Lazlar ve Müslümanlık
“Lazların Müslümanlıkla tanışması, Osmanlı İmparatorluğu’nun yöreyi etki altına
almasından sonra, 1461 yılından başlamak üzere olmuştur8. Lazların
zorla Müslümanlaştırıldıkları şeklinde birtakım iddialar varsa da, bu iddialar9
Osmanlı İmparatorluğu’nun bölge dengelerine özen gösteren yaklaşımlarıyla
çelişir gözükmektedir.
Lazların Müslümanlığı kabul etmeleri, bu yörenin fethedilmesinden çok sonraki
bir zaman dilimine rastlar10. Lazların Müslüman olmalarında,
Hıristiyanlara konulan, her geçen gün daha az ailenin ödeyebileceği başlık
vergisi önemli bir rol oynamıştır11.
1523
tarihli Tapu Tahrir-387.defterin 734-743. sayfalarına dayanarak, bu konuda bilgi
veren Mehmet Bilgin, Rize, Atina (=Pazar) ve Arhavi kazalarına ait nüfus
verilerinde, Rize kazasına bağlı 6.467’si Hıristiyan, 561’i Müslüman olmak üzere
toplam 7.028 hane; Atina Kazası’na bağlı yerlerde 3.096’sı Hıristiyan, 584’ü
Müslüman olmak üzere 3.680 hane olduğunu; Arhavi kazasına bağlı Fındıklı’dan
Çoruh nehri ağzına kadar olan bölgede 2.659’u Hıristiyan, 310’u Müslüman olmak
üzere toplam 2.969 hane bulunduğunu yazmaktadır12.
Dolayısıyla bu rakamlar, 1523 yılında Rize kazasına bağlı yerlerde nüfusun yüzde
92’sinin Hıristiyan, yüzde 8’inin Müslüman, Atina kazasına bağlı yerlerde yüzde
84’ünün Hıristiyan, yüzde 16’sının Müslüman; Arhavi kazasına bağlı yerlerde
yüzde 89,5’ Hıristiyan, yüzde 10,5 Müslüman bulunduğunu göstermektedir13.
1923’te imzalanan Lozan Anlaşması ile
bölgedeki Hıristiyan Rumlar’ın Yunanistan’a gönderilmesi olayı da, bu bölgedeki
zorla Müslümanlaştırma iddialarıyla çelişmektedir.
İddia
edildiği gibi, sistemli bir Müslümanlaştırma olsaydı, 1923’e kadar bu bölgede
Hıristiyan nüfusun varlığı söz konusu olamayacaktı14. Ayrıca,
Ortodoks Hıristiyan olan Lazlar’ın, İstanbul Fener Partikliği’nin, 15.yüzyıldaki
politikalarına hizmet etmemeleri, çelişkilerinin bulunması, Osmanlı yönetiminin,
bu bölgeyi ele geçirdikten çok sonraları bile göz ardı edemeyeceği bir
realiteydi.
Bugün
tamamı Müslüman olan Lazlar içinden, Türkiye’nin hemen her yöresinden şeyh, şıh
çıkmış olmasına rağmen, “bu tür din adamları” çıkmamıştır. Bunun en önemli
nedeni, Müslümanlığı yakın bir zaman diliminde kabul etmiş olmalarıdır. Yörenin
dağlık, engebeli ve bireyciliğe dayalı doğasının da bu konuda önemli bir faktör
olduğu söylenebilir.
Lazlar az rastlanabilen bir dini hoşgörüye sahiptir. İslam Ansiklopedisi’nin
iddia ettiği gibi, Lazların fanatik Müslümanlığından bahsetmek mümkün değildir15.”
8 W.Feurstein,
a.g.y.
9 Bkz.
Muhammed Vanilişi, Ali Tandilava, Hayri Hayrioğlu (çev.), Lazların Tarihi, Ank
yayınları, İstanbul, 1992 (Din ile ilgili bölümler)
10 W.
Feurstein, a.g.y.
11 W.
Feurstein, a.g.y.
12
Mehmet Bilgin, Lazların Tarihi Bu Mu? Tarih ve Toplum, Şubat 1993.
13
M.Bilgin, a.g.y.
14 Bkz.
Stefanos Yerasimos, Milliyetler ve Sınırlar, s.352-353. İletişim yayınları,
İstanbul, İstanbul 1994.
15 W.Feurstein,
a.g.y.
(Dil Tarih Kültür ve Gelenekleriyle Lazlar, s.41, Ali İhsan, Aksamaz)