Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 


Nicolo Barbaro'nun Büke Yayınları'ndan çıkan kitabının kapağı

Başlangıç

sonraki

1453 Konstantinopl Kuşatma Güncesi

Nicolò Barbaro/Büke Yayınları (-1)

Talihsiz Konstantinopl’da tesadüfen bulunduğum bir sırada Türk Murat’ın1 oğlu Mehmet Bey’in2 giriştiği ve kent üzerinde egemenliğini kurmasıyla sonuçlanan saldırı olayını yazıya dökmeye karar verdim. Kentin tam da nasıl ele geçirildiği anlaşılabilsin diye önce Türkler’le Grekler arasındaki savaşın nasıl başladığını anlatacağım, sonra tüm saldırıları, oluş sırasına göre gün-gün öğreneceksiniz ve ta başından başlayarak, en sonunda kentin vahşiyane ve elem verici zaptına kadar olup bitenleri göreceksiniz.

1452 Martı’nda Türk Mehmet Bey, Boğazın Karadeniz ağzına doğru Konstantinopl’dan altı mil uzakta, güzel bir kale yaptırmaya başladı.3 Kalenin on dört kulesi vardı, en önemli beş kule çok sağlam inşa edilmiş, kurşunla kaplanmıştı. Mehmet Bey, kaleyi inşa etmek için, Konstantinopl sularına tam donanımlı altı kadırga, 18 fuste ve 16 parandarie4 ile Gallipoli’den (Gelibolu) gelmişti; kaleyi kentten altı mil uzakta Grek kıyılarında, eski kaleye yakın bir yerde inşa etmişti. 1452 Ağustosu boyunca kalenin yapımı sürdü; kale yapımının açıkça görünen amacı, Konstantinopl kentini almaktı.

Düşmanı Türk’ten korkan İmparator (12.Konstantinos Paleologos) kalenin yapımı sırasında Mehmet Bey’e her gün armağanlar gönderdi, her gün elçiler gönderdi; İmparatorun tüm yaptıkları korkusundan ötürüydü. Kalenin yapımı tamamlandığı zaman -ki bu, aylardan 1452 Ağustosu’ndaydı- Sultan, İmparatorun iki elçisini alıkoydu ve başlarını kestirdi ve o noktada da Türkler’le Grekler arasında savaş patladı. Türkler Konstantinopl’u 50 bin askerle kuşatmaya başladılar ve kentin önünde üç gün süreyle ordugah kurdular, sonra deniz kuvvetleri Gallipoli’yi silahsızlandırmak üzere geri döndü, oraya 6 Eylül’de vardı, kara ordusu da aynı şeyi yaptı.

Bu kale (Rumeli Hisarı) deniz tarafında çok sağlam biçimde savunulmaktaydı, hem kıyıdaki hem surlardaki çok sayıda top nedeniyle ele geçirilmesi neredeyse olanaksızdı. Kalenin kendisi ise, kara tarafında çok sağlamdı ama deniz tarafında o kadar sağlam değildi.

Kaledeki toplardan açılan ilk ateş*, Konstantinopl’a yardım etmek üzere gıda maddesi taşıyan ve Karadeniz’den gelen Antonio Rizzo’nun gemisini batırdı*2. Bu, 26 Kasım 1452’de oldu. Geminin kaptanı suya atladı ve Adrianople’a (Edirne) Türklere gönderildi ve hapsedildi. On dört gün içinde Sultan kaptanı kazığa oturttu ve onun katibi olan Domenego di Maistri’nin bir oğlunu da saraya aldı5. Daha sonra bazı denizcileri Konstantinopl’a gidebilmeleri için salıverdi*3. Antonio Rizzo ölmeden önce, Rizzo hakkındaki kararını gözden geçirmesi için Konstaniopl Bailosu6, Fabruzi Corner’i elçi olarak Türk’e (Sultana) gönderdi. Ama elçinin yapabileceği bir şey yoktu; çünkü Han, Rizzo’yu kazığa oturtarak idam ettirmişti.*4

Oraya elçi olarak giden Fabruzi Corner, Cabriel Trivixan’ın kadırgasıyla Konstantinopl’a geri döndü;

Bu mesele, biz Venediklilere karşı savaşın başlangıcıydı; Greklere karşı da zaten başlamıştı.

Türkler buraya gelip Konstantinopl’a karşı saldırmak üzere ocak ayında hazırlığa koyuldu; bu zavallı, içler acısı kente saldırmak amacıyla büyük bir kara ve deniz gücü oluşturdular. Sonra şubatta on bin askerle birlikte toplarını Konstantinopl’a doğru yola çıkardılar. Bu aynı ayın içinde Grekler Türklere karşı üç fuste ile bir sefere kalkıştı ve kendi ülkelerine büyük büyük zarar verdiler, bu zararın bir parçası, tutsak aldıkları birçok Türkü, satmak üzere Konstantinopl’a getirmelerinden ötürüydü. Bu durum Türkler arasında Greklere karşı derin bir öfkeye yol açtı; onlardan intikam almaya ant içtiler. İki hafif kadırganın ikinci kaptanı olan Cabriel Trivixan, Konstantinopl’a işte tam bu sırada geldi, kadırgalardan birinde kendisine şövalye Zacaria Grioni eşlik ediyordu. Venedik Signoriası7 Tana’dan Konstantinopl’a yardım taşıyan üç kargo kadırgasına eşlik etmek üzere bu iki kadırgayı göndermişti. Birkaç gün sonra, otuz altı bin cantara8 yük taşıyan, Cenevizlilerle dolu bir gemi daha geldi. Gemide, Papanın, (kiliselerarası) Birliği sağlamak üzere gönderdiği Rusya Kardinali (Kardial İsodor) de vardı. Kardinal, Konstantinopl kentine yardım etmek üzere, yanında iki yüz kişi getirmişti, aralarında topçular ve tataryayı kullanan okçular vardı. Aynı ay içinde, Candia’dan9 kentin yiyecek içecek ihtiyacını karşılamak üzere sekiz gemi dolusu tatlı şarap geldi. Kasımın 10’unda, Caffa’dan10 iki büyük kadırga Konstantinopl’a ulaştı. Gemiler yelkenlerini fora ederek Türk kalesinin (Rumeli Hisarı) karşısından geçerken Türkler “Yelkenlerini indir kaptan, kendi iyiliğin için indir!” diye haykırmaya başladı.

sonraki

Dipnotlar:

1 Padişah 2.Murat (1404-1451)

2 Fetihten dolayı Fatih unvanını alan Sultan 2.Mehmet (1432-1481)

3 Rumeli Hisarı

4 Fuste (fustae) : Çift sıra kürekli eski kadırgalardan daha hafif ve daha hızlı olan ve teknenin her iki yanında, yelken direğinin önünde tek kürekçilerin, kıç tarafında ise çifte kürekçilerin bulunduğu çektiri türünde gemi;

Parandairae: Yük taşımakta kullanılan ağır mavna.

5 Barbaro’nun kastettiği şey; Yıldırım Bayezit’le birlikte Osmanlı Sarayının bir geleneği haline gelen devşirme içoğlanı yetiştirme düzeni olmalı.

6 Bailo sözcüğü aslında, Konstantinopl’da oturma hakkına ve ayrıcalığına sahip olan Venedikli ya da Cenevizli kişiler için kullanılan bir sözcük. Ancak kentteki Venediklilerle Cenevizliler kendi fiili devletlerini kurma olanağını elde ettikten sonra, Venedikli ya da Cenevizli koloni insanlarının yönetiminden sorumlu olan üst düzey yönetici için de kullanılmaya başlandı. Bailo’ya, vali anlamında, Podesta da deniyordu.

* Kenar notu : Sultan, Karadeniz’den Boğaza gelen tüm gemilerin yelkenlerini indirmelerini ve geçiş izni almak üzere görevli subaya bir tekne göndermeleri kuralını koymuştu; aksi halde batırılabilirlerdi.

Ek not: Her geminin bir geçiş vergisi ödemesi zorunluydu.

*2  Kenar notu: Çünkü yelken indirmemişti.

*3 Kenar notu: Denizcilerin bazılarını ise kestirdi.

7 O çağlarda İtalyan cumhuriyetlerinin, özellikle Venedik’in yönetim organı, Senyörlük.

8 O dönemde Akdenize kıyısı olan ülkelerde kullanılan ve kapsadığı yükün yaklaşık ağırlığı ülkeden ülkeye 35 kilo ile 230 kilo arasında değişen bir hacim/ağırlık ölçüsü, kantar. Osmanlı’daki 250 kiloluk çeki karşılığı.

9 O tarihlerde Girit, Venedik cumhuriyetinin kolonisiydi. 1669’da Osmanlı İmparatorluğuna geçti.

10 Kırım’ın Karadeniz kıyısında bulunan liman kenti Kaffa. Bir süre Osmanlı yönetimi altında kaldıktan sonra 1783’te Rus Çarlığı’nın egemenliğine girdi.

*4 Kenar notu: Ya da böyle yapmayı planlamıştı.

11 Cermen kabilelerinin bir kolu; Frank adını, ulusal silahları olan franca’dan (cirit) aldıkları söylenir. Sanırız yazar burada genel olarak Batı Avrupalı ulusları kastediyor.

12 Venedik ve Ceneviz cumhuriyetlerindeki baş majistra, lider.

*5 Kenar notu: Perşembe, 14 Aralık 1452.

*6 Kenar notu: Toplam 21.

13 Venedik Hukuk İşleri Dairesi.

14 Venedik Belediyesi.

15 Bu uzun bildiri çok çapraşık bir dille yazılmış, aşırı uzun cümlelerden oluşuyor. Anlaşılır olmasını sağlamak amacıyla, bildiriyi anlamı bozmaksızın kısa cümlelere ayırdık ve gerektikçe köşeli ayraç içinde birkaç sözcük ekleyerek daha açık hale getirdik. (çevirenin notu)

16 Bir tür tonilato ölçüsü, teknenin yük kapasitesi.

17 Yazar Pars Tuğlacı, “Osmanlı Şehirleri” başlıklı kitabında kaptanın adını Giovanni Giustiniani olarak, geliş tarihini de 26 Ocak olarak veriyor (Milliyet yayınları, 1985, s.153)

18 Bir ayak 30,5 santim.

19 Surların Haliç’e bakan yöresinde, bugün artık var olmayan Blakernai (Blachernae) Sarayı ile onun uzantısı olan ve kalıntıları günümüze kadar ulaşan Tekfur Sarayının Fener/Eyüp dolaylarında Haliç’teki kıyısı.

20 Gemilerin hareketine engel olmak amacıyla, set biçiminde yapılmış, birbirine zincirle bağlanmış tomruk dizisi.

21 İtalya’nın Adriyatik kıyısında bir liman kenti.

22 Seren yelkenleri dört köşe olan tekne.

23 Bu cümlenin İngilizcesi şöyle: “also many ships were disarmed and sunk, in case of fire or being hit by cannon fire.” Buradaki “in case of” terimini, sözlükteki anlamıyla alırsak, cümleyi “ayrıca, yangın çıkarsa ya da top ateşiyle vurulursa diye, birçok gemi silahları sökülerek batırıldı” şeklinde çevirmek gerekiyor ki, böyle bir çevirinin herhangi bir anlamı olabileceğini sanmıyoruz. İngilizce çevirideki “in case of” teriminin yanlışlıkla kullanıldığı inancındayız. (çevirenin notu.)

24 Yaklaşık 500 kiloluk.

25 Çeyreklik.

26 Bregantini (brigantino): Kadırga sınıfından, kürekli ve yelkenli çok hızlı küçük gemi, Birgende.

27 Gerçekte üç Ceneviz ve bir Bizans gemisi.

28 Pars Tuğlacı, andığımız kitabında Türk Donanmasının 18 gemiden oluştuğunu söylüyor.

29 Gerçekte çarpışma önce Yeşilköy açıklarında, sonra Yedikule önlerinde olmuştu.

30 Günce’nin yazarı Nicolò Barbaro, yaşadığı çağa yakın olan geçmişi yanlış anımsıyor. Gerçi Venedikli Loredàn Ailesi, ünlü birçok komutan yetiştirmişti ve Piero (Pietro) Loredàn Gelibolu Savaşı’nda 1416’da Çavlı Bey komutasındaki Türk Donanmasını yenmişti ama, bu olay Fatih Sultan Mehmet II.’nin babası Padişah 2.Murat zamanında değil, dedesi Çelebi 1.Mehmet’in saltanatı sırasında (1413-1421) olmuştu.

31 Azap askeri.

32  Külah biçiminde olan, genelde hayvan postundan yapılan başlık. Kırmızı kadife ya da çuhadan yapılan ve üzerine sarık sarılan türü de vardı.

*7 Kenar notu: Ne yapacağını ona bir Hıristiyan gösterdi.

33 Pera’da yerleşmiş Cenevizliler’in yönetiminden sorumlu vali.

34 Tılsım olarak okunan Rabbin Duası.

35 Yaklaşık doksan kiloluk.

36 Günce’nin yazarı Barbaro topların Pera tepelerinden kaldırıldığını daha önce söylemişti.

37 Bugün var olmayan İmparator Sarayı (Blachernae Sarayı) da Edirnekapı’nın güneydoğusunda, Eyüp/Fener dolayında, Haliç’e bakan sırtlardaydı. Lağımların çoğu sarayın bulunduğu bu semtte kazılmıştı.

38 4.yüzyılda Grek Kilisesi ikiye bölünmüştü: Hıristiyanların bir kısmı, İsa’nın Tanrı olduğuna, evreni onun yarattığına inanırdı. Karşıt görüştekiler de rahip Arius’un çevresinde toplanmıştı. Bizans İmparatoru Constantine, sorunu Nicaea (İznik) Piskoposlar Konseyi’ne havale etmiş, Konsey de İsa’nın tanrılığına karar vermişti. Bu farklılaşma uzun yüzyıllar, Hıristiyan Grekler arasında kanlı kavgalara, bir grup Hıristiyanın imansız suçlamalarına hedef olmasına yol açmıştı. Anlaşılan Günce yazarı Venedikli Barbaro da İsa’nın tanrı olduğuna inananlardandı.

39 Günce’deki özgün cümleyi olduğu gibi muhafaza ettik.

*8 Kenar notu: Çünkü okla yaralanmıştı.

*9 Kenar notu: İmparator önce, saray görevlilerinden, kendini öldürmelerini rica etti; sonra kılıcını kaparak öfkeyle çarpışmaya koştu; bir kez düştü, tekrar kalktı, sonra bir kez daha düştü ve böylece öldü.

40 Teknenin biraz uzağına atılan bir çapaya bağlı halatı (yomayı) sarmak suretiyle teknenin yönünü ve konumunu değiştirerek hareketini sağlamak.

41 Güncenin yazarı Barbaro, kendisinin de içinde bulunduğu bu olayı anlatırken bazen üçüncü çoğul kişi adılını kullanarak onlar diyor, bazen birinci çoğul kişi adılını kullanarak biz diyor, aynen bıraktık. (çevirenin notu.)

*10 Kenar notu: Altmış bin kişi tutsak alındı; ayrıca Türkler muhteşem bir zenginlik ele geçirdi. Hıristiyanların toplam kaybı 200 000 ducat’yı buldu; bunun 100 bin ducatsı, listede adı geçenlere aitti.

*11 Kenar Notu: Bailo’nun oğlu.

(-1) 1453 Konstantinopl Kuşatma Güncesi yazarı, Venedik Cumhuriyeti eşrafından bir ailenin çocuğu olan gemi doktoru Nicolo Barbaro'dur. Barbaro, Sultan Mehmet Il'nin 1453'teki adıyla Konstatinopl'u kuşatma altına aldığı günlerde, kentte bulunuyordu; kent Türklerin eline geçinceye kadar da orada kalmış ve yaşananları kendi bakış açısından gün gün not etmiştir.