|
|
|
|
Karatepeli fıkraları Eşek nezle olmuş
Karatepeli
yaşlı adam eşeğini halsiz görünce Geveze Niyazi’ye sorar: - Ulan
yavrum Niyazi benim eşek çok halsiz. Nasıl etsek de şu hayvanı iyileştirsek? Niyazi: - Emmim
senin eşek soğuk almış. Ben onun çaresini bilirim. - Ulan, yeğenim
hele bir de şu işin çaresini de, hayvanı kurtarak bu durumdan. Niyazi: - Eşeği
sağlam bir direğe sağlamca bağlayacaksın. Avucuna biber doldurup kamışla
eşeğin burnuna üfleyeceksin. Eşeğin iki saate kalmaz iyileşir. Bu öğüt,
yaşlı Karatepeli’nin aklına yatar. Eşeği bir direğe sağlamca bağlar.
Bir eline biberi, diğerine kamışı alıp, eşeğin burnunun dibine çömelir.
Elindekini üfler üflemez, burnu yanan eşek sümkürür. Eşeğin sümüğü,
biberle beraber Karatepeli’nin yüzüne gözüne bulaşır. Yüzü gözü
yanmaya başlayan Karatepeli oyuna geldiğini anlar. - Senin
ananı avradını .... Niyazi, der. Derleyen :
Behzat Sevimli Kaynak
: Veli Taşçı, Orman Muhafaza Memuru, 1951, Sırmalı – Göksun –
Adana. Güneşin hınzırlığı
Karatepeli
bir sabah şehre gidiyor. Şehir doğuda olduğu için güneş karşısından
vurup gözlerini kamaştırıyor. Akşam oluyor köye dönecek. Bu sefer de köy,
güneşin battığı yöne doğru düşüyor, yine gözleri kamaşıyor. Karatepeli
durumu hâkime şikayet ediyor. - Bu güneş
benim canımı çok sıkıyor. Ben ne yana gitsem hep karşıma çıkıyor.
Sabah şehre gelirken karşımda, akşam köye dönerken yine karşımda. Artık
usandım. Karşısındakinin
Karatepeli olduğunu anlayan hâkim kolayını buluyor: - Sen
bundan sonra şehre akşamları gel, köye de sabahları dön. Ben onun
terbiyesini veririm, bundan sonra karşından gelmez. Derleyen :
Behzat Sevimli. Kaynak
: Yusuf Özdemir, Gökgöz – Kozan – Adana. İki rekat
Karatepeli’nin
keçilerine salgın hastalık bulaşmış, hayvanları kırıp geçiriyormuş.
Bir türlü çare bulamayınca mollanın birine akıl danışmış. O da iki
rekat namaz kılıp Allah’a dua etmesini tavsiye etmiş. Karatepeli, bu
tavsiyeye uyarak her akşam iki rekat namaz kılmaya başlamış. Ama her sabah
uyandığında bir keçinin daha öbür dünyayı boyladığını görüyormuş.
Sonunda bu işten vazgeçmiş. Vazgeçmesine geçmiş ama, elinde de bir tekeden
başka bir şey kalmamış. Bir gün suya götürürken, inatçılığı tutan
hayvana fena kızmış. Dayanamayıp: - Bana bak
teke, demiş, uslu dur, iki rekatlık canın var. Kıldığım gibi gönderirim
seni de öbür dünyaya ha... Derleyen :
Behzat Sevimli. Kaynak
: Mehmet Sevimli, emekli ilkokul öğretmeni, 1948, Sırmalı – Göksun
– Adana. Karatepeli aklı
Karatepeliler,
yazın yaylak yerlere, yüksek serin yerlere çıkacakları yerde, güneşten
uzaklaşalım diye daha sıcak aşağı kesimlere, kışın da güneşe yakın
olalım diye dağların tepelerine çıkarlarmış. Derleyen :
Behzat Sevimli Kaynak
: Ali Özanemre, Kiremithane Endüstri Meslek Lisesi, Edebiyat Öğretmeni,
Adana. Karatepeli araba seçiyor
Piyangodan
büyük ikramiye kazanan Karatepeli, bir otomobil almaya karar verir. - Aha bak
hemşerim arkasını camınan ayırmışsınız ya, işte o tomofil hoşuma
gitti, ben onu almak istiyorum, der satıcıya. Satıcı
biraz şaşırır ama, - Ah çok
güzel, bir de şoförünüz varsa tam şanınıza göre, diye cevap verir. Karatepeli: - Şoför
için değil, koyunları pazara götürürken şatlağımı yalamasınlar diye,
der. Şatlak:
Avuç içi. Derleyen :
Behzat Sevimli Kaynak
: Hüseyin Toprak, serbest meslek sahibi, 1987, Kadirli – Adana. Karatepeli’nin kız derdi
Ailesiyle
birlikte bir ağanın yanında çalışan
Karatepeli genç kız, bir gün villanın havuzunun etrafını
temizlerken, hülyalara dalar. Kendi kendine “Ağa beni oğluna istese, biz
evlenince bir oğlumuz olsa, bir akrabası oğlumuza top getirse, oğlan havuzun
etrafında topla oynarken top havuza düşse, oğlan topun ardı sıra havuza düşüp
boğulsa, ben ağaya ne derim” diye düşünür ve başlar ağlamaya. Kızın bu
halini gören annesi koşup gelir, ne olduğunu sorar. Kız düşündüklerini
anlatır. Bu kez başlarlar ikisi birden ağlamaya. Derken sırayla ağabeyi,
babası da katılır ekibe ve ortalığı matem havası bürür. Bu arada bahçeye
çıkan ağa durumu görür. Merak edip sorar. Kızın kurduğu hayal yüzünden
hepsinin ağladığını öğrenince de küplere binerek hepsini evden kovar. Derleyen :
Behzat Sevimli Kaynak
: Haluk Ş.Akalın, Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. Türk Dili
ve Edebiyatı Öğretim Üyesi, Adana. Karatepeli’nin döveni kayıp
Bir gün
bir Karatepeli, dövenini sırtına bağlayarak, harman yerinin yolunu tutmuş.
Yol üstünde bir kekliğe rastlamış. Onun peşine düşmüş. Şura senin,
bura benim derken, akşam olmuş. Harmanı da dövememiş, kekliği de tutamamış.
Eve dönecekken sabahleyin harmana gitmek üzere yola çıktığını hatırlamış.
Ama döveni nereye bıraktığını hatırlayamıyormuş. Gezdiği bütün
yerleri yeniden dolaşmaya başlamış. Ancak gecenin karanlığında ayağı
kayıp sırtüstü yere düşmüş. Bir da bakmış ki döven sırtında hâlâ
bağlı duruyor. Derleyen :
Behzat Sevimli Kaynak
: Ali Özanemre, Kimerithane End. Meslek Lisesi Edebiyat Öğretmeni,
Adana. Karatepeli Paşa
Karatepeli’nin
biri, methini duyduğu İstanbul’a, zengin ve büyük bir adam olmak için
gitmiş. Nasılsa günün birinde saraya bostan bekçisi olarak girmeyi başarmış.
Çalışkanlığı ve saflığı sayesinde padişahın gözüne girmiş. Kısa
bir süre sonra da mevkii, rütbesi büyümüş. Derken bir gün isteğine kavuşarak
sadrazam olmuş. Padişah
bir gün bahçede dolaşırken, Karatepeli Paşa’ya rastlamış. Kısa bir
sohbetten sonra sormuş: - Paşam,
milletin ve devletin hali nedir? Karatepeli
padişaha: - Sorma şevketlüm,
ben gibi Karatepeli’den sadrazam, zat-ı devletleri gibi padişah olduktan
sonra, devletin halini ancak Allah bilir. Kaynak :
Yeni Adana gazetesi, 10.12.1934, pazartesi, Sayı 3790. Karatepeli tavuk tutacak
Karatepeli
tavuk yakalamak için ahıra gitmiş. Tavuğu kovalayınca, tavuk ahırdaki direğin
yanına kaçmış. Karatepeli yavaş yavaş direğin dibine yaklaşmış. Bir
elini direğin bir tarafından bir elini de diğer tarafından uzatarak, direk
kollarının ortasında kalacak şekilde tavuğu yakalamış. Fakat direkten
kollarını nasıl kurtaracağını düşünememiş. Bir ara dışarıdakiler de
gelmişler ve direği kesmeye karar vermişler. Biri elindeki baltayı direği
doğru hızla sallarken, tavuğu tutan Karatepeli korkudan ellerini çekmiş ve
böylece direkten kurtulmuş. Sonuçta tavuğu yakalayamamış ama direk
kesilmekten kurtulmuş. Derleyen :
Behzat Sevimli Kaynak
: Mehmet Topaktaş, Çukurova Üniversitesi, FEF, Biyoloji Bl. Öğr. Üyesi,
Adana. Karatepeli Tekkulak
Karatepeli
Tekkulak, davar alıp satmakla geçimini sağlamaktadır. Bir gün yolu Kayseri
dolaylarına düşer. Aradığı davarları istediği fiyattan alamayınca gittiği
köyden ayrılıp yol kenarına iner ve diğer köye gitmek için araç
beklemeye başlar. Bu arada yoldan iki kadın geçmektedir. Karatepeli kadınlara
hava atmış olmak için “Of be ne biçim memleket burası arkadaş! Arabası
bile yok” der. Kadınlardan biri merak edip sorar : -
Nerelisin sen kardaş? -Çukurovalıyım. -Ne arıyon
buralarda? - Bidene
arıyom işte! Karatepeli’nin
işi şakaya vurmak istediğini anlayan kadın: - Get
babam get, get gez. Bizim burada çift kulaklıya varmıyorlar ki senin gibi tek
kulaklıya varsınlar, der. Tabii Karatepeli bu söze vereceği cevap bulamaz. Derleyen :
Behzat Sevimli Kaynak
: Mehmet Acıgodal, 1927, çiftçi, Hacıgodal, Göksun. |