
Günlük
Yaşamda Aleviler 4
Emekli astsubay Rıza Adıgüzel Tokatlı.
Adıgüzel 'Alevi-Sünni' ayrımıyla ortaokulda, birçok örnekte görüldüğü gibi,
okulda, din dersleriyle tanışmış: "Sınıfta Alevi üç kişi vardı. Din dersi hocası
geldiğinde, 'Kızılbaşlar dışarı' diyordu. O dönem din dersi seçmeliydi. 1977'te
askeri okula gittiğimde ise din ve ahlak dersi mecburiydi. Hiç din dersi
almamıştım. Başka bir dezavantajım daha vardı. Adımın 'Rıza' oluşu. On yıl asker
olarak görev yaptım. Bu on yılda 15 sürgün ve tayin yedim, ezildim, horlandım.
'Rıza' dediğimde bakışlar değişiyordu. Bu baskıyı mesleğimde başarı olarak
yendim. 10 yılın sonunda orta kulak sorunu nedeniyle malulen emekli oldum. Şimdi
askerde Alevilere karşı böyle bir bakış açısı artık yok. Ancak o zamanlar
vardı."
Adıgüzel, gördüğü baskıları çocukları çekmesin diye çalışmaya koyulmuş, 1990'dan
beri Turhal Kültür ve Dayanışma Derneği'nin başkanı: "Aleviliği tanıtmak
konusunda elimizden geldiği kadar uğraşıyoruz. Yurtdışına gidiyoruz. Üç çocuğum
var. Büyük kızım Boğaziçi, diğeri Anadolu Üniversitesi'nde. Küçüğü ile Anadolu
lisesine gidiyor. Onlar da zaman zaman sorun yaşayabiliyor. Örneğin, küçük
kızım, derste duayı okuyamayınca öğretmeni 'Kızılbaş' diye bağırıp hakaret
etmiş, Ağlayarak geldi. Öğretmeni şikâyet ettik, ceza aldı."
"Sünnetli misin?"
İsmail Eken 31 yaşında bir doktor. Sivaslı. Aile hekimliği uzmanlığını kazanan
Eken, Okmeydanı Hastanesi'nde çalışıyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu. Eker
de ayrımcılıkla okulda tanışmış:
"Ailede, 'Sen Alevisin, karşıdaki de Sünni' türü bir yönlendirme yoktu. 1988'de
Kabataş Erkek Lisesi'ne başladım. İlk kez bir sohbet sırasında
memleketlerimizden söz açılıncaAlevi-Sünni ayrımı yaşadım. Alevi olduğumu
söyleyince, ilk tepki 'Seninle konuşmuyoruz' oldu. Üniversitede de bu ayrımı
gördüm. Ramazanda yemeğe iniyordum. Sohbet 'Neden oruç tutmuyorsunuz' sorusundan
başlayıp, 'mum söndüye' geliyordu. Kimi ailesinden duymuş, kimi hocasından...
Bir kız arkadaşım, 'Sünnetli misin' diye sormuştu. Tıp fakültesinde okuyan,
hiçbir ayrım yapmayacağına yemin eden insanlardan bu ayrımı görmüştüm. Meslek
hayatımda, yani devlet kademesinde de sorunlar yaşadım. Ancak doktor olduğum
için günlük yaşamda çözüm hızlı oluştu. Erzincan'da Kemaliye'de görev yapmıştım.
Terörden ağzı yanmış insanlardı.
Alevi olduğumu öğrendiler. İlk zamanlar 'güvensizlik' ve 'acabalar' vardı. Altı
ay sonra beni tanıdılar, aynı sofrayı paylaştık. Muharremde oruç tutardım, beni
iftara çağırırlardı, et yemediğim için onlar da yemezdi."
Alevilik-Bektaşilik inancı Türkiye'nin dört yanına yayılmış olmasına rağmen
Alevi-Bektaşiler ancak yakın zamanda seslerini yükseltip sorunlarının çözümü
için kamuoyu oluşturmaya başlayabildi.
Ceme giden Sünni bir çift
Necla Karaduman ve Ahmet Karaduman'la Yenibosna'da katıldıkları cemden çıkarken
karşılaşıyoruz.
Sözü önce Necla Karaduman alıyor: "Alevi çalışanlarım var. Konuşup tartışıyoruz.
Tokat'ta Alevi komşularımız ibadetlerini gizli yapardı. Artık bu kalktı.
Serbestçe ibadetlerini yapıyorlar. Öğrenmek için cem törenini izleme kararı
verdim. Birlikte büyüdük, beraber ağladık, beraber yedik içtik. Kimse birbirinin
dinine müdahale etmedi. Etmemeli de."
Ahmet Karaduman, törenden etkilendiğini belirtiyor: "İnanış farkı yok. Sadece
ibadet farkı var. Saz bizde yok. Ama buraya gelince Alevileri daha farklı
tanıdım. Her kelimelerinden 'Allah' sözü çıkıyor."
---------------------------------------------------------------------
Başarılı bir ortak dernek
Doğanşehirli Alevi ve Sünniler, hiçbir önyargıya kapılmadan 1984'te
kurdukları dernekle hem Malatya'daki hem de kentlerdeki hemşerilerine hizmet
veriyor
Malatya Doğanşehirliler Derneği, İstanbul'da sayısı 1500 civarında tahmin edilen
Alevi örgütünden biri. Ancak kurum 'sadece bir Alevi teşkilatı' değil; 1984'te
Doğanşehirli Alevi ve Sünnilerce kurulmuş.
İstanbul'daki 10 bine yakın Doğanşehirliyi temsil eden derneğin 11 kişilik
yönetim kurulundan altısı Alevi, beşi Sünni. Derneğin 100 civarında aktif, 5 bin
kadar da fahri üyesi var. Halen Bahçelievler, Avcılar, Bakırköy, Sarıyer ve
Bostancı'ya yayılan Doğanşehirliler, memleketlerindeki mezhepsel uyumu,
dernekleri bünyesinde İstanbul'da, Şirinevler'deki dernek binasında sürdürüyor.
Dernek başkanı 42 yaşındaki Ünal Günel, ticaretle uğraşıyor, 'Alevi-Sünni uyumu'
ailesinden başlıyor: Annesi bir Alevi, babası da bir Sünni.
Günel, Doğanşehir'de Alevi Türkmen, Alevi Kürt, Sünni Türkmen ve Sünni Kürtlerin
iç içe yaşadığını ve bu ahengin kente yansıdığını belirtiyor:
"Karaterzi Köyü'ne bu yıl okul açtırdık. Köyün nüfusu Alevi. Okulun yapımına en
çok katkı koyan işadamımız ise Sünni. Sünni kökenlilerin bulunduğu Polat Köyü'ne
de elbirliğiyle sağlık ocağı yapıldı. Yine Sünni kökenlilerin ağırlıklı olduğu
ilçe merkezinde bir sağlık ocağının temelini attık."
Saz, Alevi
kültürünün en önemli sembollerinden biri.
Ermenilerle temas çabası!
Günel, kimi hoşnutsuzluklar olsa da ortak yaşamın giderek güçlendiğini söylüyor
ve şu örneği veriyor: "Cenazemiz camiden de kalksa, cemevinden de kalksa,
yönetim kurulu daima hazır bulunuyor." Ramazanda dernek lokali oruç tutmayanlar
için gündüz de açık, hafta sonları da iftar yemeği veriliyor.
Günel, kendi deyimiyle, farklılıkları kabul ederek yarattıkları derneklerine
'tehcir' öncesi Doğanşehir'de yaşayan Ermenileri de üye yapmaya uğraşıyor:
"Şu an ABD'de, Fransa'da ve İstanbul'da yaşayan binlerce Ermeni hemşerimiz var.
Çoğu ile aynı dili konuşuyor, aynı yemeği yapıyoruz. Aynı kültürün çocuklarıyız.
Bir zamanlar bir aradaymışız. Şimdi onları yeniden aramızda görmek, onların da
derneğimize üye olmasını istiyoruz. Bazı Ermeni hemşerilerimize ulaştık bile."
Günel, 'Çok eski uygarlıkların beşiği' diye tarif ettiği Doğanşehir'in bu
birlikteliği başardığını düşünüyor:
"Artık o eski, hatalı tutumlar kalmadı. Ortak evlilikler yapılıyor,
arkadaşlıklar, komşuluklar kuruluyor, gelişiyor. Bu, bizce çok olumlu..."
------------------------------------------------------
Küçük sözlük
ER
1) Edep ve erkâna saygılı, nefsine boyun eğmeyen kimse. 2) Gönül bilgisiyle
donanmış, yücelme aşamalarından geçerek gerçekliğe ulaşmış tarikat, yol üyesi.
Er kişi: Eğitim almış kimse.
EREN
Benliğinin geçici tutkularını yenerek olgunluk aşamasına varan, ermiş olan
tarikat üyesi, yol eri kimse.
Erenler abdesti: Bilgiyle yıkanma, yıkanarak bilgilenme ya da bilgiyle yıkama,
yıkayarak bilgilendirme anlamında kulak abdesti. Erenler demi: Ceme katılanların
uyguladığı erkân ve muhabbet. Erenler hakkı: Konuk ya da yoksullar için ayrılan
yemek. Erenlerim: Dervişler arasında 'sen' yerine kullanılan hitap sözü. Erenler
Şahı: Hacı Bektaş Veli'ye verilen unvan.
ERKÂN
Ruhsal aşama bakımından üstün durumda bulunan tarikat yolcuları, yol erleri;
tarikat, yol ileri gelenleri. Tarikat, yol ulularının koyduğu ve tarikatın,
yolun yasası durumunda olan ilkeler, kurallar ve törenler bütünü.
(Esat Korkmaz'ın Kaynak Yayınları'ndan çıkan Alevilik-Bektaşilik Terimleri
Sözlüğü'nden alındı.)
----------------------------------------------------------
Okurdan Radikal'e gelenler
Aleviliğin etkileri unutulmamalı
Master tezimi Aleviler üzerine yazıyorum, o yüzden yazı dizinizi görmek beni çok
mutlu etti. Yalnız Alevilerin Türk günlük yaşam kültürü üzerindeki etkisini
gözden kaçırmamak gerekir. Alevilik bu topraklarda doğmamış olsa da, bu
topraklarda bugünkü haline gelmiş ve hem etkilenmiş, hem de etkilemiştir.
Mesela, Alevi olmadığım halde adım Eren. Ailem Sünni ama, dindar değildir ve
Bektaşiliği onore eder. Bu birçok Türk ailesinde görülmektedir.
Aleviler özellikle kentlere göç ettikçe diğer inançlardan olanlar da Alevi
kültürünü tanıma olanağı bulmuşlardır. Kuşkusuz Alevilerin baskı altında
olduğunu kabul etmek gerekir, ama her Alevinin de son derece kapalı bir toplum
yaşantısında olduğunu da düşünemeyiz. Daha çok Cumhuriyet dönemi
modernizasyonunun etkisiyle, Sünni ve Alevi dindar olmayan kesim ortak ve modern
bir İslam inancını benimsemektedir. Karşılıklı etkileşimden doğan bu akımın
önemi çok büyüktür.
(Eren Ozalay, Master Of Arts in Euroculture Georg-August-Universitat
Gottingen, Germany)
1970'lerden beri çok şey değişti
Sünniyim, evlenmeyi düşündüğüm ve sevdiğim insan da Alevi, fakat biz bu durumu
kesinlikle evlenmemizi engelleyecek bir durum olarak görmedik. Ne var ki her iki
tarafın da bazı duyum ve yapılan olumsuz evlilikler neticesinde önyargıları
oluşmuş durumda, aslında birbirinden pek de farklı olmayan yaşam tarzlarına
sahibiz. İbadet noktasında da, ibadetin Allah ile kul arasında bir olgu olduğunu
unutmamak gerekir. Ayrıca Sünnilerce Aleviliğin bilinmemesi veya yanlış
öğrenilmesi bu sorunların daha çok uzayıp gitmesine sebep olacağından, bu ve
buna benzer aktivitelerin çok yararlı olacağını düşünüyorum. Size de ilginizden
dolayı teşekkür ederim. 1970'lerden bu yana çok şey değişti ve daha çok şey
değişecek...
(Cihan Emre Sabahat)
'Sorun bugün çıkmadı'
Alevilerin karşılaştıkları sorunlar bugün çıkmadı. Yıllardan beri aynı sorunları
yaşıyoruz. Adeta istenmeyen kesim olduk. İnançlarımızı kültürlerimizi özgürce
yaşayamıyoruz. Üniversite öğrencisiyim. Alevi olduğumu lisede söyleyebildim.
İlkokulda arkadaşlarım, öğretmenlerim Alevileri dinsiz olarak tanıtırdı. Lisede
arkadaşlarım düşünen insanlardı, beni insanca karşıladılar, dışlamadılar. O
zaman kendime güvenim geldi. Artık Alevi olduğumu rahatça söyleyebiliyorum. En
yakın arkadaşlarım Sünni. Artık bunları aşmalıyız. Özgür eşitlikçi bir toplum
olmalıyız. İstediğimiz tek şey inancımıza saygı...
(Selin Akbal)
Demet Bilge Ergün, İsmail Saymaz
(Radikal gazetesi, 1.2.2006)