|
|
|
|
Klan Ağası“Köy ağaları ile kiracı çiftçiler arasındaki ilişkileri tanımlamış bulunuyoruz; köy ağalarının kendileri de taifa ağalarına bağlıdır. Taifa ağası denetimi altında bulunan tüm köylerin topraklarının kendisine ait olduğunu iddia etse de, köy ağası ile karşılaştırıldığında bu ‘sahiplik’ iddiası havada kalan bir sözden daha fazla bir şey ifade etmez. Taifa Ağası kendi egemenliği altında bulunanlardan herhangi bir vergi almaz ancak faydalı olduğu oranda onlardan birtakım armağanlar alır. Bu yüzdendir ki , Nawpurdanlı Hamid Emin Ağa aynı tiraya üye olsa bile, hem Balik alanının en önemli ağası hem de Molla Şerifi grubunun lideri olan Walaşlı Şeyh Muhammed Ağa’nın herhangi bir şekilde kendisinden daha üst bir konumda olduğunu kabul etmez. Şeyh Muhammed ise Hamid Emin Ağa’nın kendisinin tebaası olduğunu ileri sürmektedir. Bana göre, bu iki insanın düşünceleri arasındaki farkı ancak son zamanlarda siyasal bağların zayıflaması olgusu ile açıklayabiliriz. Öyle görünüyor ki taifa ağası, harici idarenin bölgeye girişinden önce, hükmeden bir toprak ağasından ziyade bir arabulucu ve üst mahkeme işlevi görmüş. Taifa Ağası küçük kavgalarda hakemlik yapar, su ve otlak kullanım hakları yüzünden komşu köyler arasında çıkan sorunları, boşanma yüzünden çıkan tartışmaları vb. çözermiş. Anlaşmazlığın tarafları, bu hizmetler karşılığında ağaya uygun bir şekilde ödeme yaparmış. Avrupa standartlarına göre değerlendirildiğinde böylesi bir adalet sistemi şüphesiz ki aşırı derecede sorunluydu; ancak muhtemelen yeterince iyi işliyordu. Bu tür yargı kararlarını yerine getirebilmek için ne tür müeyyidelerin uygulanabileceğini yeterince açık değildir. Bugün aşiret üyeleri ağaların önderliğindeki adalet mekanizmasını delmek için gerekli cesareti kendilerinde görüp sorunlarının çözümü için doğrudan polise başvuruyor. Bu iki sistem bir dereceye kadar yan yana çalışıyor, ancak ağanın sahip olduğu otoritenin sürekli olarak azalmasıyla birlikte bu tür davalar her geçen gün daha çok harici idarenin alanına girmekte. Eski sistemle yeni sistemin göreli verimlilikleri konusunda insanların görüşlerini almaya çalışmıştım. Sonuçlar ilginçti. Ağaların verdikleri kararların eskiden oldukça keyfi olup ahlaki doğrulardan ziyade akraba kayırıcılığı ve tarafların en azından çok hızlı bir şekilde alındığı söylenmişti. Öte yandan, iyi niyetli olduğu düşünülen modern uygulamanın pratikte yavaş, masraflı ve karışık olduğu dile getirilmişti. Verilen karar aleyhte olduğunda, daha varlıklı olan taraf her zaman bir üst mahkemeye temyiz için başvurabileceğinden ‘adalet’ önceden olduğu gibi şimdi de neredeyse tek yanlı olarak işliyordu. Ayrıca, polisin de en az ağalar kadar kural tanımaz olduğu hatta ağaların birtakım akrabalık yükümlülükleri nedeniyle keyfi kararlarında kendilerini sınırlandırırken, polislerin tek kaygısının daha yüksek fiyat verene adalet satmak olduğu iddia ediliyordu. Adalet sistemi bu kadar abartılı olmasa da birçok Irak polis memuru fazlasıyla rüşvetçi ve kural tanımazdır. Belki de tüm bunlar yüzünden Rewanduz’un en yüksek idari amiri olan yeni kaymakam hemen herkes tarafından tek dürüst ve samimi idareci olarak gösterilip alkışlanıyor. Genç polislerin rüşvet almasının, ağaların ekonomik statüsü ve dolayısıyla nüfuzları üzerinde muhtemelen önemli etkileri var. Bu durumu Dergelalı Hamid Emin Ağa bana şöyle anlatmıştı: ‘Eskiden yandaşlarımın hepsi bana hediyeler verirdi, şimdi ise buna güçleri yetmiyor, polislerle aralarını iyi tutmaları gerektiği için geriye bana verecekleri pek bir şey kalmıyor.’ Daha önceleri taifa ağası muhtemelen küçük ölçekli askeri faaliyetleri organize edebilecek bir konumdaymış, bugün bile bu durumun geçerliliğini kısmen koruduğunu söyleyebiliriz. Örneğin, bana bir keresinde şöyle bir olay anlatmıştı: Rayatlı Ali Ağa 1936’da adamlarını sınırın diğer tarafına göndererek taifasından bazı kişilerin hayvanlarını alıkoymalarına misilleme olarak İran polis karakolunu yağmalatmış. Böylesi olaylar muhakkak ki devlet yetkililerinin hiç mi hiç hoşuna gitmemektedir.” (Rewanduz Kürtleri, Toplumsal ve İktisadi Örgütlenme, s.39, Edmund R. Leach, Aram Yayıncılık)
|