|
|
|
|
BOLİVYA MASALLARI TAŞ HANIM’IN KIŞKIRTMASI“O
gün uyandığında Tilki, yiyecek aramaya çıkmadan önce, her zaman olduğu
gibi uğursuz çığlığını attı. Sürüden
uzakta gezinen sersem, taze bir kuzucuk olup olmadığını görmek için etrafını
kolaçan etti. ‘Ah! Besili küçük bir keçi!’ diye düşünüyordu
afiyetle yemek için. Bu
düşünceye kendini kaptırmış olarak yolda ilerlerken, her biri diğerinden
ağır iri taşlarla kaplı bir yere vardı. Neden
bilinmez, alayla, iri yuvarlak bir taşa takıldı. Şekli ve hareketsizliğiyle
dalga geçti. Ve taş sessiz kaldığından, tilki ona gülmeye ve her türden iğneleyici
sözleri söylemeye devam etti: ‘Söyle bakalım şişkom, seni yuvarlamak yürümekten
kolay olmalı!’ Ukalalıkta
o kadar ileri gitti ki, işi, taşın üzerine işemeye kadar götürdü. Ne
kadar işe yaramaz ve aptalca sağır olduğunu göstermek için yığınla
alaya devam etti böylee. Sinirlenen
Taş Hanım kızmaya başladı sonunda: ‘Ne
hakla benimle dalga geçersin? İzin ver sana göstereyim, benim ne kadar hızlı
ve akıllı olmadığını!’ Olduğu
yere çivilenmiş, şapşal ve tam olarak söylemek gerekirse, incinmiş olan
tilki şöyle dedi: ‘Şuradaki
yolda bir yarış yapalım öyleyse! Kimin daha uyanık ve kurnaz olduğunu göreceğiz!’ Düşünebiliyor
musunuz, Tilki, son sürat koşuya başlamak için başlama işaretini bile
beklemeden fırladı. Taş Hanım’a gelince, ağır ağır harekete geçmiş,
sonra kısa sürede kendini kaptırmış gittikçe hızlanmıştı. Tilki
soluk soluğa, taşın tahlikeli şekilde kendisine yaklaştığını gördü!
Umutsuzca varış çizgisine yetişmek için gücünü zorlarken, taş, koca, taş,
zahmetsiz biçimde birinci geldi. Ve
hem de, tozu yutan tilkinin burnunun dibinde. Altında kalmadığı için ne
kadar sevinse yeriydi! Böylece
hayvanların en havalısı, açıkça yenilgiye uğramış ve aşağılanmıştı.
Taş Hanım’a gelince, sadeliğini korudu ve sakince kutlamaları ve övgüleri
kabul etti. Tilki
utanmış, sinirden homurdanarak kaçtı.” |