
Günlük
Yaşamda Aleviler 2
Adını vermeyen bir aile,
cenaze işlemlerinden ötürü çekilen sıkıntıyı şöyle anlatıyor: "Dayımın oğlunun
cenazesini cemevinden kaldıracaktık. Ailenin maddi durumu iyi değildi. Cenazeye
katılanlardan yardım toplandı. Böyle durumda tanıyan tanımayan herkes yardım
eder. Toplanan paralarda kefen, tabut alınır. Eğer kişi memleketine gidecekse
araba parası verilir..."
Günlük yaşam içerisinde Aleviler için en önemli sıkıntılardan biri, cenazelerin
kaldırılmasında ortaya çıkıyor. Kentte önceden cemevleri olmadığı için
Alevilerin cenazeleri camilerden kaldırılıyordu. Cenaze namazını da Sünni
hocalar kıldırıyordu. Bu, Aleviler için hem büyük bir sorun hem üzüntü
kaynağıydı. Cemevlerinin peş peşe açılmasıyla birlikte, cenazelerin nereden
kaldırılacağı sorunu önemli ölçüde ortadan kalktı. Cenazelerini yıkayacakları,
Alevi hocaların okuduğu dualar eşliğinde sevdiklerini son yolculuklarına
uğurlayacakları, yemeklerini verecekleri bir yerleri vardı artık. Ancak
uygulamada karşılaşılan büyük bir ayrımcılık hâlâ canlarını yakıyor.
Masraf sorunu
Cemevleri yasal statüde 'ibadethane' kabul edilmeyip, maddi yardım alınamadığı
için cenazelerde hâlâ ciddi sorunlar yaşanıyor. Maddi durumu nasıl olursa olsun,
bütün masrafları cenaze sahibi kendisi karşılamak zorunda.
Kartal Cemevi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Murtaza Mutlu, 11 ayda cemevinde 1100
kadar cenaze kaldırıldığını belirterek, şu bilgileri veriyor:
"1962 yılından beri İstanbul'da yaşıyorum. Önceden cenazeyle ilgili büyük
problemler vardı. Şimdi cemevleri yapıldı, biraz kolaylaştı. Ama şimdi de
sıkıntı yaşanıyor. Kartal Cemevi'nde 11 ayda 1100 cenaze kalkmış. Bu
cenazelerin, tabutu, merteği, arabası, kefeni, hocası, din görevlisi, bayan
hocaları, gazı, suyu hepsi olduğu gibi vatandaşın parasıyla karşılanıyor.
Mezarlıklar Müdürlüğü'ne defalarca müracaat ettik. Belediyelere başvurduk. Bize
en ufak yardım yapılmıyor. Aleviler dışında diğer mezheplerde böyle bir sorun
yok. Cenazesini kaldırmak isteyen kişi yaklaşık 200 YTL masraf yapıyor. Bu da
büyük sorunlardan biri. Mezarlık Müdürlüğü'ne defin için başvurduğunuzda
cemevinde kaldıracağım deyince hiçbir masraf karşılanmaz."
'Bir yardım alabilsek...'
Yenibosna Cemevi hocalarından 64 yaşındaki Turan Kaya da cenazelerde önemli
sorunlar yaşandığını belirtiyor: "Hoşgörüyle, yardımlaşarak cenaze törenlerimizi
kaldırıyoruz. Devletten yardım alamadığımız için hizmetlerimizi tam olarak
yerine getiremediğimiz zamanlar oluyor. Hizmetleri cenaze sahipleriyle birlikte
karşılıyoruz. Masrafı karşılayamayan olursa yine yardımlaşarak karşılamaya
çalışıyoruz."
Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Araştırma Merkezi Bilim Kurulu
üyesi İsmail Pehlivan, ilginç bir anekdot aktarıyor:
"Alevi köylerinde cami yapılması gibi bir durum var. Adana'daki bir köyde cenaze
işlerini sürdüren Alevi hoca Hakk'a yürümüş. Bu işi yapacak kimse kalmamış.
Muhtar da gidip müftülükten hoca istemiş. Müftülük 'Sizde cami yok, hoca
gönderemeyiz' demiş."
Düğünlerde pek fark
kalmadı
Günlük yaşamın vazgeçilmez ritüelleri, düğün, kına, cenaze, sünnet... Köy
ortamında geleneklere uygun yürütülen bu törenler, şehirlerde zaman içinde kabuk
değiştirdi. Birlikte yaşam, törenleri aynılaştırdı.
Aleviler, düğün ve kına gecelerinde yöresel birtakım âdetleri hâlâ devam
ettirdiklerini ancak özellikle gençlerin gelenekleri sürdürmeyi talep etmemesi
nedeniyle törenlerin giderek birbirine benzediğini söylüyor. Bundan büyük bir
rahatsızlık da duyulmuyor. Alevi ailelerde 'dede nikâhı' önemini koruyor. Ancak
zorunlu değil.
İsmail Pehlivan şu bilgiyi veriyor: "Alevi-Sünni evliliği konusunda Anadolu çok
temkinli.
Alevinin Aleviyle evlenmesi ilk koşul, kentteki aile için de böyle. Ancak,
kentteki gençler açısından durum böyle değil."
Sünnette dua yeterli
Sünnet törenlerinde de çocuk eve getirildikten sonra ailesi Alevi hocası
çağırarak dua okutuyor, lokma veriyor. Kirvelik Alevilikte de çok önemli. Kirve
ailelerin çocukları ve torunları birbirleriyle evlenemiyor.
Alevi-Bektaşi terimleri
TALİP
1) Tarikata, yola girmek isteyen, Bektaşi-Alevi olmak isteyen kimse.
2) Bu amaçla ikrar ayinine alınan kimse.
Talip ikrarı vermek: İkrar ayininden geçerek yola girmek.
İKRAR
Tarikata, yola girmek için verilen söz.
İkrar almak: Mürşidin, dedenin, tarikata, yola giren canın verdiği sözü,
yaptığı açıklamayı dinlemesi.
İkrardan dönmek: Tarikata, yola girerken verdiği sözden vazgeçmek;
ikrarını inkâr etmek; ikrarından dönerek en büyük suçu işlemek.
NEFES
1) Alevi-Bektaşi şairlerin törenlerde, meclislerde ezgiyle okunan, tarikat, yol
inançları ve bu inançlarla ilgili olayların anlatıldığı koşma biçimindeki
şiirlerine verine ad.
2) Bu şiirler üzerine bestelenen ve ezgi yalınlığı bakımından halk türkülerine
yaklaşan ilahi.
3) Mürşidin, gönülleri ferahlandıran manevi gücü.
4) Cemlerde, kutsal sayılan insan benliğine, kişiliğine
yönelik sözlere verilen ad.
NOT: Esat Korkmaz'ın Kaynak Yayınları'ndan çıkan Alevilik-Bektaşilik Terimleri
Sözlüğü'nden alınmıştır.
---------------------------------------------------------------
Genç yaşta ağır yük
Cem Vakfı'nın dedelik-babalık kursları, özellikle kentlerdeki cemaatlerini
toplamak isteyen genç dedelerin bilgi ve görgüsünü artırmak amacında
Cem Vakfı, Alevi-Bektaşiler için bir süredir dedelik ve babalık kursları
veriyor. Onlarca dede ve baba adayı 'ocaklarının son umudu' olabilmek için
eğitim görüyor.
Tunceli kökenli 'Kureyşan' Ocağın'dan Hakan Erdem de bunlardan biri. Henüz 18
yaşındaki Erdem, Sivas ve Erzincan'a yayılan ocakta bir önceki dede Murtaza
Erdem'den el alıp posta oturmuş. Şu an bir tekstil atölyesinde işçi. Erdem,
ailesinde dedesinden sonra dedelik yapacak kimse olmadığı için bu görevi
üstlenmiş:
"Şu an yetkiler bende. Dedemin gidemediği yerlere gidiyorum. Taliplerimin çoğu
Tunceli'de. Ama sayılarını bilmiyorum. Arkadaşlarımın çoğu Alevi olduğumu
biliyor. Onların bana sorduğu soruları, biliyorsam yanıtlıyorum, bilmiyorsam,
yanıtı öğrenip söylüyorum. Erken yaşta dede olmaktan mutluyum. Ne de olsa ağaç
yaşken eğilir. Bu mesuliyeti almak gerekiyordu. Yoksa ocağımızı ayakta tutacak
kimse kalmamıştı."
Bitmeyen sorular
Alibey Gözgöz 24 yaşında. Tokatlı 'Keçeci Baba-Ahi Mahmut Deli Ocağı'nın son
dedesi altı yıl önce ölünce sıra Alibey Gözgöz'e gelmiş. Amacı, Tokat ve
Amasya'ya yayılan talipleri toparlamak:
"Dedemiz kalmadı. Baktım olacak gibi değil, bu hizmeti ben üstlendim. Kimi
arkadaşlarım garipsiyor. En büyük amacım, talipleri bir cemde toplamak."
Gözgöz, tekstil atölyesinde çalışıyor. İşyerinde sık sık, 'Niye oruç
tutmuyorsun' sorusuna maruz kalmaktan mustarip bir dede...
Yeni kuşak
Ali Yüce; yaşlı, sakallı, kasketli Alevi dedelerinin aksine genç, tıraşlı ve
takım elbiseli. 32 yaşında, ama olgun dedeler safında. Ordulu 'Sarı Saltuk
Ocağı'nın dedelik postuna oturduğu dört yıldan beri binlerce talibi için hizmet
veriyor. Yüce, 'insanı kâmil' diye nitelediği dedeliğin, İslam'ın ruhu olduğunu
kaydediyor:
"Dedelik manevi bir yol. Hazreti Muhammed'in soyundan gelen seyyidliğin devamı.
Soydan kasıt, kan bağından ziyade, İslam'ın gerçek ruhu. Bu ruh kuşaktan kuşağa
seyyidler vasıtasıyla getirilmiş. İnsanlar da Hazreti Muhammet'e verdikleri
ikrarı yaşatmış. Bir dedenin öğrettiği, insanın önce kendi vicdanını
temizlemesidir."
Köyden kente göçün otoriteyi bir ölçüde sarstığını ama her şeye rağmen dedeliğin
etkisini sürdürdüğünü belirten Yüce, şöyle diyor:
"Dedeliğin zahiri (görünen, dünyevi) ve batıni (görünmeyen, içsel) hizmetleri
var. Örneğin, bir eliyle zenginden aldığını diğeriyle yoksula verir, ekonomik
yaşamı düzenler. Karıkocayı barıştırır, aile yaşamını düzenler. Hatta 50'lere
dek Alevilerin yargıya intikal etmiş dosyası yoktu. Kendi içsel hukuku ile
çözülüyordu bu. Göçten sonra dede talibine, talip dedesine ulaşamadı. Hakkını
alamayan bir toplum var ortada. Şehirlerde gerektiği gibi sosyal hayatını
yaşamıyor. Hâlâ cemevleri ibadethane sayılmıyor. Buna rağmen Türkiye'nin her
yerindeki dedelerle görüşüyoruz. Eskiden olduğu gibi yeniden hizmeti ve tasavvuf
ruhunu oturtmaya çalışıyoruz."
Demet Bilge Ergün, İsmail Saymaz
(Radikal gazetesi, 30.1.2006)