soylularıyla birlikte yemeye gitti, tabii herkes aynı şeyi yaptı ve o gün, bu görüşmeler dışında başka bir şey olmadı.

Aralık ayının on dördünde Venedikli kaptanın kadırgasındaki yemeye Saygıdeğer Rusya Kardinali, Mytilene Piskoposu ve Bailo ile birlikte geldi; onların yanı sıra yemekte imparatorun birçok soylusu ve bizim tacirlerimiz vardı; ayrıca iki hafif kadırganın ikinci kaptanı Cabriel Trivixan, büyük kadırgaların kaptanlarından üçü ve birçok başka kişi de oradaydı. Hepsi tekneye geldikten sonra, ilk konuşan Kardinal oldu ve şöyle dedi: “Eğer bu beş kadırga Konstantinopl  kentinde kalırsa Türk fustesinin bu kış limanımıza saldırması ya da başka herhangi bir saldırıya girişmesi gibi bir tehlike olmayacaktır.”

Aynı şeyi Mytilene Piskoposu ve imparatorun soyluları da söyledi.

önceki       sonraki

Dipnotlar :

1 Padişah 2.Murat (1404-1451)

2 Fetihten dolayı Fatih unvanını alan Sultan 2.Mehmet (1432-1481)

3 Rumeli Hisarı

4 Fuste (fustae) : Çift sıra kürekli eski kadırgalardan daha hafif ve daha hızlı olan ve teknenin her iki yanında, yelken direğinin önünde tek kürekçilerin, kıç tarafında ise çifte kürekçilerin bulunduğu çektiri türünde gemi;

Parandairae: Yük taşımakta kullanılan ağır mavna.

5 Barbaro’nun kastettiği şey; Yıldırım Bayezit’le birlikte Osmanlı Sarayının bir geleneği haline gelen devşirme içoğlanı yetiştirme düzeni olmalı.

6 Bailo sözcüğü aslında, Konstantinopl’da oturma hakkına ve ayrıcalığına sahip olan Venedikli ya da Cenevizli kişiler için kullanılan bir sözcük. Ancak kentteki Venediklilerle Cenevizliler kendi fiili devletlerini kurma olanağını elde ettikten sonra, Venedikli ya da Cenevizli koloni insanlarının yönetiminden sorumlu olan üst düzey yönetici için de kullanılmaya başlandı. Bailo’ya, vali anlamında, Podesta da deniyordu.

* Kenar notu : Sultan, Karadeniz’den Bogaza gelen tüm gemilerin yelkenlerini indirmelerini ve geçiş izni almak üzere görevli subaya bir tekne göndermeleri kuralını koymuştu; aksi halde batırılabilirlerdi.

Ek not: Her geminin bir geçiş vergisi ödemesi zorunluydu.

*2  Kenar notu: Çünkü yelken indirmemişti.

*3 Kenar notu: Denizcilerin bazılarını ise kestirdi.

7 O çağlarda İtalyan cumhuriyetlerinin, özellikle Venedik’in yönetim organı, Senyörlük.

8 O dönemde Akdenize kıyısı olan ülkelerde kullanılan ve kapsadığı yükün yaklaşık ağırlığı ülkeden ülkeye 35 kilo ile 230 kilo arasında değişen bir hacim/ağırlık ölçüsü, kantar. Osmanlı’daki 250 kiloluk çeki karşılığı.

9 O tarihlerde Girit, Venedik cumhuriyetinin kolonisiydi. 1669’da Osmanlı İmparatorluğuna geçti.

10 Kırım’ın Karadeniz kıyısında bulunan liman kenti Kaffa. Bir süre Osmanlı yönetimi altında kaldıktan sonra 1783’te Rus Çarlığı’nın egemenliğine girdi.

*4 Kenar notu: Ya da böyle yapmayı planlamıştı.

11 Cermen kabilelerinin bir kolu; Frank adını, ulusal silahları olan franca’dan (cirit) aldıkları söylenir. Sanırız yazar burada genel olarak Batı Avrupalı ulusları kastediyor.

12 Venedik ve Ceneviz cumhuriyetlerindeki baş majistra, lider.

*5 Kenar notu: Perşembe, 14 Aralık 1452.

*6 Kenar notu: Toplam 21.

13 Venedik Hukuk İşleri Dairesi.

14 Venedik Belediyesi.

15 Bu uzun bildiri çok çapraşık bir dille yazılmış, aşırı uzun cümlelerden oluşuyor. Anlaşılır olmasını sağlamak amacıyla, bildiriyi anlamı bozmaksızın kısa cümlelere ayırdık ve gerektikçe köşeli ayraç içinde birkaç sözcük ekleyerek daha açık hale getirdik. (çevirenin notu)

16 Bir tür tonilato ölçüsü, teknenin yük kapasitesi.

17 Yazar Pars Tuğlacı, “Osmanlı Şehirleri” başlıklı kitabında kaptanın adını Giovanni Giustiniani olarak, geliş tarihini de 26 Ocak olarak veriyor (Milliyet yayınları, 1985, s.153)

18 Bir ayak 30,5 santim.

19 Surların Haliç’e bakan yöresinde, bugün artık var olmayan Blakernai (Blachernae) Sarayı ile onun uzantısı olan ve kalıntıları günümüze kadar ulaşan Tekfur Sarayının Fener/Eyüp dolaylarında Haliç’teki kıyısı.

20 Gemilerin hareketine engel olmak amacıyla, set biçiminde yapılmış, birbirine zincirle bağlanmış tomruk dizisi.

21 İtalya’nın Adriyatik kıyısında bir liman kenti.

22 Seren yelkenleri dört köşe olan tekne.

23 Bu cümlenin İngilizcesi şöyle: “also many ships were disarmed and sunk, in case of fire or being hit by cannon fire.” Buradaki “in case of” terimini, sözlükteki anlamıyla alırsak, cümleyi “ayrıca, yangın çıkarsa ya da top ateşiyle vurulursa diye, birçok gemi silahları sökülerek batırıldı” şeklinde çevirmek gerekiyor ki, böyle bir çevirinin herhangi bir anlamı olabileceğini sanmıyoruz. İngilizce çevirideki “in case of” teriminin yanlışlıkla kullanıldığı inancındayız. (çevirenin notu.)

24 Yaklaşık 500 kiloluk.

25 Çeyreklik.

26 Bregantini (brigantino): Kadırga sınıfından, kürekli ve yelkenli çok hızlı küçük gemi, Birgende.

27 Gerçekte üç Ceneviz ve bir Bizans gemisi.

28 Pars Tuğlacı, andığımız kitabında Türk Donanmasının 18 gemiden oluştuğunu söylüyor.

29 Gerçekte çarpışma önce Yeşilköy açıklarında, sonra Yedikule önlerinde olmuştu.

30 Günce’nin yazarı Nicolò Barbaro, yaşadığı çağa yakın olan geçmişi yanlış anımsıyor. Gerçi Venedikli Loredàn Ailesi, ünlü birçok komutan yetiştirmişti ve Piero (Pietro) Loredàn Gelibolu Savaşı’nda 1416’da Çavlı Bey komutasındaki Türk Donanmasını yenmişti ama, bu olay Fatih Sultan Mehmet II.’nin babası Padişah 2.Murat zamanında değil, dedesi Çelebi 1.Mehmet’in saltanatı sırasında (1413-1421) olmuştu.

31 Azap askeri.

32  Külah biçiminde olan, genelde hayvan postundan yapılan başlık. Kırmızı kadife ya da çuhadan yapılan ve üzerine sarık sarılan türü de vardı.

*7 Kenar notu: Ne yapacağını ona bir Hıristiyan gösterdi.

33 Pera’da yerleşmiş Cenevizliler’in yönetiminden sorumlu vali.

34 Tılsım olarak okunan Rabbin Duası.

35 Yaklaşık doksan kiloluk.

36 Günce’nin yazarı Barbaro topların Pera tepelerinden kaldırıldığını daha önce söylemişti.

37 Bugün var olmayan İmparator Sarayı (Blachernae Sarayı) da Edirnekapı’nın güneydoğusunda, Eyüp/Fener dolayında, Haliç’e bakan sırtlardaydı. Lağımların çoğu sarayın bulunduğu bu semtte kazılmıştı.

38 4.yüzyılda Grek Kilisesi ikiye bölünmüştü: Hıristiyanların bir kısmı, İsa’nın Tanrı olduğuna, evreni onun yarattığına inanırdı. Karşıt görüştekiler de rahip Arius’un çevresinde toplanmıştı. Bizans İmparatoru Constantine, sorunu Nicaea (İznik) Piskoposlar Konseyi’ne havale etmiş, Konsey de İsa’nın tanrılığına karar vermişti. Bu farklılaşma uzun yüzyıllar, Hıristiyan Grekler arasında kanlı kavgalara, bir grup Hıristiyanın imansız suçlamalarına hedef olmasına yol açmıştı. Anlaşılan Günce yazarı Venedikli Barbaro da İsa’nın tanrı olduğuna inananlardandı.

39 Günce’deki özgün cümleyi olduğu gibi muhafaza ettik.

*8 Kenar notu: Çünkü okla yaralanmıştı.

*9 Kenar notu: İmparator önce, saray görevlilerinden, kendini öldürmelerini rica etti; sonra kılıcını kaparak öfkeyle çarpışmaya koştu; bir kez düştü, tekrar kalktı, sonra bir kez daha düştü ve böylece öldü.

40 Teknenin biraz uzağına atılan bir çapaya bağlı halatı (yomayı) sarmak suretiyle teknenin yönünü ve konumunu değiştirerek hareketini sağlamak.

41 Güncenin yazarı Barbaro, kendisinin de içinde bulunduğu bu olayı anlatırken bazen üçüncü çoğul kişi adılını kullanarak onlar diyor, bazen birinci çoğul kişi adılını kullanarak biz diyor, aynen bıraktık. (çevirenin notu.)

*10 Kenar notu: Altmış bin kişi tutsak alındı; ayrıca Türkler muhteşem bir zenginlik ele geçirdi. Hıristiyanların toplam kaybı 200 000 ducat’yı buldu; bunun 100 bin ducatsı, listede adı geçenlere aitti.

*11 Kenar Notu: Bailo’nun oğlu.