Kentleşen Alevilik 1

Kente göç
olgusu, Alevilerin siyasal, kültürel ve dinsel kimliklerinde önemli değişimlere
yol açıyor. Sosyolog Kamil Fırat'ın "Kent Aleviliği" konulu çalışması, bu
değişimin kırılma noktalarını son derece çarpıcı bulgularla gözler önüne
seriyor.
Kentleşmenin Alevilik ve Alevilere etkileri üzerinde yürütülen alan çalışması,
2003 ve 2004 yıllarında Ankara'da Dikmen ve Mamak'ta toplam 208 denekle
yürütüldü. ODTÜ Araştırma Fonu tarafından desteklenen araştırmaya katılan
deneklerin çoğunluğunu Çorum, Yozgat, Sivas'tan göç eden Alevi vatandaşlarımız
oluşturdu.
Araştırma şu sorulara yanıt aradı:
Kentleşme,
Alevilerin geleneksel yaşam biçimlerini ne ölçüde etkiliyor? Yitirilen
geleneksel özelliklerin yerlerini hangi yeni özellikler dolduruyor?
Kırsal
alanlarda yetişmiş Aleviler, şimdi Aleviliği nasıl bir dinsel kimlik olarak
görüyorlar?
Siyasal,
düşünsel, ekonomik ve kültürel etkiler dinsel kimliği değiştiriyor mu?
Kentli
Aleviler, Dede - Talip ilişkilerini, Musahipliği, Cem törenlerini, oruç tutma ve
kurban kesme gibi kavramları şimdi nasıl değerlendiriyorlar?
Kentli
Aleviler devletin din politikasını nasıl yorumluyorlar? Kentli Alevi, siyasal
kimliğini hangi dinsel, etnik ve ideolojik temeller üstünde kuruyor?
Alevilik
inanç ve öğretisinin "sahibi" Dedelik Kurumu eski gücünü yitiriyor mu? Dedeler
bu konuda ne diyor?
Milliyet, bu soruların son derece çarpıcı yanıtlarını bugünden itibaren
okurlarına sunuyor.
Araştırmaya göre, Alevilik algısını farklılaştıran önemli faktörlerden biri
eğitim. Eğitim düzeyi yükseldikçe, Aleviliğin bir kültür ve yaşam biçimi olarak
tanımlanması oranı da yükseliyor. Eğitim düzeyi düştükçe, Aleviliği dinsel
kimlikle ilişkilendirerek, İslam içinde tanımlama ya da algılama eğilimi
artıyor.
Araştırmaya katılan deneklerden okuma yazması olmayanların yüzde 93.3'ü,
okuryazar olanların yüzde 76.9'u, ilkokul mezunu olanların yüzde 73'ü, ortaokul
mezunlarının yüzde 84,6'sı Aleviliği "Gerçek İslam" ya da "İslamın bir yorumu"
olarak algılıyor.
Aleviliği İslam alanı içinde görme eğilimi lise mezunlarında birden yüzde 32'ye,
üniversite mezunlarında ise yüzde 27.7'ye düşüyor. Üniversite mezunlarının yüzde
68.1'i, lise mezunlarının ise yüzde 68'i Aleviliği İslamiyet ile
ilişkilendirmiyor, doğrudan bir kültür ve yaşam biçimi olarak görüyor.
Kamil Fırat'a göre, eğitimin Alevi algısındaki farklılaştırıcı etkisi,
modernleşme ve kentleşme süreçleriyle birlikte ele alındığında anlamlı ipuçları
içeriyor. Eğitim düzeyleri nispeten düşük olanların kırsal alanlarda geleneklere
dayalı bir yaşam biçimi sürdürmeleri, Alevilik algılarını dini temeller üstüne
kurmalarına yol açıyor.
Kentlere göç etmiş deneklerin Aleviliği din ekseninde ve İslam içinde bir yorum
olarak açıklamaları büyük ölçüde devraldıkları geleneğin bir sonucu. Onlar için
Alevilik İslami bir inanç ve dinsel bir anlamlandırma sistemi...
Ancak, Aleviliği din ve İslamiyet ile ilişkilendiren bu bakış, kentlerde doğan,
modern bir eğitim sisteminden geçen Alevi deneklerde ciddi ölçülerde aşınma
eğilimine giriyor. Kentli Aleviler, özellikle eğitim düzeyinin yükselmesiyle
doğru orantılı bir şekilde Aleviliği bir kültür ve yaşam biçimi olarak görmeye
başlıyorlar.
Alevilerin yakın zamana kadar kentlerde toplumsal ve dinsel kurumlarını
oluşturamamış olmaları da, kentlerde yetişmiş kuşakların inanç olarak Alevilikle
ilişkilerini olanaksız kılıyor.
Fırat'a göre, farklılaşmada şu faktörlerin etkisini de hesaba katmak gerekiyor:
1. MODERN EĞİTİMİN ETKİSİ: Farklılaşma, modern eğitimin ve onun parçası
olduğu modern dünyanın Alevi bireyleri üstündeki etkisinden kaynaklanıyor.
2. ALEVİLİĞİN HUKUKSAL OLARAK TANINMAMASI: Bu grupta Aleviliğin yeni tarihsel
ve toplumsal koşullarla karşılaşmasından kaynaklanan sorunlar yer alıyor.
Aleviliğin hukuksal açıdan yok sayılması da yine önemli bir faktör olarak
görülüyor.
3. DİNSEL KURUMLAR YOK: Ve nihayet kentlerde yetişen Alevi kuşaklarda dinsel
öğretileri ulaştıracak kurumların bulunmaması ya da yetersizliği, Aleviliğin
kaynakları konusunda genel bir bilgisizliğe yol açıyor.
Fırat, sonuçta şu değerlendirmeyi yapıyor: "Alevilik, kentlerde yetişen
Alevilerin yaşamına sadece etnik bir kimlik olarak giriyor ve dinsel anlamını
yitiriyor. Yarı açık bir toplumun inanç sistematiği olarak biçimlenmiş Alevilik,
kentsel dönüşüm sürecinde hukuksal ve yapısal sorunlarla aynı anda karşılaşıyor.
Yeni kuşaklar için Alevilik ya geçmişte kalmış bir inanç biçimidir ya da bir
etnik kimliğin sağladığı 'aidiyet' duygusuyla sınırlıdır."
İslami
yükseliş dini düşünceden uzaklaştırıyor
Araştırma bulguları Alevi topluluğunun yaygın bir kesiminde dini değerlerin ve
bağlılıkların zayıflamakta olduğuna işaret ediyor. Benzer bir eğilimi Alevi
olmayan ve kimliklerini ortaya koyarken 'laiklik' veya 'çağdaşlık' gibi
özellikleri ön plana çıkartan sayıca en az Aleviler kadar kabarık bir toplum
kesiminde de görüyoruz.
İlginç olan bir durum var. Bir yanda toplumsal tabanda oldukça yaygın ve siyasi
bakımdan gücünü artan ölçüde ortaya koyan bir İslami hareket söz konusu. Yine bu
dönemde Diyanet İşleri gibi resmi kurumların etkinlikleri de yurt içinde ve
dışında hızla artıyor. İslami kesimdeki bu yükseliş, toplumun tüm kesimlerinde
kendini hissettiren bir dinselleşme yaratmak bir yana, başta Aleviler olmak
üzere başka toplum kesimlerini bazı dini düşünce ve pratiklerden büsbütün
uzaklaştırıyor.
Çocuğundan gerçeği saklayan babanın öyküsü
Kamil Fırat, araştırmasında Alevi bir babanın anlattıklarını kentsel alanlarda
yetişen yeni Alevi kuşaklarının karşılaştığı sorunları dile getirmesi açısından
çarpıcı bir örnek olarak gösteriyor.
Babanın anlatımı şöyle:
"Ankara'ya göç ettiğimizde, kendilerini çevreden korumak için çocuklarımıza
dinimizi öğretmeyi bıraktık. Çocuklarımız okula gittiler, orada Sünnilere
öğretilenleri öğrendiler. Daha sonra, çocuğum üniversite öğrencisiyken,
dinimizin ne olduğunu sordu bana, "Müslüman isek, Ramazan'da neden oruç
tutmuyoruz? Neden camiye gitmiyoruz?" dedi. Ona doğruyu söylemek zorunda kaldım.
"Biz Aleviyiz. Camiye gitmeyiz, Ramazan'da oruç tutmayız" dedim.
"Alevilik nedir? Aleviliğin temelleri nelerdir? Kaynaklar var mı?" diye sordu.
"Bir tek şey biliyorum: Alevi olduğumuzu" dedim.
(Kentleşen Alevilik – 1, Sosyolog Kamil Fırat'ın araştırması, Yayına hazırlayan
Belma Akçura, Milliyet gazetesi, 4.7.2005)