|
|
Giriş Büyük üstat, Diyarbekirli Naum Faik, 5 Şubat 1930’da Amerika Birleşik Devletleri’nde öldü. Onun vefatıyla özgürlükler memleketinde bulunan Aramiler için, parlamakta olan yıldızları söndü. Aramiler büyük bir evladını kaybetti. Son zamanların büyük adamları anıldığında, Naum Faik’in adı büyük harflerle yazılırdı. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan Süryaniler, farkli ülke ve mezheplere sahip oldukları halde, kaybedilen bu adamın cenazesi için büyük bir tören düzenledi ve onun naşının arkasında, son istirahatgâhı olan mezarlığa kadar yürüdü. Naum Faik’in ölümünden bir yıl sonra onun değerini, faziletini ve kadrini bilen bir komite toplandı. Onu anmak için büyük bir tören hazırlandı. Bu törenin nasıl yapıldığını, kitabın ikinci bölümünde okuyacaksınız. Pek çok dernek, bu törene iştirak etti. Konuşmacılar, onun çalışmalarından bahsetti. Gönderilen mesajlar okundu. Komisyon, bu büyük adamın hayat hikayesini ve hakkında yazılanların bir kitapta toplanmasını kararlaştırdı. Gelecek nesillerin onu tanımasını, unutmamasını ve çizdiği yoldan devam etmelerini sağlama amacına hizmet edecek bir eser meydana getirilmesini istedi. Bu tür çalışmaların yapılması, topluma önderlik etmiş olanların anılmasının, diğer insanlara moral vereceği de muhakkaktır. Komisyonun almış olduğu bu kararı duyunca çok sevindim, komisyon üyelerini tebrik etim. Bu fikrin gerçekleşmesi için onları teşvik ettim. Aynı zamanda böyle bir kitabı bölümler halinde oluşturabileceğimi, onlara arz ettim. Kaybettiğimiz bu edebiyatçının tüm eserlerini, komisyondan tarafıma ulaştırılmasını istedim. Bu çalışmamla yalnızca edebiyata hizmet etmek istedim. Başka bir amacım yoktu. Bu büyük dilbilimci, hayatını topluma hizmet için geçirmiştir. Bu görevi üstleneceğimi komisyona ilettiğimde, onlardan herhangi bir maddi talepte bulunmadım. Bütün zamanımı bu eserin yazılması için harcadım. Komisyon da bana teşekkür edip, böyle bir çalışmayı hazırlayacak olmama çok sevindi. Komisyon kısa bir süre içinde Naum Faik’in eserlerini bana gönderdi. Eserlerinin tümü, 1931 yılında elime geçti ve kitabı yazmaya başladım. O hayatında birçok acı olay yaşamıştı. Ben de bu çalışmaya başladığımda, ağabeyimin vefatıyla karşılaştım. Ağabeyimin vefatı, beni derinden sarstı, hayat akışımı değiştirdiği gibi beni hayata küstürdü. Çalışmayı hedeflediğim sürede bitirmekten alıkoyduğu gibi adeta sürüp giden hayat yönümü değiştirmişti. Bu çalışmayı zamanında bitirmemi engelledi ve beş yıl boyunca bana gönderilen kaynakların yüzüne dahi bakamadım. Amerika’daki komisyon üyeleri, çalışmanın sonuyla ilgili olarak benden haber bekliyorlardı. Bazen tatlı, bazen sitemli ve özür kabul etmeyerek benden bilgi istiyorlardı. Ben de onlara cevaben, çalışmayı en kısa zamanda sonuçlandıracağımı belirtiyordum. Onların sabırsızlıkları beni daha sıkı çalışmaya sevk ediyordu ve her fırsatta şartları zorluyordum. Kitap bu şekilde meydana geldi ve bitirmeye muvaffak olabildim. Benim için bu görevi yerine getirmiş olmak bile yeterliydi. Bu kitabın yazılması ve Naum Faik’in eserlerinin incelenmesi beş yılımı aldı. Bu kitabın yazılması, artırabildiğim zamanlarımın bir meyvesidir. Ben kitabı üç bölüm olarak hazırladım. Birinci bölümde Naum Faik’in hayat hikayesinin genel bir değerlendirmesini yaparken özellikle yaşadığı zamanı, yeri, öğrenim durumunu, eserlerini, gazetelerinde yayımladığı yazılarını, hastalığını ve ölümünü ele aldım. İkinci bölümde, ABD’de onun adına düzenlenen anma törenini, anma törenine gönderilen mesajları, gönderilen dilde olmak üzere, buraya aldım. Bunlarla da yetinmedim, özellikle üçüncü ve son bölümde, onun seçilmiş yazıları, şiirleri ve sözlerine yer vermeye çalıştım. Doğrusu çalışma boyunca bazı zorluklar ve engellerle karşılaştım. Ayrıca onun hakkındaki haberleri toplamakta zorlandım ve onun hakkında yazılan bu yazılardan ulaşabildiklerimin hepsini de okudum. Bu kitapta yazılanlar, daha çok onun çalışmalarının müsveddelerinden hareketle hazırlandı. Bu kitaba konulan yazılar uzun bir araştırmanın sonucu olarak bir araya getirilmiştir. Kitabın önemli olduğunu düşünüyorum. Naum Faik’e ölümünden sonra, komisyonun ona takdim ettiği yegane ödüldür. Bu, onun yarım asır kadar devm eden hizmetlerinin bir karşılığıdır. Onun yaptığı çalışmalar ile canla başla yazdığı kitaplarının yanında bu çalışma ancak, küçük ve değersiz bir ödüldür. Aynı zamanda bu çalışma, onun hayatını öğrenmek isteyenler için bir ibrettir. O, kendini milletine hizmet için adeta mum gibi eritmiş ve bunun karşılığında herhangi bir ücret talep dahi etmemiştir. Bu kitabı eline alan bir okuyucu, sayfalarını gözden geçirirken ve onun makalelerini okurken, toplumu için yaptığı fedakarlıkları daha iyi görecektir. Unutmayınız ki, bu kitap, onun hayatı boyunca yapmış olduklarının bir karşılığıdır hem de ölümünden sonraki bir karşılıktır. O, hayatının kırk yılını zorlu bir mücadele ile geçirmişti. Komisyon üyelerine bir teşekkürde bulunmak istiyorum. Özellikle komisyon sekreteri Edip Can Aşçı Efendi’ye. Anma töreninin planlanıp uygulanmasında tüm övgü ona aittir, bu çalışmanın yayımlanmasında da birinci derecede katkıyı, o yapmıştır. Komisyon üyeleri ve sekreter birlikte, bu çalışmayı yapmalarından dolayı halkın teşekkürüne hak kazanmışlardır. Bu çalışma, yeni olması ve unutulmakta olanı ortaya çıkarması yönüyle önemlidir. Her zaman olduğu gibi, çalışan insanlar, hayattayken takdir görmemişlerdir. Süryani tarihinde ilk defa, hayatını büyük mücadelelerle geçirmiş bir edebiyatçı ve fikir adamının çalışmaları, ölümünden sonra edebiyatçılar ve mütefekkirler, milliyet ortak noktasından hareketle onu anmak için bir araya gelmişlerdir. Naum Faik’i anma töreninde bulunanlar Süryani Ortodoks, Süryani Katolik, Maruni, Keldani Nesturiler’dir. Bugüne kadar böyle bir ortamın başka bir örneği görülmemiştir. Şüphesiz bu çalışma, Aramiler için bundan sonra ibret alacakları bir des olacaktır. Kendi aralarından çıkmış, büyük adamların nasıl takdir edileceğini bileceklerdir. Meşhur bir ilim adamı demiştir ki, “büyüklerin kadrini bilebilen toplumlar içinde ancak büyük insanlar ortaya çıkabilir.” Ebediyete intikal etmiş edebiyatçıların, ölümlerinden sonra anma işini tasvip etmekle beraber şunu da belirtmek isterim ki, onlara hayatta iken takdim edilecek bir tek çiçek, ölümlerinden sonra takdim edilecek binlerce çelenkten daha hayırlıdır. Büyük insanlarını hayatta iken takdir edemeyen bir toplulukta, yücelik tecelli etmez. Ölümünden sonra, kendi değerlerini hatırlayan milletler zarardadırlar. Son olarak, bu kitabımı, deniz aşırı ülkelere gidip, idealleri uğrunda mücadele edip, hayatını tüketen kişinin, kokusunu alması için bir çiçek olarak doğu memleketlerinin bahçesinden mezarına konulmak üzere gönderiyorum. Murat Fuat Çıkkı 12 Ağustos 1936 Şam (Naum Faik ve Süryani Rönesansı, Murat Fuat Çıkkı, Belge Yayınları, birinci basım, Kasım 2004) |