|
|
Arkeoloji
neden vazgeçilmezdir? “Arkeologların
görünürde önemsiz olan detaylara bağlılığı, konu dışındaki kişilerin,
arkeolojinin bir parazit ve gereksiz bir lüks olduğu yönündeki fikrini
destekler. Pazar
güçleri tarafından yönlendirilen bir dünyada arkeolojinin kendi varlığını
haklı kılması gerekmektedir; akşam yemeğini istiyorsa hak etmelidir. Bazı
yerlerde haklılığını turizmin önemiyle
kanıtlar. Fakat
başka yerlerde, pratik uygulamaların çeşitliliği büyük değer taşıyabilir:
örneğin, eski yazıt ve belgelerin depremleri kaydettiği Çin’de ve tarihi,
arkeolojik ve Kutsal Kitap’ta yer alan eski deprem kanıtlarının 10.000 yıl
öncesine uzandığı Yakındoğu’da ‘sismik arkeoloji’ önemli kabul
edilir. İnsan
kalıntıları bazı hastalıkların ve patolojinin tarihine ilişkin gerekli
bilgilere ulaşmamızı sağlayabilir. Bununla
birlikte en kayda değer pratik katkısı tarım teknolojisi alanındadır.
Birkaç vakada arkeologlar çorak çölleri sulayarak veya mahsulü büyük
oranda artırarak neredeyse tanrılaşmışlardır. Bunu
kendi yetenekleriyle değil, atalarımızın unutulup gitmiş olan ilmini
yeniden canlandırarak yapmaktadırlar. Örneğin 2.000 yıl önce İsrail’in
tehlikelerle dolu Negev Çölü’nde oturan Nabatiler şehirlerde yaşayarak üzüm,
buğday ve zeytin yetiştirirlerdi. Nabatiler’in tüm bunları ender olarak sağanak
yağış alan bölgede, yağmur sularını zekice tasarlanmış bir sistemle
sarnıçlara ve sulama kanallarına yönlendirerek yaptıklarını kanıtlamak
üzere hava fotoğrafları ve arkeoloji biraraya gelmiştir. Böylece
bilimadamları aynı yöntemlerle eski çiftlikleri yeniden kurarak bu çiftliklerden
yıllar süren kuraklıkta bile iyi mahsul alabilmişlerdir.” (Paul
Bahn, Arkeoloji’nin ABC’si, S.45-46) |