Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

İnanna’nın kutsal evlenme öyküsü

“Tanrıça İnanna’ya ait en önemli öykülerden biri Kutsal Evlenme olayı ile ilgilidir.1 Gerek din kitaplarında gerek folklarda buna ait birçok izler buluyoruz. Bu öykünün özeti şöyle.2

Tanrıça İnanna ile bazı tanrılar evlenmek ister. Bunların arasında Çoban tanrısı Dumuzi ve Çiftçi Tanrısı Enkimdu en ateşlileridir. İnanna’nın’nın Çiftçi Tanrısı’na gönlü daha yatkındır, fakat kardeşi Güneş Tanrısı Utu’nun önerisi ile Çoban Tanrısı Dumuzi’yi seçer ve onunla evlenir. Bir süre sonra İnanna yer altı dünyasının hakimesi olan kız kardeşi Ereşkigal’i görmeye gider. Ereşkigal, İnanna’nın yer altı hakimiyetini de alacağından korkmaktadır ve yearltı kuralı olarak onu cesede çevirir. Onun geri dönmediğini gören veziresi Ninşubur tanrılar meclisine giderek onu kurtarmalarını rica eder. Bu ricaya yalnız Bilgelik Tanrısı Enki kulak verip kurtarmak için yol gösterir. Tanrıça dirilip tam yeryüzüne çıkacağı zaman ‘yeraltına giren kolay kolay çıkamaz, yerine birini bırakmam gerek’ derler. Tanrıça etrafında yerine birini almak üzere gelen yer altı cinleriyle yeryüzüne çıkar.

Onun yokluğuna üzülmüş bütün tanrıların çuvallar giymiş olduğunu gören tanrıça hiçbirini vermeye kıyamaz. İnanna cinlerle beraber kocasının bulunduğu yere gelir. Bir de ne görsün! Dumuzi karısının yokluğunda hiç üzüntü duymadan en güzel giysileriyle tahtında kurulmuş oturuyor.  Büyük bir kızgınlıkla cinlere ‘alıp götürün bunu’ der. Böylece cinler Dumuzi’yi yaka paça yeraltına götürür. Dumuzi, İnanna’nın erkek kardeşi Güneş Tanrısı Utu’ya kendisini kurtarması için yakarır. Onun yardımıyla bir ara yeraltından kurtulsa da tekrar yakalanır.

En sonunda Dumuzi’nin kız kardeşi Rüya Tanrıçası Geştinanna tanrılar meclisine başvurarak kardeşinin yerine yarım yıl yeraltında kalmayı kabul ederek Dumuzi’yi yarım yıl özgür bıraktırır. Yeryüzüne çıkan Dumuzi karısı İnanna ile tekrar birleşir. Bununla yeni bir yıl başlar. Ortalık yeşillenir, tahıllar büyür, hayvanlar döllenir. Böylece ülkeye bereket gelir.

Tanrı yerine kıralı, tanrıça yerine bir baş rahibeyi geçirerek çeşitli çalgıların eşliğinde şarkılar, türküler söyleyerek, danslar ederek bir düğün şenliği ile bu iki tanrının birleşmesini sembolize ediyor.

Sumer şair ve ozanlarının tanrının tanrıçaya söylemesi için yazdıkları açık saçık aşk şarkılarını, bu eğlencelerde kıral rahibeye söylesin diye, müzisyenler seslendirmiştir.

Bu öyküden din kitaplarında birçok iz var. Bunlardan ilkini Kuran’da buluyoruz. Ninova Halkı Allah’a inandı. Büyüğünden küçüğüne kadar çullara sarındılar. İnsanlar, hayvanlar çula sarınıp Allah’ı kuvvetle çağırsınlar, belki de Allah döner de yok olmayız.

Bu ayet tamamıyla Tanrıça İnanna’nın yok oluşuna üzülen tanrıların çuvallar giyişine ve tanrıçalarını beklemelerine paralel.

Sumer’in bu bereket kültü Filistin’in yerlisi olan Kenanlılara geçmiş ve dinleri bu kült üzerine kurulmuş. Bereketi simgeleyen Tanrıça Astarte de hiçbir kültürde bu kadar çok ve çıplak olarak gösterilmemiş. Bu tanrıçaya ait mabetlerde  ona adanmış fahişeler, kadın gibi giyinmiş erkek rahipler iş yapıyordu.3

1 S.N.Kramer, The Sacred Marriage Rite Aspects of Faith, myths and Ritual in Ancinet Sumer, America, 1969.
2 Muazzez İlmiye Çığ, İnanna’nın Aşkı, Kaynak Yayınları.
3 W.F. Albright, die Bibel in Licht der Altertum Forschung, Stuttgart, 1959.

(Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği, Muazzez, İlmiye Çığ, Kaynak Yayınları)