Ölüm
“Ölen
kişinin başında akrabaları nöbet tutar. Bunun nedeni, ölenin vücuduna kötü
ruhların girip yerleşmesini önlemektir. Ölenin ruhu, bedeninden çıkar çıkmaz
vücudu, elleri, ayakları ve gözü düzeltilir. Kadınlar odaya doluşarak feryada
başlar. Feryatları duyan köy halkı, birinin evinde ölüm olduğunu anlar ve ölü
evine koşar10.
Ölen
kişi, 24 saat misafir alıkonur. Eğer uzaktan gelecek akrabalar bekleniyorsa bu
süre uzatılabilir. Ölü, orta odada, geniş ve sert bir divan üzerine konur ve
üstü beyaz bir çarşafla örtülür. Varsa anne ve babası, başucunda oturur. Kardeş
ve yakın akrabaları çevresine dizilir. Uzaktan gelen akrabalar feryatla ölü
evine girer. Önce, evdekilerle sarmaş dolaş olunur, gözyaşı dökülür. Ölenin yüzü
açılarak bakılır, üzerine kapanarak ağlanır.
Komşular, bu acılı günde yardımcı olur. Kimisi mezarı hazırlar, kimisi tabut
yapımına girişir.
Ölü,
evden çıkarılırken çağlıklar duyulur. Ölen, tabutla mezara konur, ancak tabuta
kapak örtülmez. Gömme işleminden sonra mezarın iki başına birer tahta kazık
çakılır. Birinin üzerine ölenin kimliği yazılır11.
Geleneğe göre; gurbette ölen bir Laz mutlaka baba ocağına götürülmeli ve
akrabalarının yanına gömülmelidir12.”
10.
“... Her iki toplumda (Megreller ve Lazlar) ölünün evine giderken, cenazeye ya
da ölüye gidiyorum denmez. Ağlamaya gidiyorum denir.” (İrfan Unutmaz, Hüseyin
Keçe, Lazların Hıristiyan Akrabaları, Kimliklerini Arayan Megreller, Atlas aylık
gezi dergisi., s.10, Ocak 1994)
11.
M.Vanilişi / A.Tandilava, a.g.k., s.150.
12. “Bir Megrel nerede ölürse ölsün,
akrabaları cenazesini istirahat için evine getirmek, ağlamak ve ata toprağında
gömmek zorundadır. Bu gelenek bazen büyük yanlış anlamaları ortaya
çıkarmaktadır. Özellikle, bir kişi şehirde öldüğünde orada gömülür ve akrabaları
da cenazeyi kendi köyünde toprağa vermek için mezarından çıkarır. Ancak ölünün
mezarını açmak için yerel yönetimden izin, yönetimin emirlerine göre çeşitli
formaliteleri yerine getirmeyi gerektirir ve bu da zaman alır. Bir Megrel,
yasaların isteklerine, kendisine kuşaklar boyu ulaşan geleneklerden daha az önem
verir, gizlice mezarı kazar ve cenazeyi oradan çıkarır. Cesedi keserek parçalara
ayırır, böylelikle cenazeyi gizlice taşıması daha kolay olur. Son olarak cesedi
çürümeye ve kokmaya karşı tuzlar ve küfesine koyarak kendi köyüne götürür. Orada
açık olarak ağlar ve toprağa verir. Böylece dürüstçe, cenazesine karşı görevini
yerine getirmiş olur. Eğer cenaze kendi köyünde gömülmezse huzura ermemiş olur.”
(T.Saxokia, a.g.y.)
(Dil Tarih Kültür ve
Gelenekleriyle Lazlar, s.37, Ali İhsan, Aksamaz)