Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

Yasa 1
Yasa 2
Yasa 3
Yasa 4
Yasa 5
Yasa 6
Yasa 7
Yasa 8
Yasa 9
Yasa 10
Yasa 11
Yasa 12
Yasa 13
Yasa 14
Yasa 15
Yasa 16
Yasa 17
Yasa 18

 

I.Selim Kanunnamesi (1520-1520) ve 16.Yüzyılın İkinci Yarısının Bazı Kanunları

Genellikle 15.yüzyıldan 17.yüzyıla kadar geçen süre içinde, Osmanlı hukuku alanında gerçekleştirilen araştırmalara rağmen, Osmanlı Devleti'nin çeşitli hükümranlıklarının hukuki faaliyetine ilişkin kanunlar ve sahip oldukları muhtevaları her yönüyle, günümüze kadar hâlâ incelenmemiş durumdadırlar. Bu kanunlar gerçek anamıyla, Osmanlı Devleti'nin bütününde iktisadî, sosyal, politik ve hukuki yaşamın düzenlemesini yapmıştır. Yüzyıllar boyunca bir aşamadan bir başka aşamaya geçerken ortaya çıkan tarihî şartların değişimine uygun olarak bu düzenlenişin uğradığı değişmeyi bize gösterdiği için onların ayrıntılı bir biçimde bilinip incelenmesinde yarar vardır. Söz konusu kanunların bize sağladıkları veriler birçok niteliğe ve özelliğe sahiptirler. Bu da onları tarihî önemi haiz bir belgeler kaynağı haline getirmektedir.

Birçok araştırmacının kaydettiği gibi, bu kanunların yer aldığı metinler, isimlerini taşıdıkları her bir hükümdarca kesin olarak ilan edilmiş irade, ferman ve hukuki yasalar ve kuralları bir araya toplayan derleme ve kitapları oluşturmaktadırlar. Onların, hukukçular ya da  başka resmi kişilerce hazırlanmış özgün resmi el yazmalar ve birbirlerine atıfta bulunan bir araya getirilmiş derleme ve toplamalar olarak günümüzde ortaya çıkartılmış olmamaları, yine onların, inkâr edilemez bir resmîlik ve hakikîliğin belgesel bir kaynağını oluşturdukları gerçeği ve değerini asla ortadan kaldırmaz.

Zaten bu malzemeler, adalet ve yönetim sorunlarıyla uğraşan görevliler ve kadılar için birer yol gösterici hizmetini görüyordu. Ancak belli bir özelliğe sahip bölgelere (sancaklar, vilayetler) ilişkin kanunlar ve kanunların hukuki kural ve ilkeleri, faaliyetlerini eyaletlerde gösteren ve bilhassa adalet ve mekanizmasının yönetimiyle uğraşan resmi makamlar için yetersizdi.

Adli ve yönetim faaleyitleriyle vergilendirme usulü ve toprağa ilişkin düzenleme biçimleri konusunda, bu makamları, eksik bir halde ve bazen de şematik bir biçimde vilayet ve sancakların kanunlar demetinde az çok görünen, Osmanlı Devleti hukukunun genel kural ve ilkelerinden ortaya çıkan bir derleme kitapçığını mutlaka elleri altında bulundurmak zorundaydılar. Tabii ki bu durum, sırf, özel bir nitelik gösteren eyaletlerin hukuki kanunlara dayanaraktan Osmanlı Oevleti'nin iktisadî, sosyal ve politik örgütlenme biçimini arzulanan ölçülerde aydınlatmak isteyen incelemecilere bir engel oluşturmaktadır.

Genel bir karaktere sahip kanunnameler, yani, belli bir dönemi haiz ve değişik sosyal tabakaların statülerine ve ekonomik, sosyal askerî ve devlet kurumlarına ilişkin olarak, merkezî gücün temsilcileri Sultan tarafından yayınlattırılmıştır; irade, ferman ve yasalar, hukuki kurallarla birlikte, belli bir özelliğe sahip eyaletlerin kanunnamelerinde gözüken gelirli bir fikir edinmemize izin vermektedir. Orada, şeriatın genel kurallarına uygun düşecek bir biçimde bir hükümranın yasal faaliyetince yaratılmış yeni oluşturucular bulunmaktadır.  Ayrıca bunlarda, Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde yer almış ülkelerin gelenek ve görenek hukukundan miras kalan eski hususlar da mevcuttur.

Osmanlı Devleti mevzuat ve hukuk tarihine ilişkin ilk ve en ciddi incelemeler, günümüzde çok değerli Türk tarihçisi, bu alanda iyi tanınan Ömer Lütfü Barkan tarafından gerçekleştirilmiştir. Onun, 15. ve 16. yüzyıllar boyunca sürüp gelen Osmanlı İmparatorluğu'nun tarım ekonomisinin hukukî ve malî temelleri üzerinde yaptığı belgesel yayınlar, araştırmacıların hizmetine, devletin mülkiyet varlığının (mirî) üzerine kurulduğu başlıca üretim aracı toprak olan Osmanlı Devleti'nin ekonomik, sosyal ve politik bünyesini tanımaya imkan veren, çok zengin, bol ve değerli malzeme sundu. Bu incelemeler, özellikle, bölgeleri ve sosyal tabakaları ilgilendiren kanunları kapsadığı gibi çeşitli kurumları da kapsamaktadır. Bundan dolayı da onlar, araştırmacılara çeşitli Osmanlı hükümdarlarının isimlerini taşıyan yasalar içinde kısaca yer almış genel karakterdeki kanunlar ve kurallar üzerine araştırmalar yapma imkanını vermektedirler. Dolayısıyla, kendiliğinden ortaya çıktığı gibi; özelliği olan bölgelere ve sosyal tabakalara ilişkin kanunlar genel nitelikteki (karakterdeki) kanunların hazırlanıp geliştirilmesine hizmet etmiş oldular.

Ayrıca Halil İnalcık, bu alandaki çalışmalarıyla sözünü ettiğimiz konulara yeni bir bakış açısı getirmiştir.

Uzun zamandan beri  açıkça ortaya konduğu gibi, genel karakterdeki kanunlar bütününün resmî orijinal metinlerinin eksikliği ve çeşitli özel sorunlara ilişkin hiçbir sultan ferman ve iradelerinin bir araya getirilip derlenmiş olarak elimizde bulunmaması ve de üstelik onların arşivlerde korunup saklanmaması, Osmanlı Devleti'nin yönetim biçiminin tarihini kılı kırk yararcasına incelemek isteyen bilim adamlarına bir yığın zorluk yaratmaktadır. Bütün bunlara rağmen, bu zorluklar büyük ölçüde, Osmanlı İmparatorluğu'nun çeşitli bölgelerde kullanılmış çok sayıdaki kanun kopyalarının ayrıntılı bir biçimde incelenmesiyle, bu genel karakterdeki kanunların bütününün metinlerinin eksiksiz ortaya çıkartılması için uğraş veren uzmanların oldukça yoğun bir çalışması sayesinde giderilebilir.

Genel karakterdeki Kanunnamelerin bütünü ancak 20. yüzyıl başında günyüzüne çıkartılmaya başlandı. Fatih Mehmed (1451-1481)'in kanunnamelerinden bir orijinal metin olarak M.Arif tarafından yayımlandığı bir başkası da daha sonra transkripsiyon olarak Ö.L.Barkan tarafından yeniden basılırken, orijinal metin ve Almanca çevirisi olarak da Fr.Kraelitz Greifenhorst tarafından yayımlandı. 1.Selim Kanunnamesi (1512-1520) (fotokopi ve Rusça çevirisi olarak) A.Tveritinova tarafından yayımlanırken, Kanuni Sultan Süleyman'ın (1520-1546) saltanatının ilk yıllarına ait Kanunname'de (orijinal metin) olarak M.Arif ve (eleştirmeli inceleme notlarıyla birlikte Sırp-Hırvatça çevirisi de) H.Hadzibegiç tarafından yine Kanuni Sultan Süleyman Kanunnamesi Şeyhü'l-İslâm Ebusuud ve diğer Osmanlı hukukçularının açıklamalarıyla M.F.Köprülü tarafından (orijinal metin) ve ayrıca, Kanuni Sultan Süleyman'ın ve de 1.Ahmed'in (1603-1617) Kanunnameleriyle fotoğraf çoğaltılması ve Bulgarca çeviri olarak G.Galabov tarafından yayımlanmıştır. Yalnızca, Osmanlı İmparatorluğu'nun ekonomik, sosyal ve hukuki düzenlenişi üzerine 17. yüzyıl yazarlarından bazılarının -Ayni Ali (1609), Avni Ömer Efendi (1642) ve Sofyalı Ali Çavuş (1653)'un- eserleri orijinal metinleri yapısında barındırmaktadır.

Bu yayınlar, çoğunlukla güncel tarihi araştırmaların icaplarına hiç cevap vermeyen, çeşitli bilimsel ölçüler üzerine kurulmaktadır. Bundan böyle, Fatih Sultan Mehmed'in ve Kanuni Sultan Süleyman'ın Kanunnameleri transkripsiyonları, fotokopileri, modern Türkçe'ye hiçbir biçimde uyarlamaları olmaksızın,Almanca, Sırpça, Hırvatça ya da Bulgarca çeviriler ile birlikte sırf Arapça alfabeleriyle yazılmış orijinal metnine dayanaraktan yayınlanmıştır. 1.Selim ve 1.Ahmed'in Kanunnameleri de yalnızca Rusça ve Bulgarca çevirilerinin eşliğinde fotokopi olarak yayımlanırken, Ayni Ali ve Ali Çavuş'un eserleri ve Arapça alfabeyle yazılmış orijinal metninin beraberinde basılmış, Avni Ömer Efendi'nin eserine gelince de o da sadece transkripsiyon olarak yayınlanmıştır.

Oysa, bize göre, Arapça alfabeyle yazılmış orijinal metni, transkripsiyonları ve fotoğraf reprodüksiyonları ile birlikte ve Osmanlı İmparatorluğu'nun birbirinden oldukça uzak çeşitli ülkelerinde kullanılmış bir yığın elyazmasını temel alarak oluşturulan metinleri de göz önünde bulundurarak daha titiz bilimsel kriterler kullanmakla ancak iyi sonuçlar alınabilecektir. Şu halde uzmanlara düşen görev ilk önce, her bir kanunnamenin ve daha sonra da bütün kanunnamelerin bir koleksiyon olarak gün ışığına çıkarılıp yeniden basımı ve eleştirisidir. Bu bütün bilim adamlarına, Osmanlı Devleti'nin, yönetim tarihinin bütün görünümleri altında daha derinlemesine incelenebilmesi için büyük imkanlar yaratacaktır.

Bu durumu göz önüne alarak, 1.Selim Kanunnamesi'nin ve 16. yüzyılın ikinci yarısına ait diğer bazı kanunların yukarıda belirtilmiş kriterler bazında, yayınlanmasını kendimiz için bir amaç edindik.

Daha önce de kaydettiğimiz üzere, 1.Selim Kanunnamesi, A. Tveritinova tarafından yalnızca Rusça ve fotokopi olarak yayımlanmıştır. İşte sırf bu nedenle, bu yayını inceleyen ve okuyan hem yabancı hem de Türk bilim adamlarının arzularını tatmin etmekten oldukça uzaktır. Zira, metin Arap alfabesiyle yazılmış orijinal dilde oluşturulmamıştır. Ona ilişkin transkripsiyonlar da hatalıdır. Bizim yayınımız, ilk defa gün ışığına çıkartılan yeni Kanunname (Kanunname-i cedid) diye adlandırılan 16. yüzyılın ikinci yarısına ait bazı kanunları da içermektedir.

Burada yayımladığımız Kanunnameler iki elyazmasından çıkartılmıştır. Birincisi, 'belgeler koleksiyonu' no:143. Belge no 127 (sayfalar 26-97) adı ile bilinen Arnavutluk Devleti'nin Merkez Arşivinde, ikincisi de, 154 g. 25 (I-74.sayfalar), numarası altında Tirana Milli Kütüphanesi'nde saklı bulunmaktadır.

Bizim yayınımızda Devlet Merkez Arşivi'nde korunmakta olan elyazması varyantı esas metne dayanmaktadır. Yazma 20x12 cm. boyutundadır. Yazı tipi nesih'tir. Bu elyazması günlük yaşamlarında onlara yardım eden kadıların ait oldukları münşeatların alışılagelmiş biçimine sahiptir. Onun, daha sonradan 25 haziran 1713 tarihinde Mustafa oğlu Müezzin Şaban tarafından istinsahı yapılmıştır. Aynı yıllarda da İşkodra'da Ahmed tarafından kullanılmıştır. Bütün bu verilerden, münşeat metninin yeri İşkodra olup, onun kopyasını yapan ve ondan yararlanan kişi de aynı biçimde bu kent menşelidir.

1.Selim (sayfa 26-75) Kanunnamesi ve yeni kanunname (sayfa 75-97) bu iki elyazmasında birinci planda bir yer işgal etmektedirler. Onlarda, kanunların yazılmış olduğu ya da onların hazırlanış dönemlerine ilişkin şart ve durumlar üzerine verileri içeren olgudan doğan amacı anlatan hiçbir önsöz bulunmamaktadır. Düzenlemeler ve emirler, daha çok merkezî iktidar tarafından kesin olarak ilan edilmiş düzenlemeler, emirler ve kanunların bir araya toplanmış bir demetinin oluşturduğu metinlerini işaret eden sonuçlar yerine, belirli ve alışılmış cümlelerin eşlik ettiği düzenlemeler ve emirlerdir. Önsözün eksik olmasının nedeni, bu elyazmalarının geçmiş yüzyıllara kadar çıkan ilan tarihlerinden çok uzaklarda kalan yakın bir tarihe ait olmalarıdır; dolayısıyla önsözün bu belgelerde varlığı esasen de yararsızdır.

Bu elyazmalarında 1.Selim Kanunnamesi'ni tanımak zor değildir. Zira, onun içeriği hemen hemen A.Tveritinova tarafından yayımlanan ve 1564 yılına kadar uzanan çok eski bir elyazmasından çekilip çıkarılmış bu aynı hükümdarın kanunnamesinin içeriğinin bir eşidir. Bu elyazmasının başlığında söz konusu kanunnamenin 1.Selim'e ait olduğu belirtilmiştir.

Yeni Kanunname diye adlandırılan diğer kanunun kimliğinin belirlenip tarihlenmesi, onun yapısına, kaleme alınış dönemi üzerine verileri barındırmaması ve günümüze kadar yayınlanmış literatürde ona benzer bir metnin bulunmaması nedeniyle bazı zorluklar doğurmaktadır. Onun barındırdığı birçok hukuki yasa ve kuralın Ebusuud tarafından yorumlanan Kanuni Sultan Süleyman kanunnamesi'nde içerilmiş hukukî yasalar ve kurallara, ya da 1609'da yayımlanmış 1.Ahmed kanununa oranla sırf hukukî planda ele alındığının kolaylıkla farkına varmak için, onun kapsamını başka kanunnamelerin kapsamıyla karşılaştırmak yetip artacaktır. Bu da, bizim, yeni kanunnamenin, Kanuni Sultan Süleyman'ın (1520-1566) saltanatının en geç son yıllarında kesinlikle yayımlandığını göstermesi açısından var olan inancımızı kuvvetlendirmektedir. O, 1.Ahmed'in hükümranlık (1603-1617) dönemine ait olamaz. Zira, 1.Ahmed'in kanunnamesi söz konusu bu iki elyazmasında birbirinden ayrı olarak yer alırken, öte yandan da yeni kanunname ile 1.Ahmed kanunnamesi ile 1.Ahmed kanunnamesi arasında hiçbir uygunluk yoktur. Yeni kanunnamenin tarihlenişine gelince, bir çiftliğin tamamı için çift bozan vergisinin tutarı 1.Selim Kanunnamesi'nde 75 akçe olmayıp, Ebusuud'un yorumladığı Süleyman'ın Kanunnamesi'nden ya da 1595 yılına at Sofya Kanunnamesi'nden ilk defa ortaya çıktığı gibi 300 akçe olduğu bulgusu önemli bir hususu oluşturmaktadır. Buradan da bu verginin artırıldığı zamana göre bu kanunnamenin 16.yüzyılın ikinci yarısına ait olduğu sonucu çıkmaktadır. Buna rağmen bu soruna kesin bir çözüm getirmek için başka elyazmalarını da incelemek lazımdır.

Devlet Merkez Arşivi'ndeki yazmasının metni, Tirana Milli Kütüphanesi'ndeki yazmasında ve (B-1882 işareti) ile belirtilen A.Tveritinova'nın elindeki yazmada yer alan cümleler ve paragraflarla donanmış notlarla tamamlanmıştır. Bizim iki yazmamız neredeyse birbirinin aynı olmakla birlikte, B-1882 elyazmasında metnimizi notlarla tamamlamamıza yardım eden cümleler daha azken, paragraflar daha çok bulunmaktadır. Eklemeler ve eksikler notlarda belirgin kılınmışlardır. Bu üç elyazmasının birbiriyle karşılaştırılması, söz konusu metnin yeniden olabildiğince tam bir biçimde oluşturulmasına izin vermiştir.

Bu iki kanunnameden başka, Devlet Merkez Arşivinde korunmakta olan ve yayımlanmak için bekleyen yazması 15. yüzyıl ve 18.yüzyıl başlangıcına ait, genel ve özel karakterdeki başka kanunnamelerde bulunmaktadır. Bunların içinde ayrıca yakın bir zamanda tarıma açılan topraklar için onların üzerinde 1609 yılında (sayfa 97-101) tapusu bir biçimde sahip olunmuş topraklar üzerinde yeni kanun, ilk Müslüman hukuku ve mevzuatından doğan ve Müftü Hoca Çelebi tarafından Sultan Süleyman'a sunulmuş sorunlar (sayfa 101-106), haraciye ve öşriye toprakları üzerine Ebu suud'un yorumları (sayfa 106-108), 1568 yılına ait Üsküp ve Selanik Kanunameleri (sayfa 108-112) ile birlikte Budin vilayeti Kanunnamesi (sayfa 112-114), İbn Kemal, Ebusuud vb. gibi 16.yüzyılın tanınmış Osmanlı hukukçularının yorumları (sayfa 114-125), Sultan 1.Ahmed Kanunnamesi (1609 yılına ait toprak kanunu) (sayfa 125-127 ve 137-140), 1628 yılına ait arazi kanunu (sayfa 127-128), 1604 yılına ait tapu hukuku, Muallimzade Tevkifi ve Ali Efendi Kanunnameleri (sayfa 130-135), Hamza Paşa vakıflarının menzil ve dükkanları üzerine Kanunname (sayfa 135-136), 1610 yılına ait beytü'lmalı düzene koyan yeni Kanunname (sayfa 140-141), 1590 ve 1594 yıllarında sırasıyla kabul görmüş ve bayram törenlerini düzenleyen Kanunname (sayfa 141-149), ve Avlonya limanındaki gümrük hizmetini düzenleyen Kanunname (sayfa 150-155) bulunmaktadır.

Merkez Arşivi'ndeki el yazmasında yer alan 1512 ve 1516 yıllarına ait Bosna livasının iki Kanunnamesi dışında, Milli Kütüphanedeki yazma da hemen hemen aynı içeriğe sahiptir.

Arnavutluk kütüphane ve arşivlerinde. aynı biçimde, Kanunî Sultan Süleyman'ın saltanatı zamanına ait iki Kanunname ile, 1.Ahmed Kanunnamesi'ni ve 16.yüzyıl 17.yüzyıl Osmanlı hukukçularına ait çok sayıdaki yorum ve kanun da mevcuttur.

Bu noktada, yazmalarımızın, genelde Süleyman Kanunnameleri ve özelde de Ebusuud tarafından yorumlanan Kanunname ile bağlantıda, şimdiye kadar bilinen yayımlanmış varyantlarda yer lamayan birçok bölümü de taşıdığını vurgulamak yerinde olur.

Dolayısıyla, bizce, daha geniş bir belgelemeye dayanaraktan bu kanunnameleri yeniden ele alıp yayımlamak bir zorunluluktur. Günümüze kadar Arnavutluk arşivlerinde ve kütüphanelerinde, aynen 15.yüzyılın (1453) ilk yarısına ait bazı fetva ve el kitapçıkları gibi daha eski belgeler, korunmuş olmasına rağmen, Fatih Mehmed'in Kanunnamesi'ne ilişkin hiçbir elyazması bulunmamaktadır.

1.Selim Kanunnamesi, bilim adamları için hizmet açısından çok önemli bir tarihî kaynak oluşturmaktadır. Çünkü, o Osmanlı mevzuat ve hukuk düzeninin gelişmesine ilişkin çok gerekli bir anı göstermekte ve de aynı zamanda daha önceleri varolan bir boşluğu doldurmaktadır. Öte yandan da Fatih Mehmed ile Kanunî Sultan Süleyman'ın hukukî ve mevzuat düzenlerindeki faaliyetler arasında bir bağlantı kurmaya imkan tanıdığı gibi, Osmanlı Devletinin hukuk alanındaki alışılagelmişliğin ve töreye ait durumun işlevinin daha açık bir biçimde belirlenmesini sağlamaktadır. Ayrıca birçok iddiaya da iyi bir cevap oluşturmaktadır. Merkezî iktidarca yayımlanmış her bir kanunnamenin, burada meydana gelen ekonomik sosyal ve politik değişimlere uygun olarak hazırlanmış yeni kural ve kanunlarla tamamlanarak, gelenek ve görenek hukuku ile at başı giden hukukî düzen alanında daha önceleri varolan töreye ait alışkanlığı yine alışılmış biçimde ortaya çıkarması anlaşılabilir bir husustur.

1.Selim'in saltanatı (1512-1520), Anadolu vilayetlerindeki hukukun uygulanmasıyla bağlantılı olarak hukukî düzen açısından çok yoğun bir faaliyete sahne olmuştur. İşte tam bu dönemde, Kayseri, Rum (Sivas), Diyarbakır, Urfa, Mardin ve Erzincan vb. gibi vilayetlerin kanunnameleri çıkarılmıştır. Bu kanunnamelerde, köylü ve şehir halkına konan vergi miktarları ve onların toplanış kurallarına ilişkin ayrıntılı pasajlar bulunmaktadır. Bunlarda aynı zamanda pazarda satılan mallar için alınmış vergiler de söz konusu olmaktadır. Bütün bu kurallar 2.Bayezid'in faaliyetinden miras kalmış alışkanlığı hesaba katan 1.Selim kanunnamesince kararlaştırılmış kurallara özdeş ve onlarla ortak yanları olan ilkeler üzerine kurulmuştur. Ayrıca, bu kuralların birçoğu, 1487 yılına ait Bursa vilayeti Kanunnamesi kurallarıyla uyuşmaktadır. Bu da, 1.Selim hukukî düzeni gibi, ana temel oluşturmaktadır.

Yapısı göz önünde bulundurulduğunda, 1.Selim Kanunnamesi genel bir karaktere sahiptir ve özel vilayetleri ilgilendiren yasaları da içermez. O, başlıca dört kısımdan ibarettir: Birinci olarak neden olunmuş, işlenmiş zarar-ziyan, yanlışlar ve suçlar için ceza ve müeyyidleri gösteren yasalar, başka bir deyişle, ceza hukukuna ait sorunları düzenleyen kanunlar; ikinci olarak; reâyâ köylü kesiminin ekonomik, sosyal ve huhuki durumunu ve bu kesimin ödemek zorunda olduğu, vergi, narh ve harçların miktar ve ödeniş biçimini belirleyen kurallar; üçüncü olarak; pazardaki alışveriş üzerine narh ve harçların toplanmasını ayarlayan kurallar; dördüncü olarak; şehirlerdeki zanaâta ve ticarî faaliyetin gerçekleşiş biçimini ve bu biçimi düzenleyen kuralların ihlali halinde ödenmesi gereken cezaları ilgilendiren kurallar.

Yapısı ve içeriği itibariyle 1.Selim Kanunnamesi, Fatih Mehmed'in Kanunnamesi'nden Kanuni Sultan Süleyman Kanunnamesi'ne kadar geçen süreçte Osmanlı kanun düzeni ve yönetiminin genişlemesi, tamamlanması ve geliştirilmesi yolunda bir ara yolu temsil etmektedir.

1.Selim Kanunnamesi ile Fatih Mehmed Kanunnamesi arasında birçok sorun üzerinde ortak noktalar bulunduğunu fark etmek için onları yalnızca karşılaştırmak yeterlidir. Bilhassa bu uygunluk, hatalar, yol açılan zarar ziyanlar ve işlenmiş suçlara ilişkin cezalar, müeyyidelerle, pazarda satılan çeşitli mallardan alınacak vergilerin alınış biçimini ve miktarını gösteren kuralları düzenleyen hukukî alanında görülmektedir.

Bu sorunlar konusunda 1.Selim Kanunnamesi ekonomik, sosyal ve politik yaşamın çeşitli görünümlerini ele alan yasalar olmaları nedeniyle öteki yasalara oranla daha köklü bir önem kazanmakta ve bu nedenle de daha zengin bir gelenek mirasına konmaktadır. Bu anlamda, bu Kanunname, Fatih Mehmed'in Kanunnamesi'ne oranla Osmanlı hukukunun gelişmesi ve zenginleşmesinde çok önemli bir adımı kaydetmektedir. Zira, o, incelemeciye, Osmanlı Devleti'nin ekonomik, sosyal ve huhukî rejiminin düzenlenişini daha iyi aydınlatmaya izin vermektedir. Sonuçta, 1.Selim Kanunnamesi, köylü kesimi reâyâ ve sipahi, harçların toplanış biçimiyle, miktarları, reâyânın mirîye toprakları (reâyâ yeri) statüsüyle reâyâ topraklarının tasarruf hukuku, askerî ve idari (Askerî tayifesi) zorunluluklarla yükümlü değişik tabakaların durumu, zanaatkâr ve ticarî faaliyetin uygulanışına ilişkin kurallar, serbest tımarları ilgilendiren kurallar, vb. arasındaki ilişkileri meydana çıkarıp düzenleyen kural ve kaideleri yansıtmaktadır.

Aynı sorunlar Fatih Mehmed Kanunnamesi'nde kısaca ve parça parça işlenmiş olmakla birlikte 1.Selim Kanunnamesi onlara özel paragraf  ve bölümler ayırmıştır. Onların içeriği, Osmanlı Devleti'nin organizasyonu ve sosyo-ekonomik rejiminin başlıca hukukî temellerinin uzun bir zamandan beri atıldığını göstermektedir. Fatih Mehmed'in Kanunnamesi'ne oranla 1.Selim Kanunnamesi, 16. yüzyıl tapu kayıtlarından anlaşıldığı gibi, Osmanlı toprak rejimi için hukukî planda takip edilen uygulamayı daha boyutlu yansıtmaktadır.

1.Selim Kanunnamesi'nin yapısı ve yasaları gelenek görenekler halinde bulunduğu gibi aynı biçimde, birçok sorun hakkında daha eksiksiz ve daha ayrıntılı yasalar ve kararları taşıyan, Kanunî Süleyman'ın saltanatının ilk yıllarında yayımlanmış Kanunnamede de bu yasalar ve kararlar gene gelenek ve görenekler halinde bulunmaktadır. Sultan Süleyman'ın Kanunnamesi, esasta, 1.Selim Kanunnamesi'nin biçimini ve yapısını koruduğu gibi bazen aynı, bazen de daha geliştirilmiş ve daha açık cümlelerle birtakım temel yasaları barındırmaktadır. Bu uygunluk, reâyâ köylü kesiminin ve tarım üretiminden (dîme) alınan vergilerin; rüsûm-i raiyyet denilen vergilerin koyun sürülerinin (adet-i ağnam), kışlık otlakların (resm-i kışlak), otlakların (resm-i otlak), kovanların (resm-i kovan), Anadolu vilayetindeki değirmenlerden alınan vergilerin yörükler, yayalar ve müsellemlerin oluşturdukları sosyal tabakaların statülerinin durumlarından dolayı utandırıcı hareketlere suçlara ya da kavga ve gürültülere neden olan kişilere karşı küçük cezaları, suçları ve müeyyideleri (yaptırımları, b.n.) ilgilendiren bölümlerin içerikleri arasında bulunmaktadır.

Kanuni Sultan Süleyman'ın Kanunnamesi sosyal ve askerî organizasyon ve reâyâ köylü kesimi durumu üzerine birçok yeni kısma sahiptir. Bunlar tımarların sahip oluşlarına, sipahilerin askerî mecburiyetlerine ve bunların toprak ve reâyâ sahipleri (sahib-i arz ve sahib-i raiyyet) olarak hak ve hukuklarına, badihava vergilerine, askerî kesim (askerî tayifesi), azab ve valak, vb.lerin durumlarına ayrılmış kısımlardır.

Bu noktada, Kanuni Sultan Süleyman Kanunnamesi'ndeki Semend Limanı'na, Morova, Drin, Ibr akarsularına ve Rudnik Vilayeti'ne ilişkin yönetmeliklerin hukukî ve idari düzenin genel normlarını oluşturmayıp yalnızca özel bölgeleri ilgilendiren yönetmelikleri oluşturduğunu vurgulamak yerinde olacaktır.

Kanuni Sultan Süleyman Kanunnamesi'nin birçok sorunu ele alıp incelemesi ve yeni kaideleri ve kuralları içermesinden bağımsız olarak düşünülürse, 1.Selim Kanunnamesi, daha eski bir durumun tablosunun genel çizgilerini göstermesi ve Süleyman'ın Kanunnamesi'nde aynı biçim ve genişlikte bulunmayan bir seri veriyi ortaya koyması bakımından bilim adamlarını daha çok ilgilendirmektedir. Bunlar reâyâ toprakları (reâyâ yeri) statüsü ve reâyânın toprak tasarrufunun veraseti hakkına ilişkin kısımların verileriyle, serbest tımarların kışlak vergilerini (resm-i duhan), evlenme fiilini (resm-i arûsane), hukuki yönetime ait eylemlerini ilgilendiren paragrafların verileridir. Pazarda satılan mallardan alınan vergilere, zanaâtın organizasyonuna ve zanaâta, ticarî faaliyete ilişkin kuralların ihlalinden dolayı çarptırılacak cezalara ayrılmış bölümler de aynı ilgiyi uyandırmaktadır.

Yayımladığımız yeni Kanunname belli bir yöneticinin ismine bağlı ve genel bir karakter arz etmektedir. Kanunnamelerin alışılagelmiş yapısına sahip olmayıp, buna karşın özellikle toprak rejiminde, reâyâ köylü kesimi ve asker tabakası (askeri tayifesi)nin durumunda olduğu gibi, sayıca daha sınırlı bir dizi sorun karşısında hukukî kararlar arz eden bir emirnâme biçimindedir.

 (1.Selim Kanunnameleri, Tirana ve Leningrad nüshaları,  1512-1520, TTK yayını, 1995, Yaşar Yücel Selami Pulaha)