|
|
|
|
Karatepeli fıkraları Tarlada
atlar var
Karatepeli
yaşlı adam evinin önünde oturmuş. Ufak tefek işlerle meşgul olmaktadır.
Evin genç kızı bir yandan evin sahanlığını süpürürken bir yandan da
radyo dinlemektedir. Bu arada radyodaki programdan at kişnemeleri gelir. Yaşlı
Karatepeli bu sesleri duyunca evin arkasındaki tarlaya atların girdiğin sanır
ve kızını çağırır: -
Kızım koş hele, tarlaya atlar girmiş. Kız
seslerin radyodan geldiğini bildiği için babasının haline kıs kıs güler. Derleyen
: Behzat Sevimli Kaynak
: Salman İnekçi, çiftçi, 1938, Bağdaş – Kadirli – Adana. Kartlamış
Karatepeli
ilk defa gittiği il pazarında gördüğü ama adını bilmediği incirden bir
kilo alıp yiyor. Tadını çok beğeniyor. Ertesi hafta pazara gidecek olan komşusuna: -
Pazarda güzel bir yemiş var. Aman bana ondan bir kilo al, diyor. -
Nasıl bir yemiş bu? -
İçi darı gibi, dışı deri gibi. Pazara
giden komşusu araya araya bu tarife uygun olarak patlıcanı buluyor ve alıyor.
Dışı deri gibi, kıvırınca da içinde darı gibi tohumları var. Köye
dönünce patlıcanları komşusuna veriyor. Karatepeli ısırıp tadına bakıyor. -
Yahu bir haftada kartlamış be diyor, hem uzamış hem tadı bozulmuş. Derleyen
: Behzat Sevimli Kaynak
: Salman İnekçi, çiftçi, 1938, Bağdaş – Kadirli – Adana. Cinli
kavak
Karatepeliler
oldukça meraklı olurmuş. Bir gün çiftçilik yapan bir Karatepeli tarlasındaki
bir kavağın kaç adam boyu olduğunu merak eder. Köyün en yaşlı kişisine
gider akıl danışır. Yaşlı
köylü : “Bir kişi kavağın en süt dallarından tutunup aşağı sallansın”
der. “Başkaları da onun ayaklarından tutunarak aşağı doğru sallansınlar.
O zaman kavağın kaç adam boyu olduğunu buluruz.” Hemen öyle yaparlar. Bir
kişi kavağın en üst dalından tutunup aşağı sallanır, ikinci kişi de
ilk kişinin ayağına tutunur, üçüncüsü de ikinci kişiye tutunur. Bu şekilde
kavağın boyunu ölçerlerken ilk çıkan kişi ikinci çıkana: -
Memo Ağa, kurban, burası da emme serinmiş, yayla gibi, der. Hele dur bir
cigara tüttüreyim. İlk kişi ellerini bırakınca kavağa çıkan bütün kişiler
yere düşer. Kavağın bulunduğu tarlanın sahibi: -
Abo, bizim kavak cinli çıktı. Boyunun ölçülmesini sevmedi, der. Kaynak
: Ersin Soytorun, Fevzi Çakmak Yurdu Kütüphane memuru, Adana. İğneyi
bulan buldu
Şehre
ilk defa gelen Karatepeli çoban insanları koşuştururken görünce şaşırır.
Bir şeyler arıyorlar zanneder. Kendisi de bakınmaya başlar. Tesadüfen bir iğne
bulur. Hemen iğneyi alıp yüksekçe bir yere çıkar ve bağırarak: -
Siz arayın daha arayın, iğneyi bulan buldu, der. Derleyen
: Behzat Sevimli Kaynak
: Nafiz Köse, grayder operatörü, Salmanlı – Kozan – Adana. Karaçalı
Bir
gün dört Karatepeli ormanda yürüyorlar, içlerinden birisi, “Şu Allahın
işine bak, ağaçlar ne kadar uzun böyle” diyor. Diğeri de “Ya istesek
biz de böyle uzun oluruz” diyor ve birbirlerinin üzerine çıkarak bir ağaç
boyu oluyorlar. En alttaki: -
Biraz durun hele, kulağım kaşındı, biraz kaşıyayım, diyor. O
kulağını kaşırken üsttekilerin hepsi arkada bulunan çukura düşüyor. Çukurun
içi de karaçalı dolu olduğu için ne kıpırdayabiliyorlar ne de çıkabiliyorlar.
Dışarıda bulunana “Git köyden yardım getir” diyorlar. Dışarıdaki
gidip adam getiriyor. Gelenler uğraşıyor ama bir türlü çıkaramıyorlar.
Ne yapalım derken, içlerinden biri: -
Çukurun içine ateş atalım, çalılar yanar, biz de onları çıkarırız,
diyor. Öyle
yapıyorlar. Tabi çalılarla birlikte adamlar da yanmaya başlıyor. Sonunda
yana yana iskeletleri görünüyor. Dışarıdakilerden biri: -
Bak şunlara, diyor, dışarı çıkacaklarını anladılar nasıl da sırıtıyorlar. Kaynak
: Hakan Erdur, (21), Ç.Ü. Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisi, Kadirli –
Adana. |