|
|
Bozkırda
nasıl büyük devletler kurulabildi? “İç
Asya’nın dünya tarihindeki yerini anlamak için anahtar kavram, bozkırdır.
Bu geniş otlak arazisinde; boynuzlu davar, deve, koyun, keçi ya da at olsun
(beş çeşit evcil hayvan, Moğollar’ın tabun kosivun malı) davar üreticiliği
her zaman geniş kapsamlı idi. Ekonomik
öz-yeterliliği güven altına almak ve aşırı otlatmadan kaçınmak için sürülerin,
genellikle belli sınırlar içinde, fakat zaman zaman nerede ot bulunabilirse
orada, sürekli hareket halinde olmaları gerekiyordu. Göçebeyi
nitelemek için kullanılan Çin klişesi şöyledir: ‘Otu ve suyu takip
ederler.’ Yalnız, tundra ve taygada oturanlardan farklı olarak göçebeler büyük
bir hızla toparlanabilir, önemli insan ve hayvan yığınları görece uzun dönemler
bir arada kalabilirdi. Başka
bir ifadeyle, bozkırın, belirli bir alan içinde, nüfus taşıma gücü,
tundranınkine de ormanınkine de üstündür. Çevre, güçlü merkezî
devletler yaratmaya izin verebilirdi; nitekim verdi de; toplum, çoğu tarımsal
öteki bölgelerden alınan mallarla temel üretimini tamamlayabildiği sürece,
böyle bir yasal üst yapıyı koruyabiliyordu. Owen Lattimore’un sözleriyle,
bozkır yaşamı: ‘Bütünüyle kendi kendine yeterli olma gücünde bir ekonomi üstüne kuruludur. Yiyecek, konut, giyim, hatta yakıt (sığır dışkısından tezek) gereksinimlerini kendi kaynakları sağlar. Arkeolojik kanıtlardan bilindiği gibi, küçük çapta madencilik ve metal işçiliğine de engel olmaz. Bozkır göçebesi, gerek duyarsa, bozkıra çekilip öteki toplumlarla bütünüyle ilişkisiz kalabilir. Kalabilir, ancak bunu o denli az yapmaktadır ki, böyle bir katıksız göçebelik durumuna haklı olarak varsayımsal denebilir. Üstüne herhangi bir bilgimizin olduğu her tarihsel düzey için, ticaret ya da baç alma yoluyla bir çeşit değiş tokuşun bozkır göçebe yaşamında önemli olduğuna dair kanıtlar bulunmaktadır.’ ” (Denis Sinor, Erken İç
Asya Tarihi, s.18) |