|
|
|
|
Hızlı erişim için tıklayabilirsiniz Can.....Ce.....Ch......Cı.....Ci.....Co....Cu.... Ç....Çe....Çı....Çi....Çm....Çö....Çu....Çü.... Da......De....Dh....Di....Do....Dr....Du.....Dü
C
Caesareum : Roma imparatorlarına tapınmak
için yapılan bina, imparatorluk kültü. (G. Bean) Cabışmak : 1. Yapışkan, 2. Bıktırıcı kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cabuv : 1. Örtmek, 2. Örtü. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cachemire: Keşmir. Bkz. Kia-che-mi-lo ve Kou-che-mi. (Edouard Chavannes, Batı Türkleri Tarihi) Caghancaitouk: Ermeni şehri. (Edouard Chavannes, Batı Türkleri Tarihi) Ca’feriyye : Hz. Ali'nin torunlarından Câ'fer-i Sâdık (ö. 148/765)'ın etrafında toplanan ve onun ictihadlarına göre amel eden müslümanların bağlı oldukları siyasi ve fıkhî mezhep. İmâm Câ'fer, bütün Sünnîlerce, özellikle tasavvuf ehlince büyük bir velî olarak kabul edilir. (İslam Ansiklopedisi) Ca’fer-i Sâdık (83-148/700-769) : İmamiyye mezhebinin kabul ettiği oniki imamın altıncısı. Künyesi Câ'fer es-Sâdık Muhammed Bâkır b. Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebî Tâlib'tir. Babası, Muhammed Bâkır'ın yerine imamete geçmiştir. Oniki imamın altıncısıdır. Hz. Hüseyin'in şehit edilmesinden sonra Peygamber çocukları siyasetle uğraşmamışlar; kendilerini ilme vermişlerdir. Bu evde yetişen Câ'fer de kendini ilme verdi; fıkıh, hadis, ve öteki şer'î ilimler yanında kimya ve diğer ilimleri de tahsil etti. Talebesi Tarsuslu İbn Hayyan'ın, Câfer'in beşyüz risalesini toplayarak bin yaprak tutan bir kitap yazdığı rivayet edilir. (İbn Hallikân, Vefeyâtü'l-A yân, Mısır 1948, I, 291). (İslam Ansiklopedisi) Cağalaşuv : Birbirinin yakasına yapışmak. Tekme tokat kavgalaşmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cağalav : Yakalamak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cağıluv : Yanmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cahanim : Cehennem (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cak : Arka, destek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cakçı : Koruyucu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cala: Gürcistan’da bir kale. (Edouard Chavannes, Batı Türkleri Tarihi) Calan : Yalan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Calair :
Bir Moğol boyunun adı.
(Roux)
Calayır : İsim olarak kullanılır. Calay:
Bilgin anlamına gelir. Kazaklar’ın “Ulu Cüz/yüz” birliğini meydana
getiren boylardan biridir. (A. Erol) Calbaruv : Yalvarmak. (Örn. Calbarğan : Yalvaran.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Calınçak : Dalkavukluk yapan, birisinin efendiliğine baş eğmiş insan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Calka : Yele, omuz. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Calkav : Çalışmayı bilmeyen, çalışmak istemeyen, sorumsuz, hafif kişilikli insan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Callı : Kurt. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Câlût : Hz. Dâvud (a.s.) zamanında yaşamış, "Amâlika" kralının adı. "Amâlika" kavmi Akdeniz'in sahilinde, Mısır ile Filistin arasında yaşayan bir milletti. Amâlika kavminin kralı Câlut, Hz. Musa'nın vefatından sonraki bir dönemde İsrâiloğullarına saldırmış, onları yenerek, birçok esir ve kıymetli eşyalarını almış, ülkesine götürmüştü. Esirler içinde İsrâil krallarının bir çok prensi de bulunuyordu. Câlut sadece bunlarla kalmamış, geride kalan İsrailoğulları'na da ağır vergiler koymuştu. HattaTevrât'larını bile almıştı. Bu sırada İsrailoğulları'nın bir peygamberi de yoktu. Bunlar Allah'a yalvararak bir peygamber göndermesini istemişler, Allah Teâlâ da onlara bir peygamber göndermişti. (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini, İstanbul 1979, II, 828). (İslam Ansiklopedisi) Camağat : Cemaat, topluluk. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cambaş : Tuhaf insan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Camati: Kavadh Schirae. (Edouard Chavannes, Batı Türkleri Tarihi) Camcase: Kafkas Dağları. (Edouard Chavannes, Batı Türkleri Tarihi) Campak : Çarpık yüzlü kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Camena(lar): Romalılar'ın Nympheleri olup Müzler'le bir tutulmuşlardır. (Estin-Laporte) Campania : Bugünkü Garigliano, Policastro,
Apenninler ve Tiren Denizi ile sınırlı bir Roma eyaleti.
Can : Farsça’dır. İsim olarak kullanılır. İnsanın
ve hayvanın yaşamasını sağlayan ve cisimle birlikte şahsiyeti de meydana
getiren varlık anlamını taşır. (A. Erol)
Can : Can. (Örn: can avutuvçu: Yardımsever kişi, can avutucu, Canan: (Farsça). Sevgili, gönül verilen, aşık olunan. (tdk.gov.tr) Canaşuv : Yanaşmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Canbay: Körfez. (Edouard Chavannes, Batı Türkleri Tarihi) Candaş : Yandaş. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Candet : Cennet. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Candoh : Gelgit akıllı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cankılıç : Gökkuşağı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cankır : Kırıcı kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cankoz : Kardelen çiçeği. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Canlaşuv : Can ciğer dost olmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cantav amanat : Barış anlaşmasına uyulmasını sağlamak için rehin verilen kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cantok : İyi yürekli, saf, temiz kalpli insan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cantor: Çin’de şehir (Koutou). (Edouard Chavannes, Batı Türkleri Tarihi) Canturun : Eski dil. Ölüm kalım savaşı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Canuv : Ağır iş yapanların iş aletini eline almadan önce yaptığı el hareketi. Elleri sulandırma. (Genelde köy işleri sırasında gözlenir.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Capı : Yapı, dış görünüm. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Câriye : Müslümanların giriştikleri cihat sırasında esir edilen veyahut para ile satın alınan kadın ve kızlar. Başkasının mülkü olan köle kadın. "Câriye" sözcüğü denizin üzerinde akıp giden gemiye denir. Câriyeler de efendilerinin emir ve hizmetleri çerçevesinde hareket etmeleri sebebiyle bu ismi almışlardır (Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuku İslâmiyye ve Istılâhâtı Fıkhıyye Kamusu, III, 344). (İslam Ansiklopedisi) Carmalık : Pazar meydanı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Carsuv : Üzüntü, sıkıntı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Casak : Vergi. (Örn: casak kelin: Çinliler'in Hunlar'a vergi ile birlikte bir Çin prensesini de gelin olarak verdikleri dönemden kalmıştır.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Casama : Kumaş, metal veya ağaç üzerine işlenen süsleme. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Casamma : Şık giyinmiş kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Casarık : Değerli metal ve taşlardan yapılmış süsler. Göğüslük, kemer, küpe, yüzük, bileklik, uvluk, kübürçek vb.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Casav : Süs. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cartularius :
Kamuyu ilgilendiren anlaşma, sözleşme
vb. gibi belgeleri koruyan kilise görevlisi. Sonra, Papalık sarayında ve
Bizans’ta yüksek bir memurluk oldu. Casus: Vulcanus'un oğlu, korkunç dev. Herkül tarafından öldürülmüştür. (Estin-Laporte) Caş : Yaş, genç, oğlan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Caspienne: Hazar Denizi. (Edouard Chavannes, Batı Türkleri Tarihi) Caşan : Zerdüştîler'de sık sık icra edilen dini tören. (Ateşe Tapmayanlar) Caşav : Yaşam. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Caşıl : Yeşil. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Caşıruv : Gizlemek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Caşilsıman : Yeşilimsi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Catağan : Rahatına fazla özen gösteren, tembel kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Catak : "Kırgızlar hem kışlık ve hem de yazlık daimi mesken için catak sözünü kullanıyordu. Bu, yatak demektir. Catakka kalmak sözü ise 'yaylaya göçmeksizin kışlakta oturmak' manasına geliyordu. Bu da bugünkü Türkçemiz'deki yatakta kalmak sözünün karşılığıdır. Bununla beraber 'şehirde oturmak' için yaygın anlayışla catmak, yani yatmak fiilinin kullanıldığını da hatırlatmak isteriz." (Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, Bahaeddin Ögel) Cataka : Sanskritçe’dir. Önceki
hayatlarında Buda’nın erdemlerini ve yaptığı iyilikleri anlatan yazılara
bu ad verilir. (Roux-O.Asya) Catma : Üztü çatıyla örtülmüş, kenarları açık yapı, çardak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Cavea :
Antik tiyatrolarda seyircilerin
oturduğu kademeli bölüm. (G. Bean) Cav : Yağ, düşman. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cavçaçar : Düşmanı dağıtacak güce sahip silah veya asker. Cavum : Kar, yağmur ve dolu yağmasının ortak ismi, yağış. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cavur : Ağır çalışma sonucu atın, eşeğin, öküzün sırtında oluşan yara, yağır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Caya : Büyük yay, arbalet. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Caydak : Eyersiz at. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cayıluv : Yayılmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cazlık : Yazın dinlenilen yer veya hayvan sürüsünün yaz boyunca bulunduğu otlak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Cebe : İsim olarak kullanılır. Moğolca’dır. Zırh,
pusat, silah anlamlarına gelir. (A. Erol) Cebel-i Nûr : Mekke'de bir dağ. Nûr dağı anlamına gelmektedir. Hz. Muhammed (s.a.s.)'in evine bir kilometre uzaklıktadır. Hz. Muhammed (s.a.s.)'e ilk vahiy Nûr dağının tepesinde bulunan Hira mağarasında gelmiştir. Nûr dağı, kendisini çevreleyen dağlar arasında uzaktan fark edilmekte olup, özel bir yapı arz eder. Bu tepeye niçin Nûr dağı denildiği bilinmiyor. Mekke'den Mina'ya giden yolun yakınındadır. Hacılar Mina'da birkaç gün geçirirler. O dönemde tatbik edilen bir adete göre, yolunu kaybedenlere yardım için bu dağın tepesinde ateş yakılmış olması ve bu nedenle Nûr dağı denilmiş olması mümkündür. Nitekim o dönemde Müzdelife'de bir tepe üzerinde ateş yakıldığı bilinmektedir. Başka tepelerde ve bu arada Cebel-i Nûr üzerinde de ateş yakılmış olması mümkündür. (M. Hamidullah, İslâm Peygamberi, I, 64-65). (İslam Ansiklopedisi) Cebel-i Tûr : Kur'an-ı Kerîm'de adı geçen ve Mısır civarında bulunan bir dağ. Bazı müfessirlere göre Tûr, Süryânîce dağ demektir. Fakat âlimlerin birçoğuna göre ise Tûr, Arapça bir kelimedir, muarraba (sonradan Arapçaya girmiş yabancı kelime) değildir. (Şihâbüddin el-Hafâci, İnâyetü'l-Kâdî ve Kifâyetu'r-Râdî, Kahire 1283/VIII, 101). Kur'an-ı Kerîm'in muhtelif ayetlerinde geçen Tûr, mutlak manada dağ olmayıp, Hz. Musa'nın Allah'ı Teâlâ ile konuşmaya mazhar olduğu dağdır. Bu dağ Mısır ile Medyen arasında yer alır. Tûr açık bir şekilde Kur'an-ı Kerîm'in on ayetinde geçer. (İslam Ansiklopedisi) Cebrâil (a.s.) : Dört büyük melekten biri. Buna Cibril de denir. Bu tabirle Kur'an-ı Kerîm'de üç yerde geçmektedir. (el-Bakara, 2/97-98; et-Tahrim, 64/4). Cibril, "cibr" ve "il" kelimelerinden meydana gelmiş İbrânice bir kelimedir. Cibr kul, il ise Allah anlamına olup ikisi beraber Allah'ın kulu demektir (M.H. Yazır, Hak Dini Kur' an Dili, l, 431), Cebrâil, Kur'an-ı Kerîm'de "Ruh", "Ruhu'l-Kudüs" ve "Ruhu'l-Emin" isimleriyle de anılmaktadır. Cebrâil (a.s.)'in görevi Allah ile peygamberleri arasında elçiliktir. Allah'tan aldığı emir ve hükümleri peygamberlere bildirir. Bütün kitap ve vahiyler Cebrâil vasıtasıyla indirilmiştir. Kur'an-ı Kerîm de Hz. Muhammed (s.a.s.)'e onun vasıtasıyla indirilmiştir. Kur'an-ı Kerîm'de bu hususta şöyle buyurulur: "(Ey Muhammed!) Uyaranlardan olman için Kur'an'ı senin kalbine apaçık Arapça diliyle Ruhu'l-Eınin (Cebrâil) indirmiştir." (eş-Şuâra, 26/192-195). (İslam Ansiklopedisi) Cebriyye : Hicrî birinci asırda ortaya çıkmış sapık bir fırka. Kader ve irade konusunda Kaderiyye fırkasının tam aksine görüşler ileri sürmüştür. İslâm âleminde kader konusunu tartışma gündemine getiren ilk şahsın Ma'bed b. Hâlid el-Cühenî (öl. 85/704) olduğu nakledilir. Onu Geylân ed-Dımaşkî takip etmiş ve kaderle ilgili görüşlerini daha da geliştirmiştir. Ma'bed, Allah tarafından önceden tayin edilmiş bir kaderin bulunmadığını, insanın fiil ve tavırlarında tamamen serbest olduğunu savunmuştur. (İslam Ansiklopedisi) Cece'er (undur) : Keluren Nehri boyunda bir dağ. (Moğollar'ın Gizli Tarihi) Ced : Dede, büyük baba, ana ve babanın babalarıyla onların yukarıya doğru uzanan babaları. Çoğulu "ecdâd" anlamına gelir. (İslam Ansiklopedisi) Cedde : Nine, büyük anne. Ana ve babaların anaları ve bunların da anaları. (İslam Ansiklopedisi) Cedid : Arapça. Yeni anlamına gelir. Belli bir modern harekete Cedidizm’e bağlı olan demektir. (1900’lerden beri Müslüman Rusya’da etkindir.) (J.P.Roux)
Cehennem : Derin
kuyu, ahirette kâfir ve günahkâr kimselerin azap Cekecekleri ceza yeri. Kur'an-ı
Kerîm'de inanan ve güzel amel işleyen kimselere Cennet* vadedildiği gibi (el-Kehf
18/107); kâfir ve günahkâr kimselere de Cehennem vâdedilmiştir. Kâfir, münâfık
ve müşrikler Cehennem'de ebedî kalırlar, orada ölmezler ve azabları
hafifletilmez. Tövbe etmeden günahkâr olarak ölen ve Allah'ın kendilerini
affetmediği mü'minler ise Cehennem'de ebedî kalmazlar. Kendilerine günahları
kadar azap edilir. Sonra oradan kurtulup Cennet'e girerler ve orada ebedî
kalırlar. (Alâuddin Âbidîn, el-Hediyetü'l-Alâiyye, 468). Allah Cehennem'i diğer
yaratıklardan önce yaratmıştır ve şu anda mevcuttur, yok olmayacaktır. Nitekim
şu ayet bu durumu gayet açık ifade eder: Cehmiyye : Cebriyye mezhebinin önde gelen kollarından biri. Cehmiyye fırkası, ismini kurucusu Cehm b. Safvân (ö. 128/745)'dan almaktadır. Cehmi'den, mezhebler tarihi kaynaklarında çeşitli vesilelerle oldukça fazla söz edilmektedir. Cehm b. Safvan'ın hayat seyri ve şahsî görüşlerinin fırka üzerinde büyük etkisi vardır. Cehm b. Safvan, Halku'l-Kur'an (Kur'an'ın yaratılması) meselesinde, Kur'an-ı Kerîm'in yaratılmış olduğunu ilk defa ortaya atan ve Allah'ın sıfatlarını nefyeden Ca'd b. Dirhem'in talebelerindendir. Ca'd b. Dirhem, Hz. İbrahim'in "Allah'ın dostu" olduğunu ve "Allah'ın Hz. Musa'ya hitabı"nı inkâr ettiği için Basra Valisi Hâlid b. Abdullah el-Kasrî tarafından 124/741 yılında bir nevî kurban edilerek öldürülmüştür. (İbnu'n-Nedîm, el-Fihrisî, Leibzig 1870, s. 337; ez-Zehebî, Tezkiretü'l-Huffâz, Haydarâbad I955, Il, 621). (İslam Ansiklopedisi)
Cella : Tapınaklarda kült heykelinin bulunduğu ana
salon. (G. Bean) Celme : Uriyang-hatlar'dan Cengiz Han'ın hizmetçisi ve yoldaşı, binbaşı, "dört köpek"ten biri. (Moğollar'ın Gizli Tarihi)
Celvetiyye :
Bayramiyye tarikatının bir
şûbesi. Ünlü mutasavvıf Azîz Mahmud Hüdai'ye nispet edilen bir tarikat.
Arapça'da yerini, yurdunu, terk etmek mânâsına gelen celvet kelimesi, tasavvuf
ıstılahı olarak, kulun, Allah sıfatları ile halvetten çıkışı ve Allah'ın
varlığında fanî oluşu anlamını taşır. Celvetiyye, celvete mensup olanlara
verilen isimdir. Celvet, halvetten çıkmaktır. Bu da itibarî olan her şeyi
çıkarmak, hakikat libâsını giymek demektir. Halvet ile celvet arasında anlam ve
imlâ açısından alt ve üstteki noktadan başka bir fark yoktur. Celvet ve halvet
kelimeleri, başlangıçta bir makam ve meşreb ifade ederken daha sonraları iki
ayrı tarikatın adı olmuştur. Celvetiyye tarikatının ilk kurucusu olarak değişik
isimler ileri sürülür. Bu değişik rivayetleri te'lif eden Bursalı İsmâil Hakkı
der ki: Cemel
Vak’ası : 36/656
tarihinde dördüncü halife emirü'l-Müminin Hz. Ali ile Hz. Âişe taraftarları
arasında Basra dolaylarında meydana gelen çatışma. Cem’i Takdîm ve Cem’i Te’hîr : Namazın geciktirilmesi veya öne alınması ile ilgili bir fıkıh terimi. (İslam Ansiklopedisi) Cemşid : Antik İran'ın ünlü kıralı. (Ateşe Tapmayanlar) Cen : 1. Giysi kolu, 2. Kan bağı olan akraba. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cegen : Hasır. Gelin giden kızın ayak altına serilir. (Örn: cegennen tüşürüv: hasırdan geçirmek.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cek : Gurbet, yabancı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cekçi : Gurbetçi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cekli : Yabancı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Celbaş : Başında yel esen, hiçbir tecrübe kazanamamış, yanlışı çok kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Celpe, celpelik, cellik, uğov, celpegey : Yelken (Gemide kullanılan beş tür yelken.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Celpegey : Pardesü şeklinde yağmurluk, rüzgarlık giysi, gemi yelkeni. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cemiş : Ürün. Yiyecek anlamında, sebze, meyve, hayvanı da içerir. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Cen : 1. Yer, 2.Kirli gri. (Örn: cer tebrenüv : Deprem. cer tırnağan :
Elinden bir şey gelmediği için acı çeken. cer betli: Gri.
(Nart Boyu Türkleri Hun
Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cengiz : Temuçin'in hükümdarlık unvanı. (Moğollar'ın Gizli Tarihi)
Cennet : Arapça’dır. İsim olarak
kullanılır. Uçmak (isim), bahçe, çok ferah ve havadar yer anlamlarına
gelir. (A. Erol) Cennet : 1. Uçmak, 2. Bahçe anlamlarına gelir. (Ferit Devellioğlu) Cennet : Ağaçlı bahçe; yeşillikleri bol bostan; sık dal ve yaprakları ile yeri gölgelendiren hurmalık ve bağlık. Peygamberlerin davetine uyarak iman edip, dünya ve ahirete ait işleri, kulluk vazifelerini elden geldiği kadar güzel bir şekilde yapan temiz ve müttakî kişiler için hazırlanmış bir huzur ve saadet yurdudur. Kısaca ahiretteki nimetler yurdunun adıdır. Çoğulu Cinân ve Cennât'tır. (İslam Ansiklopedisi) Cerdeş : Kırgız göçebelerinde hâlâ yaşayan bu sözcük, Oğuzlar tarafından aynı yerde oturanlar yani hemşehriler için kullanılırdı ama tabii ki yerdeş biçiminde. (Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, Bahaeddin Ögel)
Ceren : İsim olarak kullanılır. Ceylan, ahu anlamına
gelir. (A. Erol) Cerîb : Osmanlı İmparatorluğu döneminde Arap ülkelerinde kullanılan bir ölçü. Cerîb, daha çok hububat için kullanılan bir ölçüdür. Osmanlı İmparatorluğu devrinde Arap ülkelerinde kullanımı yaygın olan ve takribî 216 litrelik bir ölçüdür. Bu ölçü genellikle buğday için kullanılır. Öte yandan bu isim, aynı zamanda mesâha ölçüsü (yüzölçümü) olarak da kullanılır. Bu manada ölçü, bir cerîb dolusu tohum ekilebilen arazinin mesâhasına delâlet eder. Cerîbin miktarı konusunda değişik rakamlar verilmektedir. Bu ölçünün, bin arşın kare (yaklaşık 469 m2) veya altmış kadem (ayak) karelik bir yüzey ölçüsü olduğunu bildiren kaynakların yanında; kenarları altmış arşın olan bir kareye (yaklaşık 246 m2) verilen ad olduğunu belirten kaynaklar da vardır. Meselâ; Şemseddin Sâmî (Kâmûs-i Türkî) cerîbin, kenarları altmış arşın olan kare bir yüzey ölçüsü olduğunu kaydeder. Bir arşının yaklaşık 68,5 cm. olduğu düşünülürse, cerîbin 246 m2 civarında bir yüzey ölçüsü olduğu ortaya çıkar. Ancak hemen eklemek gerekir ki, arşının değişik yer ve zamanlarda farklı rakamlarla ifade edilmesi, yukarıda yaklaşık olarak verilen rakamları da etkileyecektir. Bu ölçü birimi yerine günümüzde daha değişik ölçüler kullanılmaktadır. (Mefâil HIZLI) (İslam Ansiklopedisi) Cetevlen : Yedi kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cetimli : Varlıklı, eksiği olmayan insan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cetişimli : Yetirebilen kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Ceylan: Seylan (Sri Lanka). (Edouard Chavannes, Batı Türkleri Tarihi) Cez : Pirinç, bronz (Cez betli: Kırmızıya çalan kına rengi.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cha veya Cha tcheou: Bugünkü Kansu’da bi bölge. (Edouard Chavannes, Batı Türkleri Tarihi)
Cha :
Çince çay anlamına gelir. Batı Avrupa dillerinin
çay anlamındaki tea, tee, thè vb. sözcükleri Fuji lehçesinde ti olarak
telaffuz edilen sözcükten gelmektedir. Türkçe’deki çay sözcüğü ise
Kuzey Çin telaffuzundan gelmektedir. Çayın Çin’e M.Ö. 3. yüzyıldan önce
Budizm’le beraber, büyük olasılıkla Assam
rahipleri tarafından getirildiği zannedilmektedir. (Ça diye okunur.) (W.
Eberhard) Cha-che-pi: Che (Keş) kıralı. (Edouard Chavannes, Batı Türkleri Tarihi) Chang Ch’ien : Çin İmparatoru’nun M.Ö. 138’de, Çinliler’le Yüeçiler arasında ittifak kurması için Hiung-nular’ın önünden kaçan Yüeçiler’in peşine gönderdiği Çinli bakan. Chang Ch’ien, batıdaki ülkelere on yıl süren Hiung-nu esaretinden sonra ulaşmıştır. Çin dinastik tarihi eserlerinde de kullanılan seyahatnâmesi, Orta Asya tarihinin önemli kaynaklarından biridir. (Czegledy)
Cheng :
Çince’de şehir anlamına
gelir. (Çınğ diye okunur.) (W. Eberhard) Chieh-chia-ssu : Çin dilinde Kırgızlar’a verilen ad. (Özkan İzgi) Chin-shu : Chin hanedanının (265-419) tarihinden söz eden ve 7. yüzyılda hazırlanmış Çince dinastik tarihi bir eserdir. (Czegledy) Choalita : Bizanslı tarih yazarı Menandros’un sözünü ettiği, Sir Derya’nın orta akışının kuzeyinde, muhtemelen İranî menşeli ve İranî bir dil konuşan kavmin adı. Eserinin günümüze ulaşan el yazmalarında ise bu adın okunuşu belirsizdir. Choalita veya Choliata. Başka verilerle yapılan karşılaştırmaya dayanarak doğru okunuş olarak Choalita görünüyor. Choalitalar 8. yy.da Müslüman olmuşlardır. Bu andan itibaren toprakları müslüman topraklarının bir kısmını oluşturmuştur. Büyük bir ihtimalle M.S. 9. yy.dan itibaren D.Avrupa’nın değişik yerlerinde rol oynayan Hvalisler (Kalizler), Müslüman Choalitalar’ın ahfadıdır. Çince kaynaklarda Harezm’in adlarından biri olarak geçen Kuali adı da Choalitalar’a işaret ediyordu. Büyük İskender’in doğu seferleri tarihinde Harezm havalisinde bulunan bir ülkenin adı olarak anılan ve Kolch şeklinde kayda geçirilen ad da aynı adın çok eski bir versiyonu olabilir. (Czegledy) Chü Ch’ü : “On altı Devlet” çağında, M.S. 397 ve 439 arasında Sarı Nehrin büyük dirseği yakınında, bugünkü Kansu’nun doğu kısmında hüküm sürmüş Hiung-nu menşeli Pei Liang hanedanının yönetici ailesinin adıdır. (Czegledy) Cıgıra : 1.Halk dilinde dost. 2.Yol kenarındaki sert toprakta yetişen yenebilir ot. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Cılasın, Cılasun, Cilasın :
İsim olarak kullanılır. Yiğit, kahraman, eli çabuk ve becerikli anlamlarına
gelir. (A. Erol) Cılavuk : Karamsar. Her şeyden şikayetçi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cır : Şarkı. (Cırçı: Şarkıcı.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cırğıy : Saldırgan insan veya hayvan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cırık : (Kalın K) Kesik, uzun kesik. Cırık : Tohumun yeni kök almaya başlaması. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cırımlı : Geçici, dokunucu, iddialı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cırlavuk : 1.Durmadan şarkı söyleyen, seslenen. Çoğunlukla böcekler anlatıldığı zaman kullanılır. 2. Çocuk. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cırmaç : Elbisenin belinde açılan, düğmeyle kapatılan yırtmaç. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cıyğıç : Duvarda giysi dolabı yerine bırakılan oyuk. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cıyıluv : 1.Yığılmak, 2.Toplantı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cıymıç : Toplayıcı, biraz cimri kimse. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cifr Hesabı : Harflere verilen sayı değerleri ile geleceğe veya mazideki olaylara tarih düşürmek yahut isme dair işaretler çıkarmak ilmi. Ebced hesabına yakın bir ilmin adıdır. Kelime olarak; sütten kesilmiş oğlak veya kuzu derisi anlamında olan "çefr"den gelmektedir. Şiîler arasında çıkmış, daha sonra bu kültürün etkisiyle tasavvufa yakın veya mutasavvıf bazı Sünnî âlimlerin de itibar ettiği bir hesap olmuştur. Şiîler, Kur'an'ın batınına dair Hz. Ali'nin bir tefsirinin bulunduğunu, bu tefsirin gizli ilimler ihtiva ettiğini ve içinde Ehl-i Beyt'ten olanlar için, kıyamete kadar gelecekte vukû bulacak dinî ve siyasî bütün olayların yazılı olduğuna inanırlar. Bazıları ise; Hz. Ali' nin değil de, Ca'fer es-Sadık'ın böyle bir kitabının bulunduğunu söylerler. Kitap, sütten kesilmiş oğlak ya da kuzu derisine yazılı olduğu için ona "cefr" denilmiştir. İbn Haldun, bu kitapla ilgili rivayetlerin asılsız olduğunu söyler (İbn Hâldun, Mukaddime, Beyrut (t.y) 334). Gerçekten, bu ilmin İslâm'da aslı yoktur. (İslam Ansiklopedisi) Ciger : Çalışkan, başarılı çalışan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cigin bilgen : Kendi değerini, gücünü, imkanlarını doğru algılayan, geçmişini, tarihin bilen. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cihâd : Çalışmak, uğraşmak, çabalamak, gayret sarf etmek. İslâm'ın yükselmesi, korunması ve yayılması için her türlü çalışmada bulunmak, uğraşmak, gayret sarfetmek ve bu yolda sıcak ve soğuk savaşa girmektir. Daha açık bir ifade ile Allah (c.c.) tarafından kullarına verilmiş olan bedenî, malî ve zihnî kuvvetleri Allah yolunda kullanmak, o yolda feda etmektir. İnsanın maddî-manevî bütün varlığını Allah yolunda ortaya koyarak Hakk'ın düşmanlarını ortadan kaldırmak için savaşması "cihad"dır. (İslam Ansiklopedisi)
Cihan :
Arapça’dır. Soylu anlamına
gelir. Soylu sınıfı krallardan büyük toprak ağalarına ve önemli tüccarlara
kadar uzanır ve çok geniştir. (Roux-O.Asya) Cihan : Sogdca soylu anlamına gelir. Soylu sınıfı, krallardan büyük toprak ağalarına ve önemli tüccarlara kadar uzanır ve çok geniş kapsamlıdır. (J.P.Roux)
Cihat
:
Arapça. Müslümanların sapkınlara ve inanmayanlara karşı yürütmek
zorunda oldukları kutsal savaş. İslamiyet'te imanın beş şartından biri değildir,
ama bu şartlardan biri olarak kabul edilir. (J.P.Roux) Cik : Kemiklerin birbirine kilitlendiği yerler, eklem. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cilbâb : Müslüman kadını baştan aşağı örten çarşaf, ferâce ve câr gibi dış kıyafet. Gerek Medine döneminde gerek daha sonra ki dönemlerde mümin kadınların evden dışarıya çıktıkları vakit üstlerine giydikleri bol ve geniş bir örtü olup, onları tanınmayacak şekilde örten bir nevi çarşaf demektir. Cilbab mümin kadınların Allah'ın tesettür emrine uymak için giydikleri dış örtünün Kur'an-ı Kerîm'deki adıdır. (İslam Ansiklopedisi) Cimâ'
: Kadınla erkeğin cinsi temasta bulunması. İslâmiyet insan yaratılışına uygun en
tabiî bir dindir. Bu nedenle müminleri evlenmeye teşvik etmiştir. Evlilik
sayesinde cinsi arzular tatmin edilir, iffet ve namus korunur, neslin devamı
mümkün olur. Cin :
Gizlenmek, gizli
kalmak, gözle görülmeyen gizli kuvvetler. Cinlerin bir tek ferdine "cinnî"
denir. "cânn" kelimesi cin ile eşanlamdır. Ğûl ve ifrit cinlerin değişik
türleridir. İslâm'dan önce Arabistan'da cinler, çölün "satyre" ve "nymphe"leri
idi. Tabiat hayatının, insanların hükmü altına girmemiş ve düşman kalmış
tarafını temsil ediyorlardı. Fakat Hz. Peygamber (s.a.s.)'in bey'ati esnasında
cinler önemli ve bilinmeyen ilâhlar arasına girmekte idiler. Mekke Arapları
cinler ile Allah arasında bir nesep yakınlığı bulunduğunu söylerler (es-Saffât,
37/158), onları Allah'ın ortakları mertebesine çıkarırlar (el-En'âm, 6/128) ve
onlardan yardım dilerlerdi. (el-Cumua, 62/6)
Ci’râne Olayı :
Peygamber Efendimiz'in Huneyn gazvesinde elde edilen ganimetleri dağıtımı
sırasında ortaya çıkan hâdise. Mekke Fethi'nden hemen sonra Hevâzin ve Sakîf
kabilelerinin büyük bir ordu hazırlayarak harekete geçtiğini öğrenen Peygamber
Efendimiz, derhal Mekke'den takviye edilen ordusuyla düşman üzerine yürümüş,
Huneyn'de Hevâzin ve Sakîf kuvvetlerine ağır bir darbe vurarak büyük zayiat
verdirmişti. Huneyn'den kaçan düşman kuvvetlerinin bir kısmının Evtâs adlı
bölgede toplandığı, bir kısmının da Tâif kalesine çekildiği öğrenilince, Hz.
Peygamber, Evtâs'a; önce Ebû Âmir el-Eş'arî'nin idaresinde olup onun şehit
düşmesinden sonra da Ebû Mûsâ el-Eş'arî'nin idaresine geçen bir seriyye gönderdi
ve buradaki düşman birliğini tamamen dağıttı. Cizvitlik : 16.yüzyılda Fransa'da kurulmuş, koyu Katolik inançlarını sürdüren Hıristiyan tarikatı. Cizya : Müslüman olmayanlardan alınan vergi. (Ateşe Tapmayanlar) Cizye : İslâm devleti bünyesinde yaşayan gayr-i müslim vatandaşların mükellef olan erkeklerinden can ve mallarını koruma bedeli olarak yılda bir defa alınan vergi. Buna cizye denilmesinin sebebi, zimmî denilen cizye yükümlüsünü ölümden koruduğu içindir. Bir İslâm beldesinde yaşayan gayr-i müslim, İslâm'a girerse cizyeden kurtulur. (İslam Ansiklopedisi) Coçi : Temuçin'in büyük oğlu, Kıpçak hükümdarı. (Moğollar'ın Gizli Tarihi) Coçi hasar : Temuçin'in kardeşi. (Moğollar'ın Gizli Tarihi)
Col :
Yol
(Nart Boyu Türkleri Hun
Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Coldaş : Yoldaş. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Coluğuv : Rastlamak, karşılaşmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Columna caelata :
Üstü kabartmalı sütun. (E.
Akurgal) Comak : Efsane. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Comes :
Son imparatorluk döneminde
imparatorun maiyetinden bir kişi; daha sonraki çağlarda kont.
Cong :
Çince’de soğan anlamına gelir. (W.
Eberhard)
Conventus :
Eyaletlerde yargı işlerinin yürütüldüğü
yer. (G. Bean) Conulmağan : Uygarlaşmamış, yontulmamış. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cora : Yorum (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Corğa :
Yorga. Eşkin yürüyen, binicisini ve kendini
yormadan, uzun mesafe gidebilen çok değerli at.
(Nart Boyu Türkleri Hun
Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Coyğan : 1.Para harcayan, 2. Birinin hayatını mahveden. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Coyulğan : 1.Harcanan para veya mal. 2. İnsanlıktan çıkmış. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Coyum etüv :
Harcamak.
(Nart Boyu Türkleri Hun
Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cörme : İşkembeden yapılan çok tuzlu ve yağlı yemek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Cu :
Çince’de sirke anlamına gelir. (W.
Eberhard) Cuburan : Büyük fare. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cuğuv : Hastalık bulaşmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Cuci : İsim olarak kullanılır. Konuk, sevgili, çocuk,
bala, uşak anlamlarına gelir. (A. Erol)
Cucirat :
Bir Moğol boyunun adı.
(Roux) Cuk caratmaz : Bir şey üretmez. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cukka : (Halk dilinde) Kadın memesi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)Cuklavuk : Uykucu (hayvanlar için kullanılır.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cukmaz : Bulaşmaz, hastalık veya kötü alışkanlıklar konularında kullanılır. Akasözünde, benzemeyen birleşmez anlamında kullanılmıştır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cukuçu : Uykucu (insanlar için kullanılır.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Culğuç, culuvçu, guduçu, sibi : Hırsız. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cumhūr : Arapça, isim. Halk, ahali, kalabalık, başıboş kalabalık. (Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat) Cumhūriyyet : Arapça, isim. Cumhurluk. (Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat) Cumuk :
Yumuk.
(Nart Boyu Türkleri Hun
Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cumulub cürüv : Bastığı yeri görmeden hızlı yürümek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cumuluk : Yerinde duramayan, sürekli hareket eden insan veya hayvan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cumuş : Birisinin ricası veya emri sonucu yapılan görev, iş. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cumuşçu : Ücretle çalışan serbest kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Cuneus :
Bir tiyatroda caveanın
merdivenlerle bölünmesi sonucu ortaya çıkan üçgen biçimli alanlardan her
biri. (G. Bean) Cung-du : Chung-tu, Ta-tu, Pei-ping, Pen-p'ing, bugünkü Pekin (Beijing, b.n.) (Moğollar'ın Gizli Tarihi)
Cupar : İsim olarak kullanılır. Güzel koku anlamına
gelir. (Karakalpaklar’da). (A. Erol) Curia : Meclis.
Curiatuslar:
(bakınız H harfindeki) Horatialar Cūş : Farsça, isim. Coşma, kaynama. (Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat)
Curt : Yurt
(Nart Boyu Türkleri Hun
Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cut : Karnı da gözü de doymayan kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Cutuv : Yutmak
(Nart Boyu Türkleri Hun
Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Cuvurt : Yoğurt.
(Nart Boyu Türkleri Hun
Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cûveyriye Bintü’l-Hâris : Hz. Peygamber'in zevcesi ve müminlerin annesi. Hz. Cüveyriye, Mustalikoğulları kabilesinin başkanı Hâris b. Ebî Dırar'ın kızıdır. Aynı kabileden Safvân oğlu Musâfi'den dul kalmıştı. Mustalikoğulları, Hicret'in altıncı yılında Medîne'ye saldırı için hazırlık yapmaya başladılar. Durumu öğrenen Hz. Peygamber (s.a.s.), yediyüz kişilik bir askerî kuvvetle, onlardan önce davranarak Müreysi' suyu başında saldırdı. On kişi öldürüldü. Müslümanlar bu gazvede bir şehit vermişti. Mustalikoğulları'nın bütün erkekleri, kadınları ve çocukları esir alındı. Deve, sığır ve davarlarına da ganimet olarak el konuldu. Esirler arasında bulunan, kabile başkanı Hâris'in kızı Cüveyriye için, dokuz okıyye altın, kurtuluş fidyesi olarak tespit edilmişti. Cüveyriye yirmi yaşlarında bir kadındı. Kurtuluş fidyesini temin edemeyince Hz. Peygamber'den yardım istedi. Hz. Âişe bu olayı şöyle rivayet eder: "Mustalikoğulları kabilesinin kadınları esir düştüklerinde ganimet olarak gaziler arasında paylaşıldı. Önce beytülmâle beşte bir ayrıldı. Sonra her atlıya iki pay, her yaya savaşçıya ise birer pay verildi. Hâris'in kızı Cüveyriye, Kays oğlu Sâbit'e düşmüştü. Cüveyriye Rasûlullah (s.a.s.)'a geldi; dedi ki: Ey Allah'ın Peygamberi, ben Hâris'in kızı Cüveyriye'yim. Babam Benî Müstalik kabilesinin başkanıdır. Benim başıma gelen felâketi biliyorsun. Sâbit beni dokuz okiyye kurtuluş fidyesi ile serbest bırakacak. Beni kurtar". Rasûlullah cevap olarak buyurdular ki: "Ondan daha hayırlı bir teklifim var, kabul eder misin? Teklifiniz nedir ya Rasûlallah? "Hem o parayı verip seni azat edeceğim, hem de seninle evlenmek istiyorum." Cüveyriye: "Memnuniyetle kabul ederim" dedi. Rasûlullah (s.a.s.) da: "Ben de kabul ettim. " buyurdular. (Ahmed b. Hanbel, Müsned VI, 277; Ebû Dâvud, Sünen, IV, 22; İbn Hişâm, Sîre, III, 307; İbn Sa'd, Tabakat, VIII,116,117). Bu haber hemen etrafa yayıldı. Esirleri ellerinde tutan sahabîler; "Biz Allah elçisinin sıhrî hısımlarını nasıl esir olarak tutabiliriz!" diyerek, hepsini serbest bıraktılar. Bu manzara karşısında Müstalikoğulları İslâm'a girdiler. Bu yüzden Hz. Âişe O'nun hakkında; "Ben kavmi için Cüveyriye'den daha hayırlı ve daha bereketli bir kadın bilmiyorum" demiştir" (Ahmed b. Hanbel, VI, 277; İbn Hişâm, Sîre, III, 307, 308; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm Hukuku, İstanbul 1983, s. 238; Mahmud es-Savvâf, Rasûlullah'ın Pak Zevceleri, Terceme, Ali Aslan, Ankara (t.s), s. 68-71). Hz. Peygamber Cüveyriye'yi babasına teslim edip; ondan istedi. Cüveyriye müslüman olmuştu. Rasûlullah (s.a.s.) kendisine mehir olarak dört yüz dirhem gümüş verdi ve O'nunla evlendi (M. Âsım Köksal, İslâm Tarihi, XII, 55, 56). (İslam Ansiklopedisi) Cürekli : 1.Yürekli, kişilikli, gururlu, 2.İnsancıl. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Cüz çabar : Herkes saldırır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Ç
Çaaskılar
: Sahalar’da fincanlar anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)
Çabak
:
İsim olarak kullanılır. Macaristan’daki Kumanlar’ın mıntıkasında
(1419-1455) bir obanın adıdır. Bir cins ufak balık anlamına da gelir. (A.
Erol) Çabba : Çocuk ayakkabısı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çabçuvay : Kısa mesafelerde götürme getirme gibi ufak işleri yapan erkek çocuk. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çabır : Kaba deriden yapılmış adi ayakkabı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Çaç
:
Eski Sogd sahasının kuzey ucunda, bugünkü Taşkent civarında bir eyaletin
adı. (Czegledy) Çaçayuv : Boğazında kalmak, nefes borusuna bir şey kaçıp öksürmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çaçuvsuz açuv : Hiç gitmeyen acı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Çagas
:
İsim olarak kullanılır. Çuvaş Türkçesi’nde kırlangıç anlamına
gelir. (A. Erol)
Çağan : İsim olarak kullanılır. Bayram, köstek, bukağı,
beyaz, kalın ve sağlam deve kösteği, bağ anlamlarına gelir. (A. Erol) Çağatay : Cengiz Han'ın ikinci oğlu. Batı illerinin naibi. (Moğollar'ın Gizli Tarihi)
Çağatay : İsim olarak kullanılır. Cıgat
yiğit demektir. Ay ise er’dir. Kişi, dövüşçü manasındadır. Bu ay eski
Hasay, Tokay adlarında da vardır. (Osman Mirzayev). (A. Erol) Çağı : Kıvamı bozuk, fazla sulu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çağır : Rakı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çağılğan : Sahalar’da yıldırıma verilen ad. (Saha Halk Edebiyatı)
Çağın : İsim olarak kullanılır. Yıldırım anlamına
gelir. (A. Erol)
Çağlı : İsim olarak kullanılır. Kuvvetli, namuslu
anlamlarına gelir. (A. Erol)
Çağrı : İsim olarak kullanılır. Doğan kuşu, çakır kuşu,
davet anlamlarına gelir. Bir ünvandır. (A. Erol) Çak : Çağ. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Çaka : Otuz altıncı Bulgar Kralı. (1299)
(G.Ostrogorsky)
Çakan : İsim olarak kullanılır. Teber, muharebe baltası
anlamlarına gelir. Aydın-Koçarlılı Özdemir Beğ’in araştırmalarına göre
“çakır”dan. O yörede kelime sonlarındaki r’ler söylenmediği için çakır-çakı-çaka
olmuş. (A. Erol)
Çakar : İsim olarak kullanılır. Deniz feneri, bir tür
balık anlamlarına gelir. (A. Erol) Çakğıç, otluk taş : Çakmak taşı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Çakın : İsim olarak kullanılır. Şimşek, kıvılcım
anlamlarına gelir. (A. Erol) Çakmak : 1.Karışmış saç, yele. 2. Bozuk ip. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çal : İhtiyar. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Çal, ak :
İnsanın saçının ağarması.
(Nart Boyu Türkleri Hun
Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Çalkara : İsim olarak kullanılır. Bir
doğan türüne bu ad verilir. (A. Erol)
Çam :
Şaka.
(Nart Boyu Türkleri Hun
Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çamlanuv : Kızmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Çanga : İsim olarak kullanılır. Asil, soylu anlamlarını
içerir. (A. Erol) Çap-çap : Kimsenin insan yerine koymadığı, herkesin emrettiği kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Çapar veya Çapan : İsim olarak kullanılır. Eski
Türkçe çarpmak: Koşmak, at koşturmak, yağma etmek’ten: Çap-ar veya çap-an
anlamlarına gelir. Çok koşan, yiğit, benekli alaca (hayvan ve bitki için)
anlamlarını da içerir. Atlı haberci anlamına da gelir. Eskiden çok kullanıldığı,
kahramanlara ünvan olarak verildiği dede Korkut hikayelerinde görülmüştür.
Farsça’da postacı anlamındaki çâpâr kelimesi Türkçe’den alınmıştır.
(A. Erol) Çapçan : Büyüklerin hizmetinde bulunan çocuk. Çoğunlukla haber götürme, davet etme gibi hafif görevlerde kullanmışlardı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Çaphın :
Soğuk algınlığı, grip.
(Nart Boyu Türkleri Hun
Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çaphınçı : Hayvan hırsızı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Çapın : İsim olarak kullanılır. Hücum, salvet anlamlarına
gelir. (A. Erol)
Çapkun : İsim olarak kullanılır.
Eski Türkçe çarpmak, koşmak, at koşturmak, yağma etmekten,
gelip geçici aşklar peşinde koşan, çok yürüyen, çok koşan, her
yana gidip gelip bir yerde durmayan, sebatsız,
açık, eşkin gidiş (at) anlamlarını taşır. Çapkun Otuç Oğlan: 16.yüzyılda
Kazan’da han bulunmadığı sırada bir ara idareyi ele alan kişi. (A. Erol)
Çar Stephan Uroş :
Yirmi üçüncü Sırp Kralı.
(1355-13719 (G.Ostrogorsky) Çarh : Tekerlek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Çarh : Beden, keyif, yaşama kuvveti.
(Nart Boyu Türkleri Hun
Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çarık : Yumuşak deriden veya kumaştan yapılmış kadın ayakkabısı. Genellikle orta ve aşağı sınıf mensupları giyerdi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çars : 1.At yarışı, 2. Toz bulutu veya yangın sonrası yayılmış zehirli duman. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çat : (Türkmenler) İki nehrin birleştiği yere bu adı verir. (A.Rıza.Yalman) Çatlak : (Türkmenler) Birleşen iki nehrin arasındaki deltaya bu adı verir. (A.Rıza.Yalman)
Çavlı : İsim olarak kullanılır. Şöhretli, ünlü, meşhur
anlamlarını taşır. Ava alıştırılmamış doğan palazı da bu isimle anılır.
(İzmir). (A. Erol) Çavçak : (Türkmenler) Bir nehrin enginlere doğru dökülüp akmasına bu adı verir. (A.Rıza.Yalman)
Çavuldur :
İsim olarak kullanılır. Oğuzlar’ın
Üçok kolundan bir Türk boyunun adıdır. (A. Erol)
Çavunt : İsim olarak kullanılır. Ünlü,
sanlı, şöhretli anlamlarına gelir. (A. Erol)
Çavuş : (Çavmak: Haber götürmek’ten.) İsim olarak
kullanılır. Onbaşıdan sonra gelen erbaş, askeri okullarda başarılı öğrencilere
verilen adlardan biri, bir işin veya işçilerin başında bulunan ve onları yöneten
sorumlu kişi, eskiden Divanlarda alınan kararları yüksek sesle halka duyuran
kimselere verilen isim. (sütçü argosu) Yağı alınmış süt anlamına da
gelir. (İstanbul). (A. Erol)
Çaylak : İsim olarak kullanılır. Bir tür
avcı kuş, mecazî fırsatçı, aç gözlü, argo toy, acemi, tecrübesiz
anlamlarını içerir. (A. Erol) Çaylı çat :Nehir kıyıs. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çeçast : Zerdüştîler'de mitolojik göl. (Ateşe Tapmayanlar) Çeçeigen : Moğol prensesi, Cengiz Han'ın kızı. (Moğollar'ın Gizli Tarihi) Çekçer, Çihurhu : Keluren Nehri ile Buyür Gölü arasında ki dağ. (Moğollar'ın Gizli Tarihi)
Çelen :
İsim olarak kullanılır. Akıllı anlamına
gelir. (A. Erol)
Çelgü : İsim olarak kullanılır. 1087’de bir peçenek
başbuğunun adıdır. (A. Erol) Çekirdek transferi : Verici hücrenin çekirdeğinin başka bir hücreye (alıcı hücreye) aktarılması. Klonlamada, alıcı hücre bir yumurta hücresidir, verici hücre, farklı doku hücrelerinden herhangi biri olabilir. (biltek.tubitak.gov.tr)
Çelik : İsim olarak kullanılır. Kısa kesilmiş dal,
sert değnek, kök salmak için yere dikilen dal parçası, çelik çomak
oyununda çomağa vurmaya yarayan dal parçası, (denizcilik terimi olarak) Ağaç
veya madenden yapılmış halat bağlama yeri, güç ve dayanıklılığı artırılmış
demir anlamlarını içerir. (A. Erol)
Çemender,
Cemender, Çamandar :
İsim olarak kullanılır. Eskiden Dağıstan’daki Kazak başkentine de adını
veren Kıpçak boyundan gelme erkek adı. (F.Kırzıoğlu.) Semenderin aslı.
Hayvanbilimde kurbağagillerin kuyruklu takımından bir hayvanın adı. Latince
salmandra mecuslosa. Ateşte yaşar bir masal hayvanı da bu adı taşır. (A.
Erol) Çemili : Bkz. Hev. Çengiz, Çingiz : İsim olarak kullanılır. Deniz
anlamına gelir. Temuçin Han’ın unvanı. (A. Erol)
Çepni : İsim olarak kullanılır. Cesur, yiğit anlamına
gelir. Oğuzlar’ın Üçok koluna bağlı bir boyun adıdır. (A. Erol)
Çeri : İsim olarak kullanılır. Asker, sü anlamına
gelir. (A. Erol) Çevlik : (Türkmenler) Etrafı dağlarla çevrilmiş yere bu adı verir. (A.Rıza.Yalman)
Çıçkan : İsim olarak kullanılır. Fare
anlamına gelir (Oyratlar’da). (A. Erol) Çıdam : Sabır. Eskimiş Moğolca. (tdk.gov.tr) Çıdav : Dayanmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çıkılık : Hiçbir kurala, töreye, âdete uymayan, kendi edepsiz tarzında hareket eden kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Çıkuv : Temizlemek.
(Nart Boyu Türkleri Hun
Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Çın : Doğru, gerçek, düzgün.
(Nart Boyu Türkleri Hun
Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çırahtan : Meşalenin yerleştirildiği altlık, şamdan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Çırak : Mum, çıra, meşale.
(Nart Boyu Türkleri Hun
Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çıray : İsim olarak kullanılır. Yüz, çehre, surat anlamına gelir. (A. Erol) Çırpı : Ormanın genç bitki ve ağaçları. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çıılış : Şor Türkçesi’nde “kongre, toplantı” anlamında kullanılır. (Ş.H.Akalın) Çiçi : M.Ö. 1.yy ortasında Gobi Çölü’nün kuzey tarafından bulunan Hiung-nu yerleşim sahalarından batıya yani Cungarya Kapısı ve İrtiş Nehri bölgesine, oradan da büyük imparatorluk kurmayı başardığı güneye, yani Kangkü sahasına giden Hiung-nu hükümdarı. Çinliler ve onlarla ittifak kurmuş olan yerel hükümdarlar onun hakimiyetine kısa sürede son vermişler ve ortaklaşa gerçekleştirdikleri saldırı, Çiçi İmparatorluğu’nu tam bir çöküşe götürmüştür. (Czegledy) Çigçan çer : Şor Türkçesi’nde depo, ambar anlamında kullanılmaktadır. (Ş.H.Akalın) Çikler : Yenisey’in kollarını teşkil eden akarsular etrafında yaşamışlardır. (Gumilev)
Çilenti : İsim olarak kullanılır. Hafif
yağan yağmur, serpinti anlamına gelir. (A. Erol) Çille çulğav : İpek topu sarmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Çin : İsim olarak kullanılır. Sadık, öz anlamına
gelir. (A. Erol)
Çine, Eçine : İsim olarak kullanılır.
Bozkurt anlamına gelir. (A. Erol)
Çinis : İsim olarak kullanılır. Kurt demek olan çine’nin
çoğuludur. (A. Erol) Çinwad : Zerdüştîler'de ölü ruhun geçeceği ve yargılandığı köprü. (Ateşe Tapmayanlar)
Çiyşe : Şaka yollu soysuz.
(Nart Boyu Türkleri Hun
Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova) Çmaçana : Hinduizm'de seçkin ölülerin mezarlarına yapılan topraktan tümsek (L.Reonu) Çobancalık : Eski Türkler Çoban evine bu adı verirdi. (Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, Bahaeddin Ögel) Çobansalık : Eski Türkler'de çoban hakkı manasına gelen bir söz. (Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, Bahaeddin Ögel) Çogul : Şor Türkçesi’nde “yok, mevcut olmama” anlamında kullanılır. (Ş.H.Akalın) |