|
|
|
|
BOLİVYA MASALLARI ŞAFAĞIN KADINI“Casimir
ve Justine, her ikisi de Tiwanaku’da doğmuş, okul sıralarında birbirlerini
tanımışlardı. Uzun dostlukları çok derin bir aşka dönüşmüştü. Birbirlerini
beklemeye ve Casimir’in askerden dönüşünde evlenmeye karar verdiler. Beklenen
gün geldiğinde, aşıklar, geleneklere uygun şekilde nişanlandı. Genç adamın
ailesi, genç kızın ailesine gidip,, onu istedi ve her şey en iyi şekilde düzenlendi. Casimir,
üç erkek kardeşin en büyüğü idi, Justine ise on iki yaşında babasını
kaybetmiş, annesiyle yalnız yaşıyordu. Büyük kız kardeşi bir boğa yetiştiricisiyle
evliydi ve şehirde yaşıyordu. Çoğu genç kız gibi, kendi yuvasını
kurmadan önce kasabanın sınırları dışına çıkmamıştı. Doğal
anlaşma üzerine kurulmuş düğün, bir sadelik ve anlayış örneğiydi. Düğün
bir neşe ve coşku havasında geçti. Genç çift bir yığın hediye ve
Apjatas aldı. En
iyi ve en kötü günler için birleşmiş olan iki gencin yerleşmesi, uzun
zaman almadı. Bir
süre sonra bir çift boğa satın aldılar ve kısa zamanda kendi koyun sürüleri
oldu. Bu
arada Justine hamile kaldı. Her şey harika görünüyordu baba adayının gözünde.
En mükemmel aşkta umut edilen ve oluşan bu çocuğu mutlulukla bekliyordu. Ne
yazık ki, genç kadın, çok zor geçen doğum sırasında az kalsın hayatını
kaybediyordu. Ölüme
karşı mücadele ve acı dolu uzun saatlerden sonra, bir çocuk dünyaya
getirdi. Çocuğun ayakları öndeydi! Ona Rolando adı verildi. Böyle
olağanüstü bir doğumla, Rolando’nun olağandışı güçlerinin olmasında
şaşırtıcı bir yan yoktu. Çocukken,
oynamak için, gözüne köpek gözyaşlarından koydu(1). Aynı şekilde, koka
yaprağında geleceği okuma ve ruhlarla konuşma yeteneğine sahipti. Genç
adam, bir gece Tiwanaku yıkıntılarına gitti. Büyük
bir şaşkınlıkla manzaraya kaptırdı kendini. Geçmişimizin dans eden gölgeleri
yükseliyordu alevlerden. Bu sırada aydınlık alınlı bir genç T’alla’yı
fark etti. Eski zaman elbiseleri ve sevimli yüzü ile eşsiz güzellikteydi. Akapana,
içlerinden gelmişe benzeyen müzikte çok bilindik ve garip bir şeyler vardı.
Her şey nefes kesen bir seyir oluşturuyordu gerçekten. Ama
saat gece yarısı on ikiyi gösterdiğinde, her şey bir rüya gibi dağıldı. Şaşkınlığından
sıyrılan Rolando, kutsal bir yere girmeyi denedi; ama kapılar ve demir sürgüler
onu, bunu yapmaktan ala koydu. Evine
döndüğünde, o gece ve ertesi gün uyuyamadı, ilk fırsatta oraya geri döndü.
‘Şafağın Kadını’, Qhantat T’allita denilen yerde, önceki gecenin ateşinden
geriye kül yığını kalmış olduğunu gördü. Böylece,
Aymaralılar’ın yeni yılın ilk günü olarak kabul ettiği 21 Haziran’da
Wajt’a töreni sırasında, Rolando, Qhantat T’allita yıkıntılarının
kutsal değerine adakta bulundu. O
günden beri, kendini Yatiri sayan Rolando, şifalı bitkiler yetiştirir ve Şafağın
Kadını adına yakararak insanları tedavi eder.” 1
Olağanüstü bilinen köpek görünüşünü paylaşmanın bir biçimidir. |