Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Rift Vadisi'nin bugünkü görünümü nasıldır?

"Bugün Rift Vadisi'nin jeolojik görünümü benzersizdir. Vadinin geçmişte de iklim değişikliğinin temel nedeni olması aynı ölçüde şaşırtıcıdır. Yerkabuğundaki giderek yükselen kabarma öyle bir noktaya ulaşmıştı ki, bu yükselti doğuya düşen topraklarda yağmuru engelledi ve böylece suya hasret tropikal ormanları yaşam kaynağından yoksun bıraktı. Doğu Afrika'nın ormanları küçülerek, savana adı verilen çayırlarla, ağaçlıklardan oluşan bir bitki örtüsüne yer verdi. Geçmiş zamanların bir anısı olarak, Batı Afrika'dakilere benzer ağaçlar, kuşlar, kelebekler ve hayvanlara artık dağınık biçimde Mombasa'nın kuzeyindeki Arabuko Soreke ormanıyla Tana Nehri kıyılarında rastlanabiliyor.

Dağlık yükseltilerin oluşumuyla Doğu Afrika'nın ormanlarının budanması dev boyutta bir ekolojik değişimdi. Ancak bölgede yerkabuğunun çatlayıp kabarması yer yer daha keskin sonuçlara da yol açtı: Vadinin herhangi bir noktasında, ama özellikle yüksek bölgelerde, yarıçapı birkaç kilometre olan bir alan içinde sık tropikal orman, yarı çöl, alp çayırlıkları, çalılık ve ağaçlıktan oluşan bir mozaik görülmektedir.

Bu harikulade bir topoğrafyadır ve Miyosen Çağı'nın ortalarından günümüze kadar değişmemiştir. Yerkabuğunun kabarması ve çatlamasıyla oluşan bu ekoloji şartları orada yaşayan hayvanlar için uz bulunan çeşitlilikte bir çevre yarattı. İşte bu, Doğu Afrika'da insan türünün evrimini hızlandıran önemli bir etken olabilir.

Bugünün Afrikası'nda Rift Vadisi Kenya'dan kuzeye, Etiyopya'ya doğru uzanırken, muhteşem Turkana Gölü havzasını oluşturur. Burayı muhteşem kılan sadece gölün çarpıcı güzelliği ve çevresinin etkileyici çıplaklığı değil, aynı zamanda güney kıyılarındaki tortul katmanlarında gömülü insansı fosil hazinesidir. Çalışmalarına 1968 yılında küçük bir araştırmayla başlayan Richard Leakey, insanın Kenya'daki eski atalarıyla ilgili arayışını işte burada sürdürmektedir.

Kuzeyden güneye 250 km., doğudan batıya 55 km. uzanan gölün uzun ve sığı kıyıları tropikal güneşin altında yeşil ışıltılarla parlar; Birisi göle Yeşim Denizi adını takmış; çok uygun bir tanım. Güneyde küçük volkanik tepelerden oluşan bir set gölün daha aşağı, kuzey Kenya'nın kurak topraklarına ulaşmasını engeller.

Batı yakasında, bazı tepeleri 1500 metreyi aşan sıradağlarla Rift Vadisi'nin duvarı yükselir. Burası uzun boylu, zarif, doğa sever bir kabile olan Turkana halkının ülkesidir. Daha ötede Uganda dağları ve ormanları vardır.

Göle, kuzey ucundan, çamurlu sularını boşaltan Omo Nehri dökülür. Etiyopya'nın kuzeyindeki yüksek düzlüklerin suyunu topladıktan sonra kıvrılıp bükülerek, Kenya sınırına varan koca nehir burada Yeşim denizi'ne ulaşır. Turkana Gölü'nün üzerinde uçarsanız, hızlı bir akıntıyla gelen Omo Nehri'nin turuncu sularının ancak birkaç kilometre ilerledikten sonra gölün yeşil sularına  karıştığını görürsünüz.

Burada turuncunun yeşile karışması muhteşem bir görüntü oluşturur. yaklaşırken, hızını kesen engeller yüzünden taşıdığı alüvyonu bırakarak dev bir delta oluşturur. Bu süreç en az dört milyon yıldır sürmektedir ve bugün bulduğumuz fosilleri saklayan da işte bu nehirler ve gölün biriktirdiği tortu tabakalarıdır.

Önemli bir fosil yatağı da Omo Vadisi'nin aşağı kesimidir. Burada dört milyon yıl boyunca biriken 1000 metre yüksekliğindeki tortul katmanlar hominidlerin iskeletlerini ve geliştirdikleri taş işçiliğinin nadir örneklerini içinde saklayıp korumuştur. Ama gölün doğu kıyıları daha da zengin bir fosil hazinesine sahiptir."

(Göl İnsanları, Evrim Sürecinden Bir Kesit, Richard Leakey, Roger Lewin, TÜBİTAK yayınları)