Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Hızlı erişim için tıklayabilirsiniz.......Kar......Ken......Ki......Kul......Lab

J

Jamasp : Zerdüşt dininden önceki bir kahramanın adı, Kıral Viştasp'ın başveziri. (Ateşe Tapmayanlar)

Jasz : Bakz. As, Asi

Johannes Antiochenus : Günümüze sadece fragmanlar halinde kalan 7. yüzyıl Yunanca bir dünya kroniğinin yazarıdır. (Czegledy)

Juanjuanlar : Asya Avarları’nın Çince adıdır. (bkz.Avar, Uar-Hyon). Orta Asya Juanjuan çağı M.S.4.yy. sonundan M.S. 555’e kadar sürmüştür. (Czegledy)

Juturna: Sağaltıcı Roma Nymphesi. (Estin-Laporte)

Juventas:  Roma'nın gençlik tanrıçası, imparatorluk döneminde askeri kolejlerin koruyucusudur. (Estin-Laporte)

Jüpiter : Roma Mitolojisinde tanrıların kıralı, yaşam ve ölüm tanrısı.

 

K

Ka :  Palaca “bu” anlamına gelir. (S. Alp)

Ka : Hititçe “bu” anlamına gelir. (S. Alp)

Kaan : İsim olarak kullanılır. İmparator anlamına gelir. “Kağan” sözcüğünün Çengizliler’de aldığı biçimdir. Göktürk ve Uygurlar’da “kağan”, Karahanlılar’da “hakan” olmuştur. (A. Erol)

Kaan : Şor Türkçesi’nde “kağan, han” anlamında kullanılmaktadır. (Ş.H.Akalın)

Kaantegri : Şor Türkçesi’nde “gökyüzü” anlamında kullanılır. (Ş.H.Akalın)

Kaantegriçi : Şor Türkçesi’nde “astronom, gökbilimci” anlamında kullanılır. (Ş.H.Akalın)

Kabak : İsim olarak kullanılır. Macaristan Kumanları’ndan birinin adı. (A. Erol)

Kabak : 1. Mahalle, 2. Küçük kasaba, 3. Bir soya ait toprak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kaban : İsim olarak kullanılır. Dik yokuş, kayalık, uçurum, mısır koçanı anlamlarına gelir. Ayrıca  İdil’i geçtikleri sırada (860-880) Peçenekler’in bir uyruğunun adıdır. (A. Erol)

Kabeiroi: Gizemli tanrısal varlıklardır. Hephaistos'a bağlanırlar. (Estin-Laporte)

Kabcık : Deri çuval. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kablavuç : Tabansız terlik. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kabta : Sümerler’de tuğla kalıbından sorumlu, ikinci dereceden bir tanrı. (Kramer)

Kabuv : Yenmek, kazanmak, mağlup etmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
             (Kabıluv : Yenilmek, yok edilmek.)

Kaç : Sonbahar. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kadalğan : Yenilmeyen, tuttuğunu koparan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kadama : Destek, dayanak, yardım. Savaş sırasında yandaş desteği. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
                (Kadama boluv : Arka çıkmak.)

Kadar :  Kader. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kadem: Ayak, adım. yarım arşın uzunluğunda bir ölçü. Uğur. (Osmanlıca Türkçe Sözlük, Ferit Devellioğlu)

Kadır :  İsim olarak kullanılır. Kuvvet güç anlamına gelir. (A. Erol)

Kadır : Katır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kadir: 1. Kudret sahibi, kudretli, kuvvetli, güçlü. 2. Allah. 3. Abdülkadir'den bozma erkek adı. (Osmanlıca Türkçe Sözlük, Ferit Devellioğlu)

Kadîr: (Ar. sıfat. kudret'ten) Tükenmez, kudret sahibi olan Allah. (Osmanlıca Türkçe Sözlük, Ferit Devellioğlu)

Kağa atıb caşağan : Başkalarını tatlı dille kandırıp, onları sömürerek yaşayan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kağan : Türkçe’dir. “İmparator, yüce hükümdar”, genelde “Büyük Kağan” olarak kullanılır. (J.P.Roux)

Kağanak : Yeni doğmuş bebek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kağıbal : Eşekarısı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kağılgıç : Herkes tarafından aşağılanan, horlanan, sığınacak yer arayan kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kafkasya Hunları : Bakiye Hun boylarının Derbend’in kuzeyinde Hazar Denizi kıyılarındaki ülkesidir. M.S. 567’den sonra bu saha Batı Göktürk (Hazar) hakimiyeti altına girmiştir, fakat  Ermenice kaynaklarımız henüz 7-8.yy.daki Arap-Hazar savaşları zamanında da Hunlar’ın bu ülkesinden söz eder. (Czegledy)

Kahalwuzzil : Hatti tanrılarından biri. (S. Alp)

Kaiserieh : Filistin’deki Kaisaria, Kayseriye.

Kak : Arpa unundan yapılan ekmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kakarni : Hurrice bir silah adı. (S. Alp)

Kakgıç : Çırpma sopası, yün işlemede, yıkanmış deri parçalarının çırpılmasında kullanılır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kala : Muhafızlarla korunan saray. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kalak : Yemek karıştırmak için ağaçtan yapılan küreğe benzer alet, kepçe. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kalak : Hiç evinde durmayan, gezip duran hayvan veya kişi. İnsana karşı hakaret içerir. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kalançak : Taştan yapılmış avlu duvarı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kalatur : Süamer’de Tanrıça İnanna’nın cinsiyetsiz bir yandaşı; Ölüler Diyarı’ndaki İnanna’nın canlanmasına yardım etmek için Enki tarafından yaratılan mitolojik varlık. (Kramer)

Kalın : Başlık parası, mal. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kalın betli : Utanmaz, kalın yüzlü kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kalketor : Milas'tan Bafa Gölü'ne giden yolda yaklaşık 9.65 km. sonra sola bir yol ayrılır. Bu yol Karakuyu'ya ve antik şehir Kalketor'a gider. Bu şehrin tarihte Delos Birliği'ne üyeliğinden başka hiçbir önemi yoktur. Helenistik Dönem krallarından biri Kalketor'a ve diğer bir şehre sympolity'e girmeleri için yol göstermiştir. İsmi kaybolan diğer şehir muhtemelen Euromos'tur... Daha sonra iki şehir de Mylasa'yla birleşmiştir. (Bean)

Kalkhas: Troya Savaşı sırasında Yunanlar'ın resmi kahinidir. (Estin-Laporte)

Kalkınlık : Eskiden suda batmamak için kullanılan ağaç yapıt, sal. Şimdi çağdaş kalkma balonu veya kolsuzu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kaloyan : Yirmi altıncı Bulgar Kralı. (1197-1207) (G.Ostrogorsky)

Kaluti : Hurrice “daire” anlamına gelir. (S. Alp)

Kam : Türkçe’dir. Şaman anlamına gelir. Moğolcası bö, böge, bö’ö’dür. (Roux-O.Asya)

Kam : Türkçe’dir. “Şaman” anlamına gelir. Moğolca bö, böge, bö’ö. (J.P.Roux)

Kama : Kısa kılıç. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kambriyen Dönem : 545-495 myö arası. Kambriyen, yeryüzü yaşamı için bir dönüm noktasıydı. Yaşamın ortaya çıkışından Kambriyene kadar geçen yaklaşık üç milyar yıllık süreç içinde yaşam hücresel düzeyde pek çok gelişme kaydetti; fakat, bu gelişim bakterilerden, bir ve çok hücreli alglerden öteye geçemedi. Geç Proterozoikte başlayan hayvanların gelişimi ve çeşitlenmesi, Kambriyene damgasını vuran en önemli olaydı. Kambriyenden hemen önce Neoproterozoiğin sonunda en ilkel biçimleriyle ortaya çıkan hayvanlar, Erken Kambriyenin sonuna kadar geçen kısa zaman dilimi içinde, yaşamın tarihi boyunca bir daha asla tekrarlanmayacak bir hızla evrimleşip, çeşitlendi. Tartışmalara karşın "Kambriyen Patlaması" olarak adlandırılan bu olayın sonunda, sadece 25 milyon yıl içerisinde, bilinen hayvan şubelerinin neredeyse hemen hepsi ortaya çıktı. (biltek.tubitak.gov.tr)

Kambriyen öncesi dönem: Hadeyan, Arkeyan, Proterozoik. "Kambriyen öncesi" yeryüzünün oluşumundan Kambriyene kadar geçen dört milyar yıllık zaman dilimidir. Yeryüzü tarihinin 7/8'lik bölümü, Kambriyen öncesinde geçer. Dünyanın yüzeyinin soğuyup, katılaşması, kıtasal levhaların, atmosferin ve okyanusların oluşması. Yaşamın jeobiyokimyasal süreçler sonucu ortaya çıkması, bakterilerin evrimi, atmosferin oksijence zenginleşmesi, ökaryotların evrimi ve ilk hayvanların ortaya çıkması hep Kambriyen öncesinde gerçekleşir. Ne var ki Kambriyen öncesine ait bilgileriniz son derece sınırlı ve tartışmalı. Son zamanlarda kabul gören sistemde, Kambriyen öncesi, Fanerozoik devirle denk iki devre ayrılır: Proterozoik ve Arkeyan. Ancak, dünyanın en eski kayaçlarının bulunduğu Arkeyanın başlangıç zamanı belirtilmez. Bunun nedeni, yeryüzünde Arkeyan öncesine ait hiçbir kayaç olmamasıdır. Yeryüzünde bilinen en eski kayaçlar 3.8 milyar yıl öncesine ait. Bu zamandan önceki kayaçlar jeolojik olaylar sırasında aşınarak ya da yeniden magmaya karışarak yok olmuş. Dünyanın 4,5 milyar yıl olarak biçilen yaşı, jeolojik etkinliğin olmadığı Ay'dan getirilen taşların ve yeryüzüne düşen meteorlar üzerinde yapılan çalışmalarla bulunmuştur. Bazı bilim adamları Dünyanın, Güneş sisteminin oluşumu sırasında, bir göksel cisim olarak belirmesinden Arkeyana kadar geçen zaman dilimi için Hadeyan ismini kullanır. Bu da, tıpkı yaşadığımız çağ olan Holosen gibi gerçek bir jeolojik devir olmasa da, dünya tarihinin bütünlüğünün sağlanması amacıyla kullanılır. (biltek.tubitak.gov.tr)

Kamp yeri : (Dağcılık terimi.) Dağcıların geceyi geçirmek için kullandıkları yer. Bu, sarp bir yamacın üzerinde bazen çok dar olabilen bir düzlük ya da ünlü dağcıların adlarını taşıyan daha uygun bir alan olabilir. (Dağlar, Popüler Bilim Kitapları TÜBİTAK yayını)

Kamsık : Sevilen ve şımartılan (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kamu : İsim olarak kullanılır. Hep, bütün, dükeli, bir ülkede yaşayan insanların tamamı, halk anlamlarına gelir. (A. Erol)

Kan çerüv : Kanlı düşman. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kanalis : İon başlığında abakusun altında iki volütü birleştiren dış ya da içbükey aralık.

Kanbay : İsim olarak kullanılır. Kan ( = tok, doymuş) ile Bay ( = Beğ)dan : Yetkin beğ, memnu beğ, varlıklı beğ anlamına gelir. (A. Erol)

Kançık : Kötülük yapmaktan zevk alan kadın. Hayat kadını. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kang chü : Hsüan Chang’ın seyahatnamesi’nde Küngü şehrinin adıdır. Bu ad eski Kangkü’nün yeni versiyonlarından biridir. (karş. Kangkü, Kangü-Tarban) (Czegledy)

Kangha : Sir Derya’nın orta akışında, İli Vadisi’nin batısına düşen Talas ve Çu Nehri bölgesindeki göçebelerin ülkesidir. İran kaynaklarında önce Kangha (Avesta’da) daha sonra Kang şeklinde geçer. Kang adı İran Destanı’nda Turanlı göçebelerin başkentini ifade ediyordu. Batı Göktürkleri’nin idaresi sırasında bu adın Türkçe biçimi K(ä)ngü idi. Bunun haricinde aynı adın Küngü ve Kungi versiyonu da kaynaklarımızda günümüze kalmıştır. Kang ülkesinin sâkinleri Asiler idi. (Czegledy)

Kängü-Tarban : Daha sonra Otrar (Tarbant) adını alan ve Türkçe oyma yazılı kitabelerde anılan coğrafi bir isim, Sir Derya’nın orta akış bölgesindeki bir şehrin adıdır. Kuzey İran’daki bir adete göre İranî bir sahanın adını (bu durumda demek ki Kangü, Küngü adını) bölgenin diğer şehirleri de ikinci bir ad olarak alabiliyordu. İkili adlandırma buradan kaynaklanmaktadır. Sovyet arkeologları Aris Nehri deltasına yakın bir yerde, Sir Derya kıyısındaki Otrar harabelerini gün ışığına çıkarmışlardır. (Czegledy)

Kankah : Farsça’dır. “Manastır” anlamına gelir. Kökeninin Manicilik’te olduğu sanılan karmaşık yapı. (J.P.Roux)

Kankıldağan : Tavuğun yumurtlaması sonrası çıkardığı ses. Şaka ve hafif hakaret içeren biçimde kadınlar için de kullanılabilir. (Nege kankıldaysa : Niye bu kadar gülüyorsun?) Genellikle dikkat çekmek için yapmacık neşeye başvuran kadının nitelemesinde kullanılır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kantar : Kan davası yürüten her iki taraf. Günümüzde kan davası anlamını kaybetmiştir ve düşman anlamında kullanılmaktadır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kantor : Hun atının bir türünün ismi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
              (Avur kantor : Koyu bordo.
               Carık kantor : Açık bordo.)

Kantuluk : Hasta. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kaoçö (Kaokü) : Tingling (Tielö) boylarının “Yüksek arabalı” anlamına gelen Çince adı. (Czegledy)

Kantaron : Üç yüzden fazla türü olan bir bitkidir; bunlardan sadece otuz kadarı 1500 metrenin üzerinde yetişir. Kantaron onu sümüklüböceklerden ve meradaki hayvanlardan koruyan acı bir öç içerir. Çiçeği soğukta ya da karanlıkta kapanır; güneş ve sıcakla birlikte yeniden açılır. (Dağlar, Popüler Bilim Kitapları TÜBİTAK yayını)

Kapağan : İsim olarak kullanılır. Fatih anlamına gelir. Aynı zamanda bir ünvandır. (A. Erol)

Kapgan : Kapağan gibi. (A. Erol)

Kapadokya :  Persler’in bölgeye verdiği ve Güzel Atlar Ülkesi anlamındaki Karpatuka adından gelir. (E. Atabey)

Kappadokia : Orta Anadolu’da, Kızılırmak yayı içinde konumlanan bölge.

Kapuz : (Türkmenler) Bir nehrin yardığı büyük kayaların yarılmış olan yerlerine bu adı verir. (A.Rıza.Yalman)

Kar boran : Kar fırtınası. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kara Alem : Eski dilde: 1. Gece, 2. Acıklı anı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kara budun: Göktürkler'de sıradan halka verilen ad. (Türklerin Dili, Fuat Bozkurt)

Kara Kün : Büyük bela günü. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kara-ton: Giysi anlamına gelen bu sözcüğün kara ile ton sözlerinden oluştuğu savunulmuştur. (Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları)

Kara Yülük : İsim olarak kullanılır. Traş olmuş, yolunmuş anlamına gelir. (A. Erol)

Karabaş : 1. Soylu sınıftan olmayan, 2. Kafası siyah olan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karabükey : İsim olarak kullanılır. Bileşik isimdir. Yaman güreşçi anlamına gelir. (A. Erol)

Karak çok : Şor Türkçesi’nde “gözsüz” anlamında kullanılır. (Ş.H.Akalın)

Karakafalar : Sümerler’e yakıştırılan bir ad; kökeni belirsizdir. (Kramer)

Karakul : Ağır işlerde çalışan köle. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karan : 1. Lilit, Kara delik olarak bilinen gezgen, 2. Kısır, verimsiz. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
             (Karan cer : Bitkisiz, çorak yer.)

Karan alam : 1. Gökteki siyah noktalar, 2. Karan gezegeni. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karasavat : Gümüşün üzerindeki siyah işleme. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karaşın : İsim olarak kullanılır. Esmer anlamına gelir. (A. Erol)

Karatekin (Karatigin): İsim olarak kullanılır. Karaşın şehzade, esmer prens anlamına gelir.  Tacikistan’da tarihi bölgenin adıdır. (A. Erol)

Karapan : Bkz. Karb. (Ateşe Tapmayanlar)

Karaton : Kısır, (Sadece kadın için kullanılır.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karavçu : Bakıcı, refakatçi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karavaş : Kadın köle. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karavul : Bekçi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karavuz : Siyahımsı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karb : Eski dindeki din adamı. (Ateşe Tapmayanlar)

Karbonhidratlar: Her su molekülüne karşılık gelen bir karbon atomuna sahip bileşiklerin genel adı. (www.biltek.tubitak.gov.tr)

Karbonifer : Kömür Çağı. 354 myö-292 myö. Bataklık ormanlarının ortaya çıkıp yaygınlaşması. Ammiyotik yumurtanın keşfi. Sürüngenlerin ortaya çıkması. İlk uçan böcekler, Gondvana ile Lavrasya'nın çarpışması: Pangea'nın oluşması. Dünya kömür rezervlerinin büyük bir kısmı bu zamana ait olduğundan, döneme "karbon içeren" anlamında "Karbonifer" adı verilmiş. Ancak bugünlerde döneme yeniden bir isim vermemiz gerekseydi, muhtemelen "yeşil çağ" anlamına gelen bir kelime kullanırdık. Karbonifer, tüm dünya karalarının ekvatoral düzlemde bir araya toplanmaya başladığı ve bu uçsuz bucaksız kara parçasının büyük bir bölümünün günümüz Amazon ormanlarına benzetilebilecek yağmur ormanlarıyla kaplı olduğu bir dönemdi. Bu uçsuz bucaksız yeşil; bugün artık var olmayan veya günümüz bitkilerinin ataları olan eğrelti ve eğrelti benzeri bitkilerle ilkin tohumlu bitkilerin dahil olduğu, pek çok farklı grubun oluşturduğu bataklık ormanlarıydı. Bu yoğun bitki örtüsünün hayvan sakinleri olan böcekler, kırkayaklar ve akrepler de çağdaşlarına göre dev boyutlardaydı; omurgalıları ise çok çeşitli iki yaşayışlılar temsil ediyordu. Dönemin sonuna doğru, dev kıta Pangea oluştukça ve buzullar büyüdükçe, çekilen deniz suları ve kuraklaşan iklimle birlikte bitkilerin ve ormanların yapısı değişirken, sürüngenler de yavaş yavaş kendilerini göstermeye başlar. (biltek.tubitak.gov.tr)

Karca : M.Ö. birinci binde Güneybatı Anadolu’da Lidya ile Likya arasındaki kıyı bölgesinde bulunan Karya’nın diline ait metinlerin büyük çoğunluğu Anadolu dışında Mısır’da ve Nubya’da bulunmuştur. Yazıtların sayısı 150’yi aşmakta ve M.Ö.8 ile 4-3. yüzyıllar arasına tarihlenmektedir. Büyük çoğunluğu çok kısa olan bu yazıtlar Mısır Kralı 1. Psammetih (M.Ö.663-609) ile 2. Psammetih’in (M.Ö. 593-588) Karya kökenli paralı askerlerine aittir. (S. Alp)

Karça : Özel isim. Deşt-i Kıpçak Devleti'nin Moğollar ve Moskova Knezliği tarafından parçalanmasından sonra, Türk soylularının sığınacak topraklar aradığı ve düşmanla savaştığı dönemde (14.yüzyıl) Kafkas Kağanlığı'na gelen Karaça boyunun önderidir. Yerli Türkler'le birleşerek bölgede hakimiyeti sağlamıştır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kardah : Avesta ve diğer kitapların ayrılmış bölümleri. (Ateşe Tapmayanlar)

Kardam : On üçüncü Bulgar Kralı. (777-yakl.803) (G.Ostrogorsky)

Kardıgaç : İsim olarak kullanılır. Kırlangıç anlamına gelir. (Kırgızlar’da isim olarak kullanılıyor.)

Kargın : İsim olarak kullanılır. Bir çeşit büyük rende anlamına gelir. (A. Erol)

Karialılar : Eski Yunan inanışına göre Ege Adaları'nda yaşayan ve sonra Asya anakarasına göç eden bir topluluktu. Girit kaynakları, Herodotos'un da dediği gibi, Karialılar'ın Girit Kralı Minos'un egemenliği altında olduğunu söyler. O zamanlar Leleg olarak adlandırılan bu halk vergi ödemezmiş; fakat Minos istediği zaman gemilerde çalışacak adamlar gönderirmiş. Daha sonra, Dorlar ve Ionlar gelip Karialılar'ı Ege kıyılarına kovmuş. Strabon da bu olaydan aynı şekilde söz eder. Tukidides de onların adalı olduğu konusunda hemfikirdir ve hatta krosanlık yaptıklarından bahseder. Fakat karialıları adadan Dorlar'ın ve Ionlar'ın kovduğu görüşüne katılmaz. Onları bizzat Minos'un kovduğunu söyler. Adaların işgali hakkında da birtakım arkeolojik kanıtlar ileri sürer. Bu görüşe göre, Peleponnessos Savaşı sırasında Delos adasındaki mezarlar açılarak başka yerlere taşınmıştır. Bu temizlik amaçlı taşıma işlemi sırasında açılan mezarlardan çıkan gömülerin yarıdan fazlası, Karia'ya özgü silahlar ve savaş alitleriyle birlikte gömüldükleri için Karialı olarak tanımlanmışlardır. Fakat bu olay modern arkeolojide kabul edilmemektedir. Çünkü Erken Kyklad kültürü (Delos'ta Kyklad adalarından biridir) Karia karakteri taşımaz; buna karşılık Girit ve Myken izlerini barındırır. Karialılar'ın kendileri ise bu söylenenlerin hiçbirini kabul etmez. Onlar her zaman anakarada yaşadıklarını ve hep Karialı olarak adlandırıldıklarını söyler. Kanıt olarak da kendilerinden başka sadece Kysialılar'ın ve Lydialılar'ın girebildiği Mylasa'daki eski Zeus tapınağını gösterirler. Araştırmacılar bugün en çok bu görüşün doğruluğuna inanmaya eğilimlidir. Bununla beraber Karialılar'ın erken dönemlerde Karia Talassokrasisi geleneğine bağlı olarak deniz kültürünü benimsedikleri görülür. Eusebius (M.Ö.33 civarında), bu dönemi M.Ö. 8. yüzyılın ikinci yarısına tarihlemiştir. Fakat liderlerin hiçbirinin ne denizdeki gücüne ne de başarılarına dair hiçbir kayıt yoktur. Homeros'un İlyadası'nda Karialılar'dan, Troialılar'ın müttefiği olarak söz edilir. Homeros onların Milatos ve Mykale Dağı  çevresinde yerleştiklerini ve barbarca konuştuklarını söyler. Fakat, Tukidides'in de dediği gibi Homeros Yunanlı olmayanlara asla barbar demezdi; muhtemelen onları da Yunanca konuşan Troialı müttefiklerinden ayırt etmemiş, sadece lisanlarının kaba oluşuna dikkat çekmişti. (Muğla'nın dialekti bugün de bir raslantı sonucu Batı Anadolu'daki en kaba konuşma şeklidir.) Strabon ise Karialılar'ın barbarca konuştuklarını kabul etmez. Hatta dillerine birçok Yunanca sözcüğün de karışmış olduğu söyler. (Bean)

Karluklar : Ordaları çöktükten sonra geriye kalan ve 650’de Tan İmparatorluğu’na tabi olan Türkler. Üç koldan teşekkül etmiş ve Cabgu tarafından yönetilmişlerdir. Tam bir tipik kabile ittifakı teşkil ederler. (Gumilev)

Karmav Kaluv : Gecelemek, karanlığa kalmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karşwar : Zerdüştiler'de yeryüzünün yedi parçasından her biri. (Ateşe Tapmayanlar)

Kart : Palaca “yürek, kalp” anlamına gelir. (S. Alp)

Kartaha : Sahalar’da “atın karın bölgesindeki yağlı ve lezzetli et” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Karu : 3600 silaya eşit bir hacim ölçüsü birimi. Bkz sila. (Kramer)

Kart : İhtiyar. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kartav : Yaşlanmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karyanda : Karyanda, Leleg şehirlerinden biri değildir ve yeri uzun zamandan beri bir bilmecedir. Fakat burada, bu karışık delillerin hepsini tartışmaya yer yoktur, aşağıda anlatıldığı gibi yazarın vardığı sonuç başı çekmektedir. Strabon, Myndos ve Bargylia arasında Karyanda adında bir göl ve Karyandalılar'ın otruduğu aynı isimde bir ada olduğunu söyler. Buna göre biri, bir ada üzerinde ve daha geç olan diğeri anakara üzerinde olan iki yerleşim aramak zorundayız. Ancak bu araştırmaya yardımcı olacak herhangi bir yazıt ele geçmemiştir. Erken yerleşim için en güçlü aday, Bargylia Körfezi'ndeki Salih Adası'dır. Burada etrafı duvarlarla çevrili orta büyüklükte ve galiba klasik döneme tarihlenen bir şehir vardır. Fakat balta girmemiş bir ormanın ve makiliğin içine gizlenmiştir ki bu durumda da bugün bulabilmek oldukça zordur. Karyandalılar, Hellenistik dönemin başında, adadaki evlerinden anakaraya taşınmışlardır. Bu dönemden itibaren de Karyanda adına, coğrafyacıların eserleri haricinde rastlanmaz. Öte yandan anakaradaki yerleşim, kesin delillerle birlikte tespit edilebilmiştir. Karyanda Gölü az bir ihtimalle, Myndos ve Bargylia arasında yer alan diğer bir göl, yani bugünkü Göl Köyü'ne ismini veren göl olmalıdır. Bu göl bugün kısmen bataklığa dönüşmüştür. M.Ö. 3. yüzyılda bu bölge, Myndos topraklarına dahildi. Karyandalılar da bu bölgeye Myndos vatandaşı olarak yerleşti ve eski isimleri, sadece gölün ismi olarak kaldı. Göl Köyü'nün aşağısındaki kıyıda, büyük bir Bizans şehrinin kalıntıları vardır. Bu şehir, bugün görülebilecek hiçbir şey kalmayan, Karyanda yerleşiminin üzerine kurulmuştur. (Bean, Menderes'in Ötesi)

Karyatid : Sütun işlevi gören genç kız heykeli, genç kız biçimli sütun. (E. Akurgal)

Kasmak : Çok kirli. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kaštuwarit : Hatti tanrılarından biri. (S. Alp)

Kassandra: Aşığı Apollon ona geleceği bilme yeteneği vermeyi vaat eder ama o, onunla yatmayı kabul etmez; Apollon onun ağzına tükürür, böylece Kassandra geleecği bilecek ama hiç inandırıcı olamayacaktır. (Estin-Laporte)

Kastalia: Delphoi'de Apollon tarafından kovalanınca kendini bir pınara atar, pınar onun adını taşıyor. (Estin-Laporte)

Kaş : Kaş.(Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
         (Kaş berü : Gülümsemek, hoşgörüyle karşılamak.
          Kaş kerüv : Gülümsemek.
          Kaş kermez : Gülümsemez.)

Kaş : (Türkmenlerde) Uzanan sırtlara, özellikle yarım daire çeviren sırtlara kaş denir. (A.Rıza.Yalman)

Kat komus : Şor Türkçesi’nde “akordeon” için kullanılır. (Ş.H.Akalın)

Katdırma : Yufka. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kategori : Nesnel gerçeğin en genel ve temel özelliklerini açıklayan kavram; ulam.

Katınçı : Çapkın. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Katınköl : Nazik ruhlu erkek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kattah : Hattice “kraliçe” anlamına gelir. (S. Alp)

Katte : Hattice “kral” anlamına gelir. (S. Alp)

Katun : İsim olarak kullanılır. İmparatoriçe, Hatun, Hanım anlamlarına gelir. (A. Erol)

Katun : Türkçe’dir. (yazarın Orta Asya / Tarih ve Uygarlık yapıtının 150. sayfasında bu sözcüğün Sogdca olduğu belirtiliyor, b.n.) Kadın imparator anlamına gelir. Daha sonra hatun ve kadın biçimini alacaktır. Bugün yalnızca kadın anlamına gelmektedir. (Roux - O.Asya)

Kaum : Grup. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kavad : İran’ın Sâsâni hükümdarı (488-531), en büyük İran krallarından biridir. (Czegledy)

Kavğar : Er, asker. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kavlıca : Alerji. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kavrak : Şiddetli alerji. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kavur : Güneşte solmuş renk. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kavuran : Güneş çarpması. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kavşut : (Türkmenler) nehrin denize kavuştuğu yere bu adı verir. (A.Rıza.Yalman)

Kay : Bkz. Kayanian. (Ateşe Tapmayanlar)

Kayaniyan : Antik İran'ın prehistorik hanedanlığı. (Ateşe Tapmayanlar)

Kayboran; şaytan cel : Hortum rüzgarı.(Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kayçı : Şor Türkleri ozanlarına “kayçı” adını verir. (Ş.H.Akalın)

Kayı : İsim olarak kullanılır. Berk, kudretli, kuvvetli anlamına gelir. (Kay, Kayı): Yağmur, sağanak, bora anlamlarına da gelir. Ayrıca Oğuz boylarından birisi olup Türk tarihçilerinden bir kısmına göre Osmanlı Hanedanı bu boya mensuptur. (A. Erol)

Kayırun : Kendini, toprağını savunma hareketi (halkla ilgili kullanılır.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kaylık boluv : 1.Hortuma yakalanmış gibi ıstırap çekmek, 2. Yerinden, mal mülkünden olmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kaytuv : Dönmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
              (Kaytaruv : Döndürmek.)

Kazavat : Savaş. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kazı : İsim olarak kullanılır. Kazaklar’ın at etinden baharatsız ve bibersiz olarak yaptıkları sucuk. (A. Erol)

Kazı: Sahalar’da “atın karın bölgesinde bulunan yağlı kısım”a verilen isim. (Saha Halk Edebiyatı)

Kazna : Hazine, devlet, kıral hazinesi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kazüvistik : Vicdan durumlarını inceleyen Tanrıbilim dalı.

Keben : (Türkmenler) Dağların sarp ve kayalık yerlerine bu adı verir. (A.Rıza.Yalman)

Kebin : Kefen. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Keçmeklik : Af. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kekel : Saçın alın üstü kesilmesi, kakül. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kekrops: Gaia'dan doğma yarı insan, yarı yılan. Atina'nın ilk efsanelik kıralıdır. (Estin-Laporte)

Kekropslar: Bu iki kötücül cüce haydutu Zeus maymuna dönüştürmüştür. (Estin-Laporte)

Kelbet : Görünüş, görkem, insanın, yerin tanımında kullanılır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Keleçi : Çöpçatan, arabulucu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
             (Keleçige ketüv : Daveti kabul edip gitmek.)

Kelepen : 1. Cüzam. 2. mecazi- Yanına kimsenin yaklaşmak istemediği huysuz kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Keler : (Türkmenler) Dağ tepelerinde dökülen kil tabakalarından oluşan boşluklar, mağaralara bu adı verir. (A.Rıza.Yalman)

Keleş : İsim olarak kullanılır. Cesur, kahraman, yiğit, yakışıklı, güzel, güzel olan erkek çocuklarına konulan (Gökçe, Gökmen gibi) adlardandır. (A. Erol)

Keli : (Türkmenler) Üzerinde suların birikemeyeceği yüzeysel eğime bu adı verir. (A.Rıza.Yalman)

Kelmez col : Öbür dünya. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kem : Eksik. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kemal: (Ar.) 1. Olgunluk, yetkinlik, eksiksizlik. 2. En yüksek değer. 3. Erdem, bilgi. (tdk.gov.tr)

Kemirçilev : Haksız suçlamaya karşı suçlama yapmak. Davacıyı davalı durumuna getirmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kenç Tengrim : İsim olarak kullanılır. Genç majeste anlamına gelir. (Uygurlar’da isim olarak kullanılıyor.) (A. Erol)

Kenneş : Danışma toplantısı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kenturyon : Bizans’ta bir centuria’ya, yani yüz kişilik bölüğe komuta eden subay.

Ker / kart : Hititçe “yürek” anlamına gelir. (S. Alp)

Ker Buğa : İsim olarak kullanılır. Ker ( = kuvvetli, büyük) ile buğa’dan yapılma özel isim. (A. Erol)

Keram : 1. Satürn gezegeni. 2. Hale, ayın etrafındaki ışık halkası. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Keramat : Kişi veya maddeye çekicilik veren, özel görünüş oluşturan, Allah'ın lütfettiği hale. Keramet. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kerek : İhtiyaç duyulan her tür eşya. (Üy kerek, iş kerek, can kerek.)

Kerekli : Deli. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kergiç : Tezgah. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
              (Börk kergiç : Şapka tezgahı.)

Keri : 1. Uzak, 2.Dış. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
          (Keri ketüv : Uzaklara duyulmak.)
           Kerige cağılır : Uzak yerlere yerleşir.)

Kerivan : 1. Kervan, 2.Takım yıldız kümesi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kermen : İsim olarak kullanılır. Germen, kale, hisar anlamlarına gelir. (A. Erol)

Kešhi : Hurrice “taht” anlamına gelir.

Kes : Kendi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kesamat : Sözleşme, yemin. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kesme Taş : Dikdörtgenler prizması biçimindeki taş blokların yatay düzlemler oluşturarak dizilmesini içeren duvar örgüsü. (G. Bean)

Keş:  Sümer’de Adab’ın kardeş kenti. (Kramer)

Keşene : Yerüstü mezar taşı. Eski Türkler, Küçük Göç sırasında (M.Ö. 6-5.yy.) Kafkas dağlarına yerleştikten sonra (Lana Soyu) atalarının tanrıcılıktan gelme âdetlerini korumuş ve yerüstü mezarlarını dağlık yerin şartlarına göre, sos uruktan (granitten) kurmuştu. Daha eskilerde ise, çöllü Hunlar mezarın üzerini kumla kaplayarak küçük höyükler (kurgan) yaparlardı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Ke-to : Çince okunuş. Bu kabile hakkında hiçbir bilgi yok. Pelliot tarafından bu kabile isminin okunuşu için önerilen kelime Kak-ta’dır. (Özkan İzgi)

Kengeraslar : Mert ve cesur anlamına gelen Kangar’dan türemiştir ve Peçenekler’i ifade eder. (Gumilev)

Kepir : (Türkmenler) Ot bitirmeye gücü olmayan yere bu adı verir. (A.Rıza.Yalman)

Keramos : Kos Körfezi'nin kuzey kıyısında, doğuya doğru denizden 609.6 metre yüksekliğindeki Kıran Dağı'nın kıyı boyunca geçit vermeyen güçlü duvarları görünür. Bu duvarlar yalnız bir noktada, Karaçay'ın geçtiği yerde ayrılır. Karaçay, platodan aşağı akar ve bir alüvyon ovası ya da denize döküldüğü yerde bir delta yapar. Uzunluğu 32.2 km.'nin üzerinde olan nehir yaz aylarında kurur. Kaynağı platoda olan suyun çoğu, yeraltı kanallarıyla denize akar. Karaçay'ın oluşturduğu ovanın bir köşesinde Keramos'un kalıntılarına rastlanır. Delta antik dönemden beri alabildiğine yayıldığı için hâlâ ayakta olan duvarların alt kısımları tamamen gömülmüştür. Muhtemelen Keramos burada ya da deniz kenarındaydı... Antik isim Keramos zaman içinde değişerek bugün yörenin adı olan Gereme şeklini almıştır. Kalıntıların bulunduğu köy ise Harabe anlamına gelen Ören adını taşır. Şehirn kuruluşu hakkında hiçbir şey bilinmemektedir. Şehrin orijinalinde Kariya kökenli olan adı Yunanca'da çömlek anlamına gelen kelimeyle aynıdır. Fakat bunun yalnızca bir tesadüf olduğuna karar verilmiştir. Bununla beraber ele geçen Yunan formundaki  arkaik heykeller şehrin 6.yüzyılda hiç olmazsa bir miktar Yunanlılaştığını gösterir. Bu heykeller, kesin olmamakla beraber şehrin kendine ait olabileceği gibi bölgeyi istila eden Dorlar'a da ait olabilir. Fakat Helenistik dönemde yazıtlarda Dor lehçesi kullanılmaz. Keramos Delos Birliği'ne üyeydi ve bir buçuk talent vergi ödüyordu. Daha sonra bölgede sahip olduğu köylerin sayısı artınca Khyrsaorik Birliğin önemli bir üyesi oldu.  Köylerden meydana gelen birliklere Khyrsaoren deniyordu. Karia'daki diğer yerler gibi Keramos da M.Ö. 189 yılında Rodos'a verildi ve M.Ö.167 yılında geri alındı. (Bean) 

Ket : Hititçe “burası, buraya” anlamlarına gelir. (S. Alp)

Keyaniler : İran Destanı ve Avesta’ya göre en eski zamanlardan ve mitik kadim çağdan itibaren tam olarak Zerdüşt zamanına değin hüküm süren İran’ın efsânevi, kadim kralları. Bu adın eski Farsça formu Kavi idi. Son zamanlarda aynı adın Sogdca versiyonuna da rastlanmıştır. Eski Kavi adının yeni Farsça şekli Key, çoğulu Keyan’dır. Sâsâni hükümdarları zamanında yani 6-7. yy.da kadim Keyani krallarının adının kullanılması İran hükümdar ailesinde moda idi. (Czegledy)

Key Kavus : Kayaniyan kıralı. (Ateşe Tapmayanlar)

Key Hüsrev : Kayaniyan Kıralı. Kay Kaus'un büyük oğlu. (Ateşe Tapmayanlar)

Key Kubad : Kayaniyan Hanedanlığı'nın kurucusu. (Ateşe Tapmayanlar)

Key Viştasp : Antik İran'da Zerdüşt'ün hamisi. (Ateşe Tapmayanlar)

Kem na Mazda : Avesta'daki cin kovma duaları. (Ateşe Tapmayanlar)

Kersasp : Antik İran'da bir kıral. (Ateşe Tapmayanlar)

Khalkedon : İstanbul, Kadıköy.

Khambata : Khambat tapınağındaki bir grup din adamı. (Ateşe Tapmayanlar)

Kharitler: (Roma'da Grazialar), Apollon'la bulunur, neşe saçarlar. (Estin-Laporte)

Khersonesos : Suhumi yakınlarında bir İlkçağ kenti.

Kheşm : Zerdüştiler'de öfke cini. (Ateşe Tapmayanlar)

Khios : Sakız Adası.

Khloris: Niobe'nin kıyımdan kurtulan tek çocuğu; ama bu kız da çok solgun kalır. (Klor adı Khloros'tan (yeşilimsi) gelir.). (Estin-Laporte)

Khorda Avesta : Küçük Avesta, Avesta'dan seçilmiş dua kitabı. (Ateşe Tapmayanlar)

Khordad-sal : Zerdüştiler'de yılın altıncı günü. (Ateşe Tapmayanlar)

Khorşed : Bkz. Khwarşed. (Ateşe Tapmayanlar)

Khşathra Vairya : Bkz. Şehriwar. (Ateşe Tapmayanlar)

Khşnuman : Zerdüştiler'de adak, meleklerin onuruna yapılan törenin adak bölümü. (Ateşe Tapmayanlar)

Khwarrah : Tanrısal rahmet, övgü. (Ateşe Tapmayanlar)

Khwarşed : Zerdüştiler'de parlayan güneş, güneş üzerinde hakimiyeti olan meleğin adı, Zerdüşt dini takviminde ayın 11. günü. (Ateşe Tapmayanlar)

Khwetodas : Zerdüştiler'de en yakın akraba evliliği. (Ateşe Tapmayanlar)

Kıble : Arapça’dır. “Mekke yönü” için kullanılır. (J.P.Roux)

Kıjğıl : Üs üste, karma karışık, çok soylu, tedirgin veya kızgın topluluk (genelde böcek, sinek gibi küçük hayvanlar hakkında kullanılır. Düşman askeri de bu sözle tanımlanabilir.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıl kobuz : Saz. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıl üstünde olturuv : Huzursuz yaşamak. Diken üstünde oturmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kılamannar: Sahalar’da “Kirpikler” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Kılıç : Kılıç. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
          (Kılıçha biçak takğanlay : Kılıca bıçak takmış gibi. Çok yakışmış, tam uyum sağlamış.
          Kılıçha kılık kılğan : Kılıç kullanmasını bilen, usta savaşçı.)

Kılık : Görünüş, yapı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
           (Kılığın biçgen : Kendi karakterini yönlendirebilen kişi.
           Kılık kıyuv : Terbiye vermek.
           Kılık kıymagan : Terbiye vermeyen.)

Kılıklı : Özel huylu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kılıksız : Terbiyesiz. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıllanan : Çok çalıştırılan veya çok eziyet çeken insan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıllanan kıl : İşlenmiş at kılı. Yelken ipi olarak kullanılır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıllanır sabiy : Dayaklık çocuk. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kılmak : Gerçekleştirmek, yapmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kılnı bildirir : Özünü açar. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kımav : Çalmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
             (Kımarğa : Çalmak için.)

Kımğıç : Ufak tefek şeyler çalan kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kımıldavuk : Hareketli. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kımırğılı halda : Hırsızlık yaparcasına gizli. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kımıs, Kurum : Peynir (Oyratlar’da isim olarak kullanılıyor). (A. Erol)

Kımız : At sütünden yapılmış yoğurt. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kımız : Türkçe-Moğolca’dır. “Mayalanmış kısrak sütü” anlamına gelir. (J.P.Roux)

Kınk : Ses. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
          (Kınk deme : Ses çıkarma.)

Kınlarğa : Hareketsiz kılmak, hapsetmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kınnı : Eski söz. Durmuş zaman. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kınsız : Kötü alışkanlıkları olan kişi. Hesapsız ve ölçüsüz davranan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıntıymaz : Kendi bildiğinde ısrar ederek yanlış yapan, durdurulamayan, kimseyi dinlemeyen kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıpçak : İsim olarak kullanılır. Ağaç kovuğu anlamına gelir. Bir Türk boyunun adıdır. Hareketli, yerinde duramaz anlamına gelir. (A. Erol)

Kıptııy: Sahalar’da “makas” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Kırgızlar : M.Ö.1. yüzyıl süresince İrtiş’in yukarı akış bölgesinde yaşayan, daha sonra da Yenisey’in yukarı akışına, yani Minusinski havzasına taşınan göçebe bir kavimdir. Çinliler Kırgızlar’ın dış görünüşüne dair tasvirler sunar. Araştırıcıların büyük kısmı bu tasvire dayanarak onları Türk menşeli olmayan, sarışın, mavi gözlü bir kavim olarak değerlendirmektedir. Ancak daha sonra dil itibariyle de Türkleşmişlerdir. (Czegledy)

Kırğı : Karşı konulmaz güç. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kırğıç : Deri ve ağaç işlemede kullanılan temizleme aleti. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kırğıy kuş : Avcı kuş. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kırkan col : Serpantin. Dağ yamacındaki yol. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kırla kırla kar : Lapa lapa yağan kar. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıruv : Kırmak, öldürmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
            (Kıruv, sermeş, ölüm sermeş : Düello.)

Kısha : Çabuk, hemen. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
            (Kısha biçer : Cimri olur. Üst sınıflarda kullanılan söz. Tam anlamı, kısa biçer.
             Kısha kısuv : Eski, bugün kullanılmamaktadır. Çabuk yapmak.
             Kısha şağırey : Kısa süreli dost.)

Kıshakıl : Kısa akıllı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kısıla bilgen : Başkasının yanına sığınabilen. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kısır : Kısır (sadece hayvan için kullanılır.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kısuv : Kıstırmak, sıkıştırmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kışlag : Türkler kışın kışlanacak yere genel olarak kışlag veya kışlak derlerdi. (Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, Bahaeddin Ögel)

Kışlak : Bkz. kışlag.

Kışlık : Kışın oturulan yer. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıyamut : Büyük bela, felaket. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıyan : İsim olarak kullanılır. Dağdan çok hızlı inen sel anlamına gelir. (A. Erol)

Kıyat : İsim olarak kullanılır.Cuci ulusu içinde en mühim kabilelerden biridir. (A. Erol)

Kıyav : Yetersizlik. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıyğıç : Biçme aleti. Ağaç, bronz, demir, taş, kemik, gümüş ve altın işlemelerde kullanılır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıyık kişi : Biraz aptal ve inatçı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıyınlı : Şanssız. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıyınlık : Trajedi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıymak : Çırpıldıktan sonra yağda kavrulmuş yumurta. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıyuv : Kesmek, kırpmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
            (Taşkıyar : Taş üzerine resim işleyen.
             Temirkıyar : Demir üzerine resim işleyen.
             Ağaçkıyar : Ağaç üzerine resim işleyen.)

Kızıl : Kırmızı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kızılbek : Abaza haydutların lakabı. Siyah giyen Hun haydutları kırmızı giysili rakipleriyle alay etmek için onlara Kızılbek :Kızıl Bey, demişlerdir. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kızılsıman : Kırmızımsı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Ki : Sümer’de “Toprak Ana”dır. (Kramer)

Kiat : Palaca “burası, buraya” anlamlarına gelir. (S. Alp)

Kiçik : İsim olarak kullanılır. Küçük, ufak anlamına gelir. (A. Erol)

Kidaritalar :  Doğu Toharistan kökenli hanedan, Kuşan sülalesinin halefi. Hanedan kurucusu olan Kidara, M.S.350 sıralarında Doğu Toharistan’dan yeni başkent Balh’a taşınmıştır. İranlılar Balh’ı da işgal ettikleri sırada, M.S. 468’de Kidaritalar’ın hakimiyetine son vermişlerdir. (Czegledy)

Kihi aata : Sahalar’da “insanın adı”dır. (Saha Halk Edebiyatı)

Kihi tıla : Sahalar’da “kişinin dili”dir. (Saha Halk Edebiyatı)

Kihi töbötö : Sahalar’da “kişinin başı”dır. (Saha Halk Edebiyatı)

Kilikia : Adana, İçel, Karaman illeriyle Konya’nın güneyi ve Antalya’nın doğu yanını kapsayan tarihi bölge.

Kilter : İsim olarak kullanılır. 11. yüzyılın ortalarında 11 Peçenek uruğunun başçısı olan Turak’ın atası. (A. Erol)

Kimmer : M.Ö.12-8.yy.arasında Güney Rusya’da, Trak-Frig dil ailesine mensup Hint-Avrupalı göçebe bir kavimdir. (Czegledy)

Kimos: Bir Hun içkisi. Sözcüğün kımız sözü olduğu söylenir. Ancak, Doerfer'e göre, bu içki Hunlar gelmeden önce de Avrupa'da vardır. Bu yüzden kımız sözü ile ilişkisi bulunamaz. (Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları)

Kindik : Göbek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kindya : Tamamen bir Karia şehri olan Kindya'nın kökeni hakkında hiçbir şey bilinmemektedir. Elimizde sadece Artemis Kindyas hakkında birtakım bilgiler vardır. Iasos'taki Artemis Astias için söylenen yağmur ve kadır burada kendini hissettirmeden yağdığı iddiası Artemis Kindyas için de olduğu ileri sürülmüştür. Erken 5. yüzyılda Mausolos'un oğlu Piksodaros Kendya'da yaşıyordu ve muhtemelen oranın yöneticisiydi. Piksodaros'un ve babasının adı küçük bir şüpheye yer vermekte ise de onun, Mausolos ve Hekatomnos'un soyundan geldiği ve Kilikyalı bir prensesle evlenmeye yetecek kadar seçkin olduğu kesindir. 5.yüzyılın daha sonraki dönemlerinde Kindya, Delos Birliği'ne bağlandı. Ödemesi kararlaştırılan bir talent verginin büyük bir kısmını altı kereden fazla Bargylia ödedi. M.Ö. 425 yılında şehir hâlâ bir yöneticinin himayesindeydi ve ödeyeceği vergi miktarı dört talente çıkarılmıştı. Kindya'nın kalıntıları, Milas'tan Bodrum'a giden ana yolun yanındaki Sığırtmaç Köyü'nün hemen yukarısında yaklaşık 182.9 veya 213.4 metre yüksekliğindeki dik bir tepenin zirvesindedir. Şehri çevreleyen sur duvarlarının çok az bir kısmı korunmuştur. Bu duvarlar kapısı kuzeybatıda olan ve 4.88 metre yüksekliğe kadar olan kısmı korunabilmiş bir kaleyi barındırır.Duvar moloz taşlarından yapılmış kuru duvar şeklindedir. Sur duvarlarının içindeki tüm yapılar yıkılmış ve kalıntılar etrafa yayılmıştır. Ayakta hiçbir şey yoktur. (Bean)

Kinetik ilke : Devinim ilkesi.

Kinige : Sahalar’da “kitap” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Kiri : Büyük mal varlığı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kirilçek : Girişken, her kapıyı açabilen kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kirşelüv : Girişmek, nara atarak saldırmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kirtaban :  Pis, seviyesiz. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
                  (Kirtaban boluv : Pislenmek, itibarını kaybetmek, yozlaşmak.)

Kirüv : Girmek.(Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
            (Kire turğan : Sık sık gelen.)

Kisim : Sümer’de bir süt çeşidi. (Kramer)

Kiş : Sümer’in Tufan’dan sonraki ilk başkenti. (Kramer)

Kişiu : Çocuk dilinde kedi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kiten : İsim olarak kullanılır. (Köten) Kuman başbuğlarından birinin adı. (A. Erol)

Kithairon: Bir dağa adını vermiş olan kıral. (Estin-Laporte)  

Ki-ts'u: Kız. Türkçe kız sözü olduğu sanılır. (Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları)

Kiur : Özellikle Nippur’daki Ekur tapınağında bulunan bir bölüm. (Kramer)

Kiyiz : Keçe. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kiyizçi :  Kilimci. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

KL belirlenen km : Kayak sporunda hızın araştırılmasıdır. Bu dalda en iyi bilinen yarışma, İtalya'da Cervinia'da yapılır. Kayakçılar saatte 200 kilometreyi aşan hıza erişir. (Dağlar, Popüler Bilim Kitapları TÜBİTAK yayını)

Klasik Dönem : Yaklaşık olarak M.Ö. 5 ve 4. yüzyıllar. (G. Bean)

Klazomenai : Urla.

Kleio: (yüceltmek, övmek anlamındaki kökten) tarih Müzüdür. (Estin-Laporte)

Klonimiroviç : Yedinci Sırp Kralı. (927-950 sonrasına kadar) (G.Ostrogorsky)

Koban : Coşkun dağ nehri. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kochag İskitleri : Kangkü ülkesi sakinlerinin Yunan kaynaklarındaki Sogdca adıdır. (Czegledy)

Koçu : İsim olarak kullanılır. Dadaş ve efe gibi centilmen delikanlı, ağa beğ, süslü araba anlamlarına gelir. (A. Erol)

Koduçu : Hanın, beyin, ağanın bildirisini halka duyuran kişi, tellal. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kokytos: İnilti nehridir, Ölüler Ülkesi'nde akar, suyu kötücül insanların gözyaşlarıyla çoğalır. (Estin-Laporte)