Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

İrangiri

Binchi o kadar çirkindi ki, hiçbir kız istemezdi onu. Ama Binchi bir kadını olsun istiyordu. Günün birinde dağlara gitti ve bir İrangiri ağacı buldu. Baltasını alıp ağacı kesti, gövdesinden çok güzel bir kadın heykeli oydu. Renkli bir elbise giydirdi, demir bilezikler, kolyeler, kocaman küpeler ve yüzüklerle süsledi. Kafasına da düz, beyaz bir Şingula midyesinin kabuğunu taktı. Bu kabuğu ancak şef soyundan gelen asil kimseler takabilirdi. Tam eserini tamamlamıştı ki, heykel çok güzel bir kız olarak canlandı. Binchi çok şaşırdı.

“Artık benim karım olacaksın. Beraber güneşin doğduğu ülkeye gideceğiz” dedi.

“Olur” dedi güzel kız ve yola çıktılar.

Bir süre sonra fille karşılaştılar.

“Ne kadar güzel bir kadın var, Binchi” dedi fil. “Gel onun için güreşelim, yenilen kadını kaybeder.” Zavallı Binchi’nin fille güreşmekten başka çaresi yoktu. Tam güreş başlamıştı ki, güzel kız türkü söylemeye başladı.

Binchi, ah Binchi,

Sakın yenilme Binchi!

Bir ağacım ben, güçlü ve yabani!

Yenilme sakın Binchi!

Tam dizeleri bitirmişti ki fil yere serildi.

“Beni yeneceğini kim düşünürdü” dedi fil. Yengisinden memnun olan Binchi kızla beraber yoluna devam etti. Biraz gitmişlerdi ki aslan çıktı karşılarına.

“Ne kadar güzel bir karın var, Binchi” dedi aslan hayretle. “Gel onun için güreşelim. Kazanan kızı alır.”

Zavallı Binchi’nin güreşmekten başka çaresi yoktu. Onlar güreşe, kız da türküsüne başladı:

Binchi, ah Binchi,

İyi dövüş Binchi!

Bir ağacım ben, güçlü ve yabani!

Yenilme sakın Binchi!

Tam şarkısını bitirmişti ki aslan yere devrildi.

“Senin benden güçlü olacağını kim düşünürdü “ diye kükredi öfkeyle.

Binchi ve güzel kız sevinçle devam etti yolculuklarına. Birkaç saat sonra bir antiloba rastladılar.

“Binchi” dedi, antilop, “gerçekten güzel bir karın var. Gel onun için dövüşelim.” Daha antilop sözlerini bitirmeden üzerine atladı Binchi. Yine söyledi kız şarkısını ve yine şarkısını bitirdiğinde ölü gibi yere serildi antilop. Ama hemen kendini toplayıp tabanları yağladı oradan. Bu maceralardan başarıyla çıkan Binchi ve kız yollarına devam edip güneşin doğduğu yerdeki köye geldiler. İlk kulübeye geldiklerinde, Binchi kıza dönüp, “Sen burada bekle. Ben gidip kalabileceğimiz bir yer bulayım. Sonra gelir seni alırım” dedi.

Kız beklerken, şefin uşakları geçiyordu oradan. Güzel kızı fark edince hemen yanına geldiler. “Kimsin sen güzel kız?”

“Binchi’nin karısıyım.”

“Çirkin Binchi’nin bu kadar güzel bir kadınla işi ne?” dedi uşaklar ve kızı yakaladıkları gibi şefe götürdüler. Şef kızı o kadar çok beğendi ki, hemen evine götürdü. Bu sırada Binchi de geri dönmüştü. Kızı bulamayınca paniğe kapıldı. Köylülere kızı görüp görmediklerini sormaya başladı.

“Şefin adamlarının çok güzel bir kız getirdiklerini gördük. Senin karın olabilir” dedi köylüler. Hemen şefin evine gitti Binchi.

“Şef karımı almışsın” dedi. Şef sadece güldü ve Binchi’yi kapı dışarı attırdı. Evin önünde durup yüksek sesle başladı türküsünü söylemeye Binchi:

İrangiri, İrangiri,

Ah ne kötü benim kaderim.

Ver taktığım tüm mücevherleri,

Yapayalnız dönüyorum geri.

Kız türküyü duydu ve tüm mücevherlerini uşaklarla Binchi’ye yolladı.

İrangiri, İrangiri,

Ah ne kötü benim kaderim.

Şingula kabuğumu ver geri

Yalnız dönerim ben evime.

Ama kız kabuğu vermek istemedi. O zaman kulübeye daldı Binchi ve kabuğu kızın saçlarındın arasından çekip aldı. Bir anda kız yine İrangiri ağacına dönüştü ve inanılmaz bir hızla büyümeye başladı. Güçlü kökleri bütün evi yıktı. Şef ve uşaklar evin enkazı altında kaldı.

Binchi evine geri döndü ve bir daha da evlenmeyi hiç düşünmedi.

(Afrika Masalları, M.Kosova, Okyanus yayınları)