|
|
|
|
BOLİVYA MASALLARI CYRİLLE’İN SİHİRLİ TROMPETİ“Güzel Soncachi kasabasında, küçük bir balıkçı
ailesi yaşıyordu. Baba, her gün Ispis, Qarachis ve hatta Pejerreys avlardı.
Anne, iki kızının yardımıyla, tarla işlerine veriyordu kendini her zamanki
gibi. İki genç kız, ataları gibi, aynı şekilde yere kurulmuş tezgahlarda
Mantas dokuyorlardı. Oğul Cyrille’e gelince, arada sırada babasına yardım
etse de, kafasında yalnızca bir tutku vardı:müzik. Her yıl olduğu gibi, Aziz Soncachi Günü ile çakışan
Miraç şenliğine gittiği gün gelip çattı. Farras ve oyuncular meraklı
kalabalığa karışıyordu. Ama sesli bakır çalgılarıyla müzik grupları,
Cyrille’in her şeyin ötesinde sevdiği şeydi. Burada, bu büyük günde, nişanlısı Antonia ile karşılaşmayı
seviyordu. İki aşık, orkestranın metal yankısını tutkuyla dinlemek için
buluştular böylece. Birbirlerine K’usa sundular ve dinsel ayin
Ch’alla’dan sonra kendilerine şans getirmesi için değerli içeceği paylaştılar. Gece yaklaştığında, aşıklar el sıkışarak, çekingen
bir öpücükle vedalaştı. Cyrille ağır ağır evine döndü. Yemek saatiydi. Anne ocaktan P’apis yemeğini indirdi. Kızlar,
yemeği aile üyeleri arasında eşit şekilde paylaştırdılar. Yemeğini bitirdikten sonra, genç adam yatmaya gitti.
Uyumadan önce, masanın üzerinde asılı duran trompetine göz attı. Rüyasında, Cyrille, en iyi orkestralara katıldığını
ve çok ünlü trompetçi olduğunu gördü. Bu rüyanın etkisi kendisinde o kadar çok sürdü ki,
Yatiri’ye görünmeye karar verdi. Bilgisiyle, diyordu kendi kendine,
tavsiyelerde bulunup, en büyük arzusunu gerçekleştirmek için ona yardımcı
olmasını bilirdi. Böylece bir gece, yaşlı adamın daracık evinde, ihtiyarın
isteği üzerine fosfor sıvanmış küçük bir çubuğu yaktı. Sonra
Yatiri’nin eşliğinde oranın Anchanchu’suna adak götürmek için evden çıktılar.
Alevin arasında, rahip kendisine verilen işaretleri yorumladı. Bilgenin tavsiyeleri üzerine, genç adam, dağdaki küçük
bir şelaleye tek başına gitti. Yatiri’nin öğütlerini dikkatle izleyerek, Ch’alla
yaptı ve esrarengiz şelalenin kıyısına trompetini bıraktı. Sonra, inaçla
dolu, yere oturdu ve şelalenin suyuyla kulaklarını yıkadı. O anda, çok uzaktan gelir gibi, doğaüstü sesler yankılanmaya
başladı. Hemen arkasından trompetin kendisi çarpıcı sesler çıkardı ve tüm
bunlar onun tek mutluluğu içindi. Trompetin bitirmeye zamanı olmadan, genç adam, onu aldı
ve Wayruru örtüsüne özenle sardı. Şimdi amacına ulaşacağından emin, yatmaya gitti ve
derin bir uyku çekti. Rüyası onu bu kez bir dizi başarıya götürdü. Ertesi gün, kalkar kalkmaz trompeti ustaca çalışı karşısında
hayrete düşen ailesinin şaşkın bakışları altında bir gösteri yaptı.
Baba ve iki kız kardeşin ağızları açık kaldı. Annesi kendisini kutladı
ve Challava Wallaki yemeğini yemesi için masaya çağırdı. Sonraki gün, Cyrille, yeni yetenekleri aramakta olan bir
organizatörler karşılaştı. Ona, grubuna katılmasını önerdi. Sevinçle
kabul etti Cyrille. Tajara’daki San Pedro şenliği için ilk gala tarihini
birlikte kararlaştırdılar. Şenlik süresince, Cyrille, banda tarzında yeni
dans parçaları sundu. Bir Morenado parçası yankı uyandırdı. Genel coşku
böyleydi. Gün geçtikçe Cyrille’in ünü artıyordu. Onu dikkate
değer bir besteci olarak değerlendiriyorlardı. Hiç kuşkusuz daha iyisi asla
görülmemişti. Her gecesi, ona ummadığı yeni rüyalar gördürüyordu.
Gündüz gerçekleşiyordu. Bir sabah uyandı. Hiç duyulmamış, en iyi yorumcu
olmaya karar verdi bu kaz. Bunun için Yatiri’yi aramaya koyuldu. Genç adamın geldiğini görünce, yaşlı adam, onun koşulsuz
bir başarının arayışında olduğunu anladı. Yatiri, Misa hazırlamak için gerekli olan şeylerin ayrıntılı
bir listesini hazırladı; şekerler, quinua, kilikili, bir lama cenini, domuz
eti, dana eti, inek eti, süt domuz etinden küçük parçalar, alpaca yünü,
biraz tütsü, kupala, bir litre saf hayat suyu ve yarım şişe şarap; sonra
üç gün üç gece sihirli alet saklı tutmasını ona önerdi. Söylenen gün geldiğinde yola koyulmak için ayın gökyüzünde
parlamaya başlamasını beklediler. Ördekler, gecenin olduğunu duyuruyorlardı. Esrarengiz şelaleye ulaştıklarında, Yatiri önce şekerleri
beyaz bir kağıdın üzerine koydu. Sonra tek tek diğer malzemeleri değişmez
bir düzende yerleştirdi. Ortaya da alkole bastırılmış ve beyaz yüne sarılmış
lama cenini. Hepsi yerine konduğunda ateşi söndürdü ve zifiri
karanlıkta dikkatle sessizliği dinlemeye koyuldu. Toprağın ve Suların
Ajayus’unu tek tek adlarını söyleyerek, Kutsal Ruhların yardımını
istedi. Sonra, ayin bitince Cyrille evine döndü. Bir hafta sonra, Cyrille, Chua Cocani’deki Carmen şenliğini
yönetmekle görevlendirildi. Yeni Kullawa ritimleri, kalabalığın sevinç gösterileri
ile karşılandı. Cyrille’in melodileri, insanların yüreğini hoplatıyor;
onları dans etmeye itiyordu. Chilaya’da Agotre Santiago şenliği olduğunda, Morenos
danslarıyla tüm izleme rekorlarını kırdı. Böylece, bir gün, Tiquina’daki Nieves şenliğinde,
Cyrille coşkuyla alkışlandı ve bölgenin en iyi trompetçisi sayıldı. Hızlı bir yaşam sürdü, sık sık sevgili değiştirdi.
Kızları en zenginleri arasından seçmeyi seviyordu şimdi. Böylece nişanlısını
bıraktı sonunda. Ona göre kızın suçu yoksul olmaktı. Ailesine ve çevresindekilere
karşı saygısız ve kibirli oldu. Bir gün, beklemediği bir anda, şiddetli bir ağrı
hissetti başında. Gizemli bir güç, aletinin kadifemsi sesini tekrar tekrar
dinlemeye itiyordu onu. Gittikçe fantezilerine kendini kaptırmış, bir deliye
döndü. Üzerinde dinlenebileceği gümüş bir halı olduğunu üşünerek,
Titikaka sularına yaklaştı. Böylece, gölün dibinde boğulmuş olarak
bulundu. Büyük, ünlü Cyrille artık yoktu! Lüks bir tabut hazırlamak
dışında, onun için yapacak hiçbir şey yoktu artık. Onu, üzüntü ve hıçkırıklar
arasında son ikametgahına götürdüler. Ölümünün sırrını bilen Yatiri, çok gözyaşı döktü.
Mezarına birkaç çiçek bıraktı ve sesini kısarak şöyle dedi: ‘Cyrille,
girdiğin riski biliyordun. Ruhlara çağrı, seni kabul etti; ama bu herkesin
mutluluğu içindi, bir tek kişinin havası için değil!’ Bu kayıp ruhun selameti için ‘Bizim babamız’ olduğu
ve sırrını hiç açmayacağına söz verdi. Düşüncelere dalmış yalnız
adamın, güneşin battığı yöne doğru, coca çiğneyerek uzaklaştığını
gördüler. Altı ay yas tuttuktan sonra, cenaze sahipleri, anma törenine
diğer aile fertlerini ve yakınlarını davet etti. Tüm davetlilerin toplandığı anda, değerli kutusunda
kapalı duran trompet, herkesin şaşkın bakışları arasında çalmaya başladı.
Çoğu, Cyrille’in zavallı ruhunun öbür dünyada huzur bulmadığını düşünüyordu. Bir ay daha, yaşlı bilge sessizliğini korudu, sonra
birden düştü ve öldü. Birkaç gün sonra, Cyrille’in ailesi, bu kez gece yarısı,
trompetin sesiyle sarsılarak uyandı. Mezarın ötesinden gelen tuhaf bir
melodiye eşlik gediyordu. Ertesi gün, semt pazarında aleti satmak için acele
ettiler, Sular ruhunun büyüsünden ve rahatsızlıklarından sonsuza değin
kurtulmak umuduyla.” |