|
|
|
|
Önsöz “Ağlama Duvarı olarak bilinen duvar, Bet Amikdaş adlı tapınağın yıkılmasından sonra nedense öyle bırakılmış batı duvarıdır. Kral Şelomo’nun tahta geçişinin dördüncü yılında inşasına başlanan bu tapınak Kral David tarafından yapılmak istenmişse de süregelen savaşlar bunun gerçekleşmesini önlemiştir. Kral David’in ölümü üzerine oğlu Şelomo tahta geçince baba dostu Tsor Kralı Hiram, elçiler göndererek yeni kralı kutladı. Kral Şelomo Hiram’a elçileriyle şu mesajı gönderdi: “Babamın düşmanlarımızla yapmak durumunda kaldığı savaşlar yüzünden çok arzu ettiği halde bir Tanrı Evi inşa edemediğini biliyorsun. Bugün, bütün devletlerle barış içindeyiz. Bu nedenle babamın bu arzusunu gerçekleştirmek istiyorum. Bu inşaat için gerekli olan ve Lübnan’da bulunan Erez ağaçlarının kesimine başlamaları için adamlarına emir vermeni rica ediyorum. Adamlarım, seninkilerle çalışacak, çalışanların bütün giderleri karşılanacak, ücretleri ödenecek, istek ve arzuları yerine getirilecektir. Kral Şelomo, Kral Hiram’ın ustalarına yardım etmeleri için Lübnan’a otuz bin işçi gönderdi. İnşaatta kullanılacak taşlar da dışardan geldi ve bunların kesilmesi için yüz elli bin işçi çalıştı. 2833 yıl önce İyar ayında temelleri atılan tapınağın yapımı için seçilen alan da ilginç… Burası, Avraam’ın oğlu Yitshak’ı kurban etmek için götürmüş olduğu Moria Dağı’nın bulunduğu yerdi… İnşaat yedi buçuk yıl sürdü. Tapınak, Moşe’nin çölde yapmış olduğu Mişkan’ın planına göre yapılmıştı. Kral Şelomo, babası David’in arzusunu yerine getirmiş olmanın erinci içindeydi. Tişri ayında milletini açılışa davet etti. İhtiyarlar, kabile başkanları, aile başkanları bu törende hazır bulundu. Koenler’le Leviler David’in kentinde korunan Moşe’den kalan yazılı Tevrat’ı dinsel eşyaları ve On Emir’in yazılı olduğu levhaların bulunduğu Aron Aberit adı verilen kutsal dolabı tapınağa yerleştirdi. O gün Kıral Şelomo ve tüm İsrael Oğulları kurban kesti. Kıral Şelomo, mabedin karşısına yerleştirilmiş bir kürsüde diz üstü oturuyordu. İki elini yukarılara doğru kaldırarak dua etmeye başladı. Bu mabede gelip Tanrı’ya yakaran herkesin dualarının kabulünü, uzaklarda yaşayan insanların düşüncelerini buraya yoğunlaştırıp bu yöne doğru dua etmeleri halinde ve de Yahudi olmayanların bile Tanrı’ya sığınmak için bu kutsal mabede geldiklerinde onların da dualarının Tanrı tarafından kabulü için tüm halkın gözü önünde dua etti. Bet Amikdaş’a, kutsal dolabın içine yerleştirilen Tevrat’ın bir bölümünde şunlar yazılı: ‘Ve vaki oldu ki, Moşe bu şeriatın sözleri tamam oluncaya kadar onları bir kitaba yazmayı bitirdiği zaman Moşe Allah’ın ahit sandığını taşıyan Levilere emredip dedi: Bu şeriat kitabını alın ve onu Allahınız RABBİN ahit sandığının yanına, sana karşı orada şanit olsun diye koyun.’ (Tensiye, B.31, 24 - 26). Demek ki, Tevrat’ın tamamını Moşe yazıp teslim etmiş… Moşe’nin kitabı Tevrat, hiçbir değişikliğe uğramadan, virgülüyle, noktasıyla kısaca nasıl yazılmışsa öylece günümüze vardı. Rabbi Nisim Behar, elinizdeki Tevrat kaynaklı İbrani tarihini ‘La İstorya Cudia’ adı altında 1957 yılında üç bölümde yayımlamış, 1969 yılında da bu kitapları yine üç bölümde Türkçe olarak yayımladıktan sonra birleştirerek tek kitapta toplamış. İbraniler’in Tevrat kaynaklı geçmişini, öğrencileri için kaleme almış olan hocaların hocası Rabbi Nisim Behar’ı değişik dillerde yayımlanan birçok kitabı yanında Türkçe olarak yayımlanan bu kitabı İbrani tarihinin en azından tanıtımını yapmaktadır. Bu konuda dilimizda yayımlanmış tek kitaptır. Musevi okullarında İbranice ve din dersi öğretmenliği yapan değerli hocamız sayesinde Musevilikle ilgili birçok bilgiye erişebiliyoruz. Ya da kısaca şöyle diyelim: Bugün rahmetli dedemizin ölüm yıldönümünde okunan duaya –amin demesini biliyorsak bu onun sayesindedir. Bu nedenle onu rahmetle ve minnetle anıyoruz. Moşe Grosman (Zvi-Geyik Yayınları, Etnik Kültürlerin Dinsel Kaynakları Serisi 3) |