|
|
|
|
Harici İdare“Harici idarenin biçimi ile bu monografide anlatılan Kürt toplumsal sistemi arasındaki ilişki çok da dolaysız değildir. Fakat temel tezdeki çeşitli noktalarda, özellikle iktisadi sorunlara değindiğimiz bölümde, idari örgütlenmenin içerisindeki unsurlara göndermelerde bulunmak zorunlu olacak. Bunun için de, harici örgütlenmenin değişik organlarının sahip olduğu işlevler ve bu organlar arasındaki karşılıklı ilişkiler hakkında kısa bir tanımlama yapmak iyi olacaktır. Irak’taki idari sistem, eski Osmanlı İmparatorluğu idari sisteminin içinden çıkmıştır. Kullanılan terminoloji birçok bakımdan hiç değiştirilmeden muhafaza edilmiştir. Burada tartıştığımız Kürt bölgesinin tamamı Erbil vilayetinin sınırları içinde kalır. Vilayet’in en yüksek sivil idari amiri, güvenlik ve genel idareden doğrudan sağlık, eğitim, tarım reformu gibi sosyal hizmetlerdense dolaylı olarak sorumlu olan Mutasarriftir (Mutasarrıf.)* Vergilendirme organizasyonu polis güçlerinin sıkı kontrolü altında, ancak aynı zamanda Mutasarrıf’ın yetkileri dahilindedir. Ancak askeriye ve yargı onun kontrolünün dışında kalır. Tartışmamızın konusu olan sahada, yönetimin sunduğu sosyal hizmetler son derece sınırlıdır, bununla birlikte eğitim sistemi bahsetmeye değerdir. Erbil’de hem ilkokul hem de ortaokul, Rewanduz’da ise sadece bir ilkokul vardır. Daha önce bir dönem Rewanduz’da da ortaokul varmış, ancak bir okul öğrencilerinin Arapça yerine Kürtçe eğitim talebiyle yaptıkları ulusalcı bir boykotun ardından kapatılmış. Bu okullara ekonomik nedenlerden dolayı yalnızca toplumun küçük bir tabakası devam edebilmektedir –önemli ağaların ve kasabada yaşayan tüccarların erkek çocukları gibi. Bu okullara ek olarak, daha büyük olan bazı köylerde, maaş alan resmi öğretmenler de vardır. Bu uygulamada niyet iyi olmakla birlikte pratik sonuçlar o kadar da iyi değildir. Maaşların düşüklüğü ve koşulların iyileştirilmesi için sunulan olanakların zayıflığı nedeniyle, eğitimli kişiler arasından en düşük niteliklere sahip olanlar bu tür görevlere talip olmaktadır. Balik bölgesinde verilen hükümet eğitimi şu ana kadar başarısız olmuştur. Genel düşünce hükümetin tüm eğitim memurlarının ahlaki olarak sapkın olduğu yönündedir. Şu iki örnek bu düşüncenin temellerini açıklayacaktır: Oraya yaptığım ziyaret esnasında, Balik bölgesindeki tek öğretmen Rayat Köyü’ne tayin edilmişti. Daha önce Rast Köy’nde görev yapan bu kişi Ağa’nın kızlarından biriyle evlenmiş, ama daha sonra onu boşamış daha doğrusu terk etmiş. Rast Ağası da evliliğin devam etmesi için mahkemeye başvurarak dava açmış. Aynı adam Rayat Köyü’nde de Molla’nın kızını baştan çıkarmış ve bir skandal olmasın diye kızla evlenmek durumunda kalmış. Ne var ki, bu da zaten kendi içinde bir skandaldı, çünkü Molla ve öğretmen doğaları gereği birbirine düşman olan kişiler olarak düşünülür. (Geleneksel bakış açısına göre eğitim, mollanın yerine getirmesi gereken temel görevdir.) Daha sonra ayrıntılı bir şekilde tartışacağımız başka bir olayda ise Walaş’ın ziraat danışmanı, gençlerin ahlakını bozduğu gerekçesiyle, muhtemelen, Ağa’nın bilgisi dahilinde öldürülmüştü. Burada, ne tür sağlık hizmetlerinin verildiği konusuna girmeyeceğiz. Çalışmanın yapıldığı bölgede, Erbil Vilayeti dışında meskun doktor bulmak mümkün değildi. Hükümet tarım reformu bağlamında, temel olarak çiftlik hayvanlarının ıslahı ve tütün benzeri değerli ürünlerin kalitesini yükseltme amacını güden çeşitli denemelerde bulunmuş. Hükümetin tütün kalitesini yükseltmek için sarf ettiği çabalar özellikle burada tartıştığımız bölge açısından önemlidir. Bu konunun ayrıntılarını daha sonra tartışacağız, ancak şu belirtilebilir ki, hükümetin bu türden yardımları insanseverlikten kaynaklanan girişimler değildi. Hükümetin satılabilir tütün için koyduğu ağır vergiler buralar için yaptığı harcamalardan çok daha fazlaydı. Bağımsız yargı Erbil’deki mahkeme aracılığıyla işler. Bu mahkeme pratikte bir temyiz mahkemesi gibidir, çünkü davalar öncelikle Müdir’in (müdür –kaza idare amiri), daha sonra Qa’im Maqam’ın (kaymakam-ilçe idare amiri) önüne gelir, ancak ondan sonra mahkeme heyetine iletilir. Ne bu tür ‘temyiz’ için geçerli kurallar hakkında ne de mahkemenin vereceği cezaların sınırları konusunda net bir bilgiye sahibim. Ancak şu kadarını söyleyebilirim: Yalnızca cinayet gibi ciddi olaylar otomatik olarak Erbil’deki mahkemeye iletilir. Askeriye barış dönemlerinde yalnızca Erbil ve Rewanduz’da bulunan kışlalarında konumlanır. Sivil ve askeri otoriteler arasında genel bir şüphe ve çelişki mevcuttur. Bu bölgede kamu alanında genellikle Kürtler ve Türkler çalışır, bu nedenle sivil hizmetler genel olarak Kürdo-fil (Kürtleri seven, Kürt yanlısı) bir nitelik sergiler. Buna karşılık orduda, temel olarak ‘barbar Kürtler’den nefret ettikleri ve korktukları herkesçe bilinen, Iraklı Araplar görev alır. Vilayet, her biri bir kaymakam tarafından yönetilen küçük idari birimlere (kaza) ayrılır. Bu alan çalışmasının yapıldığı .... A alanı, tamamen Rewanduz kazasının sınırları içinde kalıyor. Mutasarrıf’ın vilayetindeki sorumluluğu ile kaymakam kazadaki sorumluluğu benzerdir. Kazalar da, her biri bir Müdür tarafından yönetilen altbirimlere (nahiyelere) bölünür. Balik Aşireti’nin tümü Balik nahiyesi sınırları içinde ikamet ediyor –bu durumda idari birim aşiret birimiyle örtüşmektedir. Diğer taraftan Dergela Rewanduz’dan idare ediliyor. Müdür’ün dolaysız kontrolü altında olan bir polis birimi harici yönetim ile aşiret arasındaki irtibatı sağlar, ilişkileri düzenler. Bu genç memurların aldığı rüşvet, sistemin en kötü özelliğidir. Bu aynı zamanda aşiretlerin hükümete duyduğu hoşnutsuzluğun da temel sebebidir. Hay, kendi dönemindeki jandarmaların faaliyetlerini şöyle kaleme alıyor: ‘Eğitimsiz, kuralsız, sabıkalı zorbalar, yetkilerini mütemadiyen para sızdırmak için kullanıyorlar.’ Öyle görünüyor ki o zamandan bugüne pek bir şey değişmemiş.’ Hiyerarşik anlamda Müdür’ün bir alt konumunda muhtar bulunur ve her köyde bir muhtar bulunur.** Muhtarların temel görevi kayıt tutmak ve vergi toplamaktır. Dağ Kürtleri arasında, hiç değişmeksizin muhtar köy ağasıdır ve muhtar unvanı çok nadir kullanılır. Yukarıda tartıştığımız bölgedeki değişik yönetim organlarının olağan işlevlerinin kısa bir özetini vermeye çalıştım. Bundan sonraki bölümlerde hükümet ile aşiret arasındaki ilişkileri daha dinamik bir bakış açısıyla ele almaya çalışacağım.” * Bölgeyi ziyaret ettiğim zaman Erbil Mutasarrıflığı makamında, görece gelişmiş bir kent olan Süleymaniye’den Ahmet Bey vardı. Tevfik bey’in oğlu Ahmed Bey, son derece tutarlı bir kişiliğe ve üstün zekaya sahip bir Kürt’tü. Ahmed Bey’in yardımları sayesinde bu çalışmayı yapabildiğim için kendisine minnettarım, özellikle de çok hassas bir noktada olan siyasal konumuna rağmen sunduğu yardımlar ve sağladığı kolaylıklar için. D sıralar isyan etmiş olan Pizdeh aşiretlerinin liderleriyle hasım olduğu için Ahmed Bey’e Bağdat yönetimindeki bazı Araplar şüphe ile bakıyordu. Buna, Ahmed Bey’in İngiliz taraftarı olarak bilinmesi durumu eklenince –ki bu modern Irak’ta asla istenmeyecek bir şeydir- şüphe iki katına çıktı. Bu durumda, tarafıma bazı seyahat kolaylıkları sağlaması yolundaki ricam, iyice uygunsuz düşüyordu. Bu koşullar altında kendisinden aldığım yardımların değeri kat be kat arttı. ** Irak’ta Türk egemenliğinin olduğu zamanlardan beri zorunlu askerlik yapma söz konusudur ve bütün Kürtler’in askerlik yapma zorunluluğu vardır. Muhtarın görevlerinden biri de doğumları kaydetmek ve askerlik yaşı gelenlerin isimlerini Müdür’e bildirmektir. Son dönemlere kadar gerçek anlamda kayıtlar tutulmamıştır. Askerlik yapmamak için gerekli olan tek şey ise doğru kişiye doğru zamanda uygun hediyeler vermektir. Öte yandan askerlik hizmeti Ağa’nın istemediği kişilerden kurtulması için gayet münasip bir araçtır. En azından, tercümanımın bana anlattığı durum bu şekilde özetlenebilir. Ancak, askere alınanların gerçek sayısı hakkında herhangi bir bilgi edinemedim. (Rewanduz Kürtleri, Toplumsal ve İktisadi Örgütlenme, s.29, Edmund R. Leach, Aram Yayıncılık)
|