|
|
|
|
Aşiret ağası“Balik Aşireti’nde, daha önce de gördüğümüz gibi en büyük taifa olan molla Şerifi’nin ağası aynı zamanda tüm aşiretlerin de en önemli ağasıdır, şüphesiz normal kaideler de bunu gerektirir.* Liderin aşiret ağası olarak işlevi savaş dönemleri dışında çok önemli görünmemektedir. Ancak, savaş durumunda bu kişi otomatik olarak tüm grubun lideri olur ve bu durum şüphesiz ekonomik bir yarar da sağlar. Barış zamanlarında, ağaya uzaklarda yaşayan tebaası tarafından meyve ve benzeri armağanlar yollamak gibi ancak çok sembolik ödemeler yapılır. 1914-20 yılları arasındaki karışık dönem boyunca Balik Aşireti’nin gerçekte nasıl hareket ettiğine ilişkin mevcut bilgi ve kanıtlar çelişkilidir. Şeyh Muhammed, komutasındaki adamlarıyla işgalci Rus kuvvetlerini muzafferane bir katliama uğrattığını ileri sürerken, Nawpurdanlı Hamid Emin, Şeyh Muhammed’in korkup kaçtığını, Balik Aşireti’nin kalan kısmını imha olmaktan kurtaran ve Ruslar’ı bölgeden çıkaran kişinin kendisi olduğunu söylüyor. Gerçekte bunlardan hangisinin doğru olduğu bir tarafa, Şeyh Muhammed’in, Molla Şerifi taifası lideri olarak Balik Aşiretine savaşta liderlik etmesi gerektiği (bu yetkisini ister kullanmış olsun ister olmasın) açıktır. Harici idareyle karşılaşmanın ilk etkisi, aşiret ağasının diğer alt birim ağalarının aleyhine güç ve nüfuzunun artması olmuş. Hay bu durumu gayet samimi olarak şöyle belirtiyor: Aşiret ağasının hem kiracı çiftçilere hem de aşiret üyelerine karşı birçok sorumluluğu bulunmaktadır, bunların arasında en önemli olanı, hükümetle ilgili tüm konularda aşiretin sözcüsü olmasıdır. İngiliz yönetimi, daha önce Türkler’in de yaptığı gibi, aşiretlerinin sorun çıkarmasını önlemeleri karşılığında ağalara her yıl belirli miktarda bir maaş ödüyordu. Çeşitli uzantılarını ve yansımalarını ileriki bölümlerde tartışacak olduğum bu uygulama, aşiret ağasına mukayese edilemez bir ekonomik güç kazandırıyordu. Walaşlı Şeyh Muhammed’e ödenen maaş birkaç yıl önce kesilmiş ve tahmin edilebileceği gibi, Şeyh Muhammed’in aşiret ağası olarak sahip olduğu nüfuz çok hızlı bir şekilde azalmış. Yukarıda bahsettiğimiz Rayat ve Rast ağalarının karşıt iddialarının da gösterdiği gibi, Balik grubunun şu an işlevsel birliğe sahip bir aşiret olduğunu söyleyebilmek pek mümkün değildir. Şeyh Muhammed ise koltuklarını şişirerek hâlâ tüm toprağın kendisine ait olduğunu ve Şevdin ile Şukri taifalarının ancak herhangi bir zarar vermedikleri müddetçe yerlerinde kalabileceğini söylüyor. Şeyh Muhammed’in şu aralar (1938) muhtemelen saygınlığının doruğunda olduğunu söyleyebiliriz, çünkü yakın bir zamanda ‘parlamento üyesi’ olarak atanan Şeyh muhammed düzenli bir şekilde Bağdat’taki yasama meclisine katılıyor. Şeyh Muhammed’un bu görev karşılığında aldığı maaş oldukça önemsizdir, görevin asıl önemi, aşiret nazarında, hem Mutasarrıf hem de Bağdat yönetimiyle arasının iyi olduğunun bir göstergesi olmasıdır.” * Hay, geleneklere göre en tepedeki ağaya her sezonun başında belli büyüklükteki her bir sürüden gebe bir koyun hediye edildiğini belirtir. Ancak, Hay anlatımlarında klan ile aşiret arasında bir ayrım yapmıştır. Dolayısıyla, bu gelenekte söz konusu olanın aşiret ağasından ziyade taifa ağasına karşı bir sorumluluk olabileceğini düşünmek de mümkündür. (Rewanduz Kürtleri, Toplumsal ve İktisadi Örgütlenme, s.41, Edmund R. Leach, Aram Yayıncılık)
|