
Günlük
Yaşamda Aleviler 9
Ali
Ekber Göl, korsancılardan yılıp kapatmayı düşündüğü kasetçi dükkânında, 'Bilal
Ercan' adlı türkücünün son kasedini gösteriyor. "Bu türkücünün sesi güzel,
amenna!" diyor, "Gel gör ki, kasedin üzerinde, 'Fethullah Gülen'in kırık
mızrabından' yazıyor diye tüm CD'ler elimde kaldı. Bu mahalle böyle kardeşim!"
Bu mahalle, Gazi Mahallesi: Divriği Yemek Salonu, Sivas Çavdar Köyü Derneği,
Zübeyde Hanım İlköğretim Okulu, İsmetpaşa Caddesi, Can Türküevi, Halk
Polikliniği, 'Ekim şehitleri ölümsüzdür' afişi ve Hacı Bektaşi Veli Gazi Cemevi
ile bir Alevi gettosu...
Gazi Cemevi'nin salonunda, Atatürk ve Hacı Bektaşi Veli'nin portreleri altında,
kimilerinin 'korkulu yer' gözüyle baktığı mahallesini anlatıyor, genel sekreter
Hıdır Kızılırmak. Mahalle, 1975'e değin Atatürk Çiftliği olarak biliniyormuş.
Sivas, Çorum ve Tokat'tan gelen göçlerle birlikte nüfus artmış, adı da Gazi
Mahallesi'ne çevrilmiş. Mahalle yeni göçlerle geliştikçe yeni cadde, sokak ve
bulvarlar 'siyasal dokuya' uygun biçimde haritaya eklenmiş: İsmetpaşa ve Kıbrıs
caddeleri, Atatürk Bulvarı, Zübeyde Hanım İlköğretim Okulu... Mahalle, nüfus
artınca dörde bölünmüş: Gazi, 75. Yıl, Zübeyde Hanım ve Yunus Emre mahalleleri..
Ancak, 130 bini aşkın insanın yaşadığı dört mahalle eski adıyla anılıyor.
Kızılırmak'a göre toplam nüfusunun yüzde 75'i Alevi.
Hükümet
konağı gibi
Gazi Cemevi, 10 camiye karşılık, dört mahalledeki tek Alevi ibadethanesi; bir
ibadethaneden çok 'hükümet konağı' işlevi görüyor. 'Dede Odası' diye anılan
Alevi Bektaşi Din Hizmetleri Temsilciliği'nde, dini sorular yanıtlanıyor,
sorunlar çözülüyor. Tecavüz, hırsızlık ve cinayet türü fiiller hariç, 'suçlar'ın
bir kısmı ilk olarak cemevindeki 'dedelerin' huzuruna taşınıyor. Kavgalar ve
küskünlükler bu sayede son buluyor.
Alevilerin kutsal gün ve ibadetlerinde; Hızır ve Muharrem oruçlarında, aşure
gününde, adaklarda, Kurban Bayramı'nda burada toplanılıyor, cenaze işlemleri
burada hallediliyor. Cemevi, 'resmi nikâh' sonrası da 'dede nikâhını' kıyarak,
'evlendirme dairesi'ne dönüşüyor.
Mehmet Karabulut, bu dedelerden biri. 1982'de Erzurum'dan Manisa'ya, 1985'te de
İstanbul'a göçmüş. Söz onun: "Kentte insanlar birbirinden koptu, eline, diline,
beline sahip olanlar azaldı. Yalnız küskünleri barıştırır olduk."
Karabulut da diğer sakinler gibi mahallede başgösteren içki, uçucu ve uyuşturucu
madde bağımlığı karşısında düşünmeden edemiyor.
'Hükümet konağı'nın yerel ayaklarını ise sokak aralarındaki köy dernekleri
oluşturuyor. Sivaslı, Tokatlı, Çorumlu, Erzincanlı, Tuncelili ve Erzurumlu
Aleviler, derneklerinde buluşarak, aileleri ile cemevi arasında köprü kuruyor.
Cenaze yemekleri dernek lokallerinde veriliyor, kına gecesi burada yapılıyor. Bu
yüzden Gazi Mahallesi'nde, köy derneği bulunmayan mahalle sakini yok denecek
kadar az.
Caddeler, sokaklar ve evlerin duvarları, mahallede kuşaktan kuşağa aktarılan
sol, sosyalist ve komünist parti ve grupların afişleri ve yazılamaları ile dolu.
Politik afişlerden boşalan duvara ya bir 'Türkü Şöleni'nin duyurusu ya da bir
'Saz Kursu'nun ilanı yapıştırılmış.
Sağlı sollu dükkânlardan ve evlerin balkolarından ise ilanları onaylayan
ritimler yükseliyor: Türkü ve özgün müzik ağırlıklı yayın yapan Cem, Barış, Yön,
Ekin, Özgür, Anadolu'nun Sesi ve Yaşam gibi özel radyolar gün boyu mahalle
halkından gelen istek şarkıları çalıyor.
Üstat Kitabevi'nin sahibi Behiye Aslan, frekans tercihleri ile kaset ve CD
satışlarının uyumlu olduğunu söylüyor. Kaset ve CD'lerin de satıldığı
kitabevinde; Zeynel ve Kenan kardeşler'in 'Bul Getir' adlı albümü, Kürtçe
türküler seslendiren Aynur Doğan'ın 'Nüpel'i, Mikail Aslan'ın Zazaca türküleri
seslendirdiği albümü 'Miraz ve Maya'sı ile İbrahim Tatlıses'in 'Sizler İçin'
adıyla çıkardığı 'single'ı 'en çok satanlar' arasında.
Mahallenin, bu tek kitabevinde yine en çok şiir kitapları kapışılıyor. Ahmet
Selçuk İlkan ve Yusuf Hayaloğlu'nun kitapları revaçta. Bunu, 'Aşk Doktoru' yazaı
Mehmet Coşkundeniz'in 'Sizi Seviyorum Çünkü'sü ile Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve
Hüseyin İnan'ın idamının anlatıldığı 'Darağacında Üç Fidan' izliyor. Kitabevinde
Che, Yılmaz Güney, Ahmet Kaya ve Ferdi Tayfur'un posterleri de hayli rağbet
görüyor.
Gönüllü
doktor
Halk Polikliniği'nin sahibi Dr. Mustafa Ağır, Ahmet Kaya ve Âşık Veysel'in
portrelerinin bulunduğu, Ruhi Su'dan türkülerin yankılandığı odasında, Alevi
olmamasına rağmen 'politik' tavrı yüzünden mahalleye yerleştiğini anlatıyor: "12
yıldır buradayım. Gazi olaylarında 300 yaralıya baktım. Öyle özgürüz ki, tüm
ailem yerleşti. Dini inançlarım yok, ama felsefi bakımdan Bektaşiyim.
Ağır'a göre mahalle gençliği, her geçen gün daha çok sigara, içki, uyuşturucu ve
uçucu maddeyle tanışıyor. Bu yüzden de arkadaşlarıyla
amatör ligdeki Gazi Mahallesi Spor Kulübü'nü yaşatmaya çalışıyor. Ağır, futbol,
satranç ve yüzme dallarında lisanslı 200 kadar sporcusu bulunan kulübün 'tesis
yetersizliği'nden kapanmasından endişe ediyor.
"Ayrım
yapan memur anında gider"
Alevilerin cenaze hizmetlerinden yakınması yankı buldu. İstanbul Mezarlıklar
Müdürü Adem Avcı: "Ayrımcılık yapan personeli bir saniye bile tutmam."
Cenazelerini cemevlerinden kaldıran Alevilerin, yeterince hizmet alamadıkları
şikâyetlerine yanıt geldi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürü
Adem Avcı, "Ben hiçbir ayrımcılığı kabullenemem. Hizmette Alevi-Sünni ya da
başka bir ayrım yapmayız, yapan memuru da bir saniye bile tutmayız" dedi.
Cemevlerine ya da camilere 'cenaze malzemesi yardımı yapılmasının' mümkün
olmadığını söyleyen Avcı, Alevilerin gerekli malzemeleri müdürlükten ücretsiz
aldıktan sonra, cenazelerini diledikleri yerden kaldırabileceklerini söyledi.
Avcı şöyle konuştu:
"Ben ayrımcılığı kabullenen biri değilim. Alevi-Sünni ayrımı yapmam. Biz
Mezarlıklar Müdürlüğü olarak cenazeleri dinli, dinsiz ayırmıyoruz. Böyle bir
şeye yetkimiz de yok, hakkımız da yok. Defin aşamasına kadar bütün hizmetler
ücretsizdir. Alevi bir vatandaş bize başvurduğunda bütün cenaze hizmetlerini
ücretsiz alabilir. Biz vatandaşın isteğine göre hareket ederiz. Cenazeyi ister
bizim gasilhanede yıkayalım, ister cemevinde ister cami morgunda. Biz hepsine
aracımızı, tahta ve kefenimizi veriyoruz. Alevi cemaatimiz zaman zaman bizden
imam istemezler. İmam istemeyebilirler ama diğer araç gereçleri veriyoruz.
Cenaze sahibi 'Benim cenazem şu camiden ya da şu cemevinden kalkacak' derse
oraya götürülür."
Ne camiye,
ne cemevine yardım
Avcı, izlenen prosedürü şöyle anlattı: "Cenaze sahibi, ölüm raporunu hastane ya
da belediye doktorundan aldıktan sonra müdürlüğe gelir. İstanbul topraklarında
gömülecekse bizden iznini ve talep ettiği hizmetleri alır. Ben bir buçuk yıldır
görevdeyim, asla ayrım yapılmadığını, yapılmayacağını söylüyorum. Yapan personel
bildirilsin, bir saniye bile onu müdürlükte tutmam.
Ama, 'Cenazesiz biçimde şu cemevine şu kadar kefen verilsin' denilirse olmaz.
Bir yerin kurumsallaşması bizim işimiz değil. Camilere de böyle malzeme
verilmez."
Okurdan
gelenler
"Asimilasyon var"
Kentleşen Alevilikte, genç kimliklerin eğitim temelli sorunları göz önünde
bulundurulmalı. 12 Eylül'den sonra zorunlu hale getirilen din dersleri, Alevi
öğrenciler için sistematik bir asimilasyonu beraberinde getiriyor. Küçük
yaşlarda, henüz kimliği tam oturmamış Alevi öğrenciler, kendilerine zorunlu din
derslerinde istemlerinin dışında farklı bir inanç sisteminin dayatılmasıyla,
sokakta, gittiği mekânda, devlet kurumlarında karşılaştığı yaptırım ve
önyargılar nedeniyle, hem psikolojik bir sorunun eşiğine getirilmekte, hem de
inancının gerektirdiklerini en doğal haliyle yaşamaktan uzak kalmaktadır. Bu
nedenle, Alevi gençlerinin önemli bir kısmı Aleviliği doğru yorumlamak ve
inançlarını özgürce yaşayabilmek için Alevi dernek, vakıflarıyla cemevlerinde
kendilerini ifade etmeye çalışmaktadır. (Ali Ersin Kelleci, Avrupa Genç Aleviler
Hareketi İstanbul Temsilcisi)
"Ayrım çok keskin"
Üç-beş tane olumlu olayı verip de insanları etkilemeyin. Alevi-Sünni ayrımı
keskindir, çünkü yaşam tarzları çok farklıdır; yani, zorla iyimserlik yaratmaya
çalışıyormuşsunuz gibi geldi. Tabii ki sadece lafta Alevi ya da Sünni ise
insanlar, bari boş yere şuyuz buyuz da demesinler, inançlarına sadık kalanları
rencide etmesinler. Saygılar... (Barış Başusta)
"Aynı hoşgörüsüzlük"
Sünni kökenliyim. Ramazanda alkol alana Müslüman olamaz diyor bazı Sünniler,
Alevilerse ramazanda oruç tutana laf söylüyor. Kısaca, aynı şeyler söylenip
duruyor. Ancak ben, yaşadıklarım, okuduklarım ve dinlediklerimle, Aleviliğin
İslam inancının özü olduğuna inandım. Resmi inanç olan (Diyanet'in dayattığı)
Sünni mezhebinin şekli ibadete önem vermesine karşı Alevi inancı şekli ibadetin
yanı sıra (olsa da olur olmasa da denilir) öze önem vererek İslam'ın gayesine
uygun bir yol izliyor bence. Alevilerin baskılara karşı yapmaları gereken
Aleviliği öğrenmektir diye düşünüyorum. (Ender Bıyıklı)
Demet Bilge Ergün, İsmail Saymaz
(Radikal gazetesi, 6.2.2006)