|
|
|
|
Mısır’da en tabakayı kimler oluştururdu? “Yoksulluk içinde yaşayan, okuma
yazma bilmeyen bu insanlar, ilkel ve isimsiz mezarlıklarda kaybolup gider, en
önemlisi de bu insanların hiçbirisi kendisinden söz etmezdi. Kendilerini bir şekilde sonsuzluğa
ulaştırabilmiş olanlarla, unutulup gitmeye mahkum olanlar arasındaki sınırın,
çağlara ve mesleklerin tarihsel gelişimlerine göre değiştiğini de bu
arada belirtmek gerekir. Örneğin, işleri icabı çöllerde
yaşamak zorunda olanların mütevazı kulübeleri, susuzluk yüzünden kuru taştan
inşa edildikleri için, zamana karşı koymada, vadideki zengin villalarından
daha başarılı olmuşlardır. Üstelik tanımsal olarak ülkenin
etkin yaşamının tam kalbinde yaşayan bu işçiler, günümüze kadar
gelebilmiş kayıtlarda önemli bir yer tutar. Bu kayıtlar, genel değerlendirmeler
şeklinde olabildikleri gibi, isim listeleri şeklinde de olabilmekteydiler. Tüm kayıtlar çok ciddi tutulur ve sık
sık denetimler yapılırdı. Bu insanlar kalabalık olduklarında efendileri için
bir övünç kaynağı da oluştururlardı. Hem becerikli, hem de sadıktılar!
Resim ve isimlerinin efendilerinin mezar duvarlarına kazındığı bile olmuştur.” (Dominique Valbelle, Eski Mısır’da
Yaşam, S.32) |