|
|
|
|
Tilkiyle aptal sırtlan Tilki kaçtı kaçtı. Ama sonunda fena halde susadı. Bir kuyuya geldi. Kuyunun ağzında bir ipin ucuna bağlı iki kova vardı. Fazla düşünmeden kovalardan birinin içine girip kuyuya indi ve kana kana su içti. Susuzluğunu dindirdikten sonra yukarı nasıl çıkacağını düşünmeye başladı kara kara. Bu sırada bir sırtlan geldi kuyunun başına. Aşağıya bakınca, kuyunun içinde oturan tilkiyi gördü. ‘Aaa, tilkicik ne yapıyorsun orada?’ ‘Ah, yeğenim, şimdi büyük bir tereyağın yarısını yedim. Ama daha fazla yiyemeyeceğim. İstersen yarısını sana verebilirim.’ Gerçekten de sırtlan kuyunun dibinde sarı bir şey gördü. Ama bu tereyağı değil, ayın suya vuran aksiydi. Ancak aptal sırtlan bunu fark edemedi. Tilkiye sordu: ‘Oraya nasıl ineceğim?’ ‘Kuyunun ağzındaki kovaya gir’, diye bağırdı tilki kuyunun içinden. Sırtlan kovaya girip de kendini aşağıya bırakınca, diğer kovada oturan tilki de yukarı çıkmış oldu. Yukarı gelince hemen kovadan çıktı, sırtlanı kuyunun içinde bırakıp gitti. Sırtlan isterse öfkeden küplere binebilirdi. Kendine kızsın, diye düşündü, bu kadar enayi olmasaydı!” (Afrika Masalları, M.Kosova, Okyanus yayınları)
|