|
|
|
|
Nasrettin
Hoca
Latife
9: Hoca
Nasreddin’in evi iki mahalle arasındaymış. Camiye gelmediği için mahalle
halkı toplanıp Hoca’ya giderler ve niçin namaza gelmediğini sorarlar. Hoca
“özrüm vardır” diye cevap verir. Halk, özrün nedir diye sorunca da öbür
mahallenin imamı ben s...m, beriki mahallenin imamı da beni s...i, onun için
gelemedim, demiş. (M.Sabri Koz,
bkz. Letâif metni) Latife
36: Bir
gün Hoca Nasreddin hela kapısında dururmuş. Meğer bu sırada pederi helada
imiş. Bir kuvvetli zarta sesi duyulur. Hoca da, “s....e” diye bağırır.
Bir zaman sonra pederi dışarı çıkıp oğlunu görünce “ey veled-i zina,
hiç haya etmez misin? Ben senin sebeb-i hayatın olan pederinim” der. Hoca
ise, mazur olsun sizi validem sandım, diye cevap vermiş. (M.Sabri Koz, bkz.
Letâif metni) Latife
53: Hoca
Nasreddin bir mecliste birkaç Arap ile sohbet ederken bir zarta çeker. “Be
hoca, şu adamlardan hicap etmez misin, dediklerinde, bir alay Arap gidiler, Türkçe
kavarayı ne anlarlar der. (M.Sabri Koz, bkz. Letâif metni) Latife
89: Hoca
Nasreddin çift sürerken boyunduruğun kayışı kopar. Hoca derhal başından
sarığını çıkarıp kayışı yerine bağlar. Kısa bir zaman sonra tülbent
de dayanamayıp kopar. Hoca tülbende hitap ederek “Sen de gör, zavallı kalış
ne bela çekermiş” der. (M.Sabri Koz, bkz. Letâif metni) Latife
104: Merhum
Hoca Nasreddin’e bir gün Şeyyad Hamza “Be Hoca, senin kemalin alemde hep
maskaralık mıdır, der. Hoca da “Yiğide bir hüner yeter, ya senin hünerin
nedir, diye cevap verir. Hamza da “Benim hünerim çok, kemâlime nihayet
yok” der. “Her gece gökyüzüne çıkarım, aşağıdan yukarı el
vururum.” Hoca “Elini vurduğun zaman yumuşak bir nesne gelir mi, diye
sorar. Hamza da “gelir” deyince, “İşte o benim taşaklarımdır” diye
cevap verir. (M.Sabri Koz, bkz. Letâif metni) Latife
121: Hoca
Nasreddin bir gün mezarlıkta gömleğini çıkarıp bitlenirmiş. Bir şiddetli
rüzgar esip giysilerini alıp götürmüş. Hoca da giysilerinin ardınca koşarken
birkaç yolcuya rastlamış. Yolcular, böyle çıplak halde mezarlıkta ne aradığını
sormuşlar. Hoca da “Görmez misiniz, çıplak bir ölüyüm, su dökmeye çıktım,
şimdi yine kabrime gidiyorum” demiş. (M.Sabri Koz, bkz. Letâif metni) Latife
148: Nasreddin
Hoca bir gün at pazarına gider, bir beygir almak ister. Buna bir katır
getirirler, beygirdir bunu al, derler. Hoca da bu katırdır, bilirim, dediği
halde ısrar ederler. Hoca çaresiz kalıp katırı alır. Üzengi vurup üzerine
bineyim derken, katır bir çifte atar. Hoca da “Bilirim sen benim bildiğim
eski katırsın, beni bana komadılar” der. (M.Sabri Koz, bkz. Letâif metni) Latife
205: Nasreddin
Hoca bir gün doğramacı dükkanından geçerken ustanın saklı bir şey inşa
ettiğini görür. “Be adam, sen ne marifetli bir adammışsın” der. Usta
da “Öyledir, ben adamdan adam bile yaparım” diye cevap verir. Bir
gün mahalleden geçerken bir yüksek ağacır üzerine çıkmış bir adam görür.
Ağacın altında beş on kişi ne yapalım diye konuşurlarken Hoca yaklaşır,
olup biteni sorar. “Görmez misin, herif aşağı inemiyor” derler. Hoca
“Ne kadar ahmak adamlarsınız, şu kadarcık işi halledemiyorsunuz” diye
çıkışır. Sonra bir ip getirmelerini ister. İp gelince bir ucunu sıkı sıkı
beline bağlar, diğer ucunu da aşağıdakilere atar. Adamlar ipi sıkıca çekince
ağaçtaki öyle bir iniş iner ki parça parça olur. Hoca şaşar bu işe,
“Geçen gün bir kuyudan böyle ip ile bir adam çıkardık idi, ölmedi, bu
niçin öldü” diye söylenir. Hemen
daha önce konuştuğu doğramacıya giden Hoca “Geçen gün bana adamdan adam
yaparım demiştin, takımını al da gidelim” diye ısrar eder. Doğramacı
keser, testere, burgu alıp gelir. Görür ki adam parça parça olmuş.
“Bundan adam olmaz” deyince, Hoca da “Nasıl olur ise olsun, bir dolap oğlan
çıkmaz mı, yapıver gitsin”, diye ısrar eder. (M.Sabri Koz, bkz. Letâif
metni) Latife
209: Nasreddin
Hoca’nın iki yaşında bir danası varmış. Birtakım veledi zinalar bu danayı
boğazlatmak için aralarında anlaşırlar. Hoca’nın yanına giderek,
“Haberin var mı, yarın değil öbür gün kıyamet kopacak...biz bir araya
gelip eğleneceğiz, seni de meclisimize isteriz” derler. Hoca
“baş üstüne” deyip cemiyete dahil olur. Adamlar, “Hoca danayı da götürelim”
derler. Hoca da kabul eder. Seyir yerine vardıkları zaman Hoca’ya “Nasıl
olsa öbür gün kıyamet kopacak, gel bu danayı kesip yiyelim” derler. Hoca
da aldanıp kabul edince, dana kesilir. Ateş yakılıp kazan kurulur. Adamlar
“Biz odun toplayıp sonra da oyun oynayacağız” diyerek Hoca’yı ateşin
başında bırakırlar. Biraz sonra odun biter, Hoca da arkadaşlarından odun
getirmelerini ister. Adamlar, oyun oynadıklarını söyleyerek odunu kendisinin
bulmasını söylerler. Hoca.
Bir iki parça odun temin ederse de ateşin devamı için arkadaşlarının bir
kenarda duran giysilerini teker teker yakar. Adamlar döndüklerinde giysilerini
bulamayınca Hoca’ya çıkışırlar. O da, “Nasıl olsa öbür gün kıyamet
kopacak” diyerek onları teselli eder. İkna edemeyince de kendisine yapılanın
iç yüzünü anlar, “Maşallah kıyamet yalnız bizim dananın başına mı
kopsun, cümle ile beraberiz” diyerek adamları utandırır. (M.Sabri Koz, bkz.
Letâif metni)
|